Aşk Varsa

Venüs – Aman Allahım Marsss, sen ne yaptın böyle?

Mars – Valla ben bir şey yapmadım Venüs.

Venüs – Bana mektup yazmışsın ya ondan bahsediyorum.

Mars – Hee o mu? Demek nihayet mektubumu aldın? Ben de merakla sana ne zaman ulaşacak diye bekliyordum. Bu dünyada işler çok yavaş ilerliyor. Kestiremiyorum valla. 😉

Venüs – Gel buraya sana sıkıca sarılmak istiyorum.

Mars – Canım benim. 🥰 Venüsüm… 💛💛💛 Hmmm.

Venüs – 😍😍😍

Mars – Ay ne kadar içten sarıldın. Ben sana bundan sonra hep mektup yazayım en iyisi.

Venüs – Böyle bir şey beklemiyordum hiç. Zarfın üstünde adımı görünce çok şaşırdım. İlk işim hemen arkasına bakmak oldu. Yalnız zarfın arkasına ismini yazmamışsın, kimden geldiğini hemen anlayamadım o yüzden.

Mars – Gizemi severim bilirsin.

Venüs – Ahh sorma. Mektup denen şey ne kadar güzel bir şeymiş bu arada. Sayende bunu öğrenmiş oldum. İnsanlar artık niye birbirine mektup göndermiyor ki sanki? Anlamıyorum. Böyle bir duygudan kendilerini nasıl mahrum bırakıyorlar?

Mars – Bilmiyorum. Ben hiç mektup almadım bugüne kadar ama aylar önce Elif ile kızı Duru’nun İstanbul’da yaşayan anne ve babasına beraber mektup yazdıklarını görünce, aklıma böyle bir fikir geldi. Sana mektup yazarak süpriz yapmak istedim. Sahi Duru’nun öğretmenleri ne iyi düşünmüş, bu etkinliği yaparak değil mi? Ben sana yazarken bile çok duygulandım, kimbilir beklemediğin bir anda sevdiğin birinden mektup almak ve onun duygularını öğrenmek ne güzel bir hisdir.

Venüs – Güzel evet çok güzel tabi ama anlatılamayacak kadar da özel bir duygu. Bambaşka bir şey bu doğrusu. Okurken o kadar çok ağladım ki.

Mars – Ağladın mı? Ama ben seni üzmek istemedim ki. Yazdıklarıma üzüldün mü yoksa?

Venüs – Üzülmedim de hüzün dedikleri şey oldu galiba. Çok duygulandım senin dediğin gibi. Beni hep böyle şaşırtıyorsun zaten. Açıkça bir şey itiraf etmem lazım. Bazen senden beklediğim bazı şeyler var, bazen direk istiyorum da ama sen bunları yapmıyorsun. Çok bozuluyorum. Sonra hiç beklemediğim bir şey yapıyorsun ve beklediğim şeyden çok daha fazla etkiliyor beni. Önemli olan etkilemesi de değil aslında. Bana o kadar sahici bir duygu yaşatıyorsun ki. Anlatamam sana. Meğer beklemediğin şey beklediğin şeyden daha sıcakmış Mars.

Mars – Mutlu olmana sevindim. Benim sana bugün başka bir sürprizim daha vardı ama sen ne biçim giyinmişsin böyle Venüs?

Venüs – Senin için… Ben… Şey… 😥 Niye ki? Beğenmedin mi?

Mars – Çok güzel olmuşsun hatta fazla güzel olmuşsun ama ben seni maça götürecektim. Sen düğüne gidecekmiş gibi giyinmişsin. Ben seni böyle nasıl maça götüreyim? Gülerler bize valla.

Venüs – Maça mı? Niye daha önce söylemedin Mars? Bu halde gidemem tabi. Hiç olacak iş mi?

Mars – Topuklu ayakkabı bile giymişsin. İnanmıyorum sana yaa. Sen böyle giyinmezsin ki nerden çıktı şimdi bu?

Venüs – Mektubunu okuyunca ben de sana güzellik yapmak istedim. Senin için süslendim. Beni böyle görmek hoşuna gider sanmıştım. Nerden bileyim beni maça götüreceğini. Hani lig kapandı demiştin.

Mars – Bu hafta açılıyor ama ben seni çok daha özel bir maça götürecektim. Bu akşam Beşiktaş Arena’da Liverpool ile Chelsea arasında oynanacak olan Süper Kupa maçı var. Hazır Elif ile İstanbul’a geldik. Bu fırsatı değerlendirmek istemiştim. Üstelik maçı yönetecek hakem kadın. Buna bayılırsın diye düşünmüştüm.

Venüs – Ay haklısın pek hoşmuş. Ne yapayım bilemedim ki. O kadar da uzun sürdü ki hazırlanmam bütün günümü buna harcadım resmen. 🙈

Mars – Ahh Venüs ahh…

Venüs – 😥

Mars – Aklıma bir fikir geldi. Elif’lerin evine gidip onun ailesiyle birlikte izleyebiliriz. Ne dersin? Babası ile abisi kesin seyrederler maçı. Hem seni stadyuma götürmeden önce ofsaytı sakin bir ortamda anlatmış olurum.

Venüs – Ben ofsayt nedir biliyorum ki.

Mars – Sahi mi? Söyle peki nedir? Bakayım gerçekten anlamış mısın?

Venüs – Çok basit Mars. Şimdi diyelim ben seni öpmeye geliyorum. Seni Uranüs gelip benden önce öperse ofsayt oluyor.

Mars – Ay ben de ciddi ciddi seni dinliyorum.

Venüs – Ciddiyim ki. Öyle bir durumda kırmızı kartı yer oyundan çıkarsın valla Mars ona göre. Ayrıca bu ofsayt nedir efsanesine de kıl oluyorum. Hem kadın hakem yönetiyor diye bana jest yapmak istiyorsun hem de bir kadın olarak ofsaytı anlayamayacağımı ima ediyorsun. Pes valla.

Mars – Tamam tamam özür dilerim. O zaman napıyoruz? Gidiyor muyuz Eliflere?

Venüs – Tamam olur hadi gidelim. Hem şu topuklu ayakkabıları da ayağımdan bir an önce çıkartma şansım olur.

Mars – Madem rahat değilsin bunlarla ne diye giydin ki anlamadım zaten. Topuklu ayakkabı sevmezsin ki sen?

Venüs – Ne bilim geçen Uranüs’te görünce…

Mars – Ben sen nasıl rahat ediyorsan öyle giyinmeni isterim Venüs. Sana yakışanı giymen benim için yeterli ki. Ayrıca hiç umrumda olmayan şu kadını sürekli bana düşündürttüğünü farkında mısın acaba?

Venüs – Haklısın. Özür dilerim. Tamam şu andan itibaren yeni bir sayfa açıyorum. Bir daha ondan bahsetmeyeceğim söz.

Mars – Ohh bee nihayet. Hele şükür. Yalnız ben diyorum ki, Elif’lere gitmeden önce şu ofsaytı sen bana uygulamalı mı anlatsan acaba? Beni öpmeye gelişinden başlasan mesela nasıl olur? 😉

Venüs – 😂 Seve seve anlatırım Mars. Hatta dilersen banttan tekrar yayını bile yapabilirim senin için. 😉

Mars – Heh! İşte bana bunlarla gel Venüs… 😍😍😍

Venüs – 😍😍😍

Didem Elif

Not: İki tarafta da aşk varsa ve tabi ölüm yoksa birlikte olmak için illa bir yol bulunuyor. Taraflardan birinde aşk yoksa ölüm olmasa da yapacak bir şey yok kanımca. Sözleri ve müziği yazar Tuna Kiremitçi’nin olan Varsın Bu Dünyada adlı şarkı hoşuma gitti bu yüzden. Meseleyi güzel anlatmış. Keyifli dinlemeler.

Edebiyatla kalın,

Sevgilerimle…

Beğeni ve takip için tıklayınız...
error

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.