Bağ

Venüs – Offf yaaa…

Mars – Hayırdır Venüs ne oldu?

Venüs – Şimdi telefonla Türkiye’yi aramak için operatöre adımı yazdırdım. Adımın Venüs olduğunu söylüyorum. O bana habire Veynası gibi bir şey diyor. Nedir benim şu adımdan çektiğim bu hayatta anlamadım. Koskoca Japonya’da adımı doğru düzgün söyleyen bir kişi bile çıkmayacak mı karşıma Allah aşkına?

Mars – Hahaha. Üzüldüğün şeye bak Venüs. Ben de bir sorun çıktı sandım. Adını yazdırdın sonuçta ama değil mi?

Venüs – Evet evet yazdırdım. 🙂 Bakalım ne zaman bağlayacaklar? Bekleyeceğiz artık.

Mars – Kimi arıyorsun peki?

Venüs – Uranüs’ü.

Mars – Uranüs’ü mü? Allah Allah! O da nereden çıktı ki şimdi?

Venüs – Japonya’ya gelecekmiş de, gelirken İstanbul’dan bir şey getirmesini isteyecektim.

Mars – Sahi mi? Uranüs Japonya’ya mı geliyormuş?

Venüs – Ne o, çok mu sevindin?

Mars – Yok be ne sevineceğim. Meraklandım sadece. Niye geliyormuş ki buralara acaba? Ne zaman geliyormuş?

Venüs – Şu an hiçbir şey bilmiyorum. Adımı bile söyleyemeyen şu operatör bağlayabilirse eğer, görüştüğümde öğrenebileceğim.

Mars – :))))

Venüs – Zaten bu teknoloji denilen işten ben hiçbir şey anlamadım. Japonya’nın içinde her yerde cep telefonu kullanabiliyoruz ama yurt dışını aramak için operatöre bağlanıp adımızı yazdırmamız gerekiyor. Şaka gibi. Valla şaka gibi. Bu cennet köşesi denen yer hem gelişmiş hem gelişmemiş. Pek acayip şey.

Mars – Çünkü bulunduğumuz internet sayfasında geçmiş ve gelecek aynı zamanda yazılıyor Venüs, ondan olsa gerek.

Venüs – Nasıl yani?

Mars – Zaman konusunda bir sürü bilimsel okuma yapmadan sana bunu anlatmaya çalışıp kafanı daha fazla karıştırmak istemem ama paralel evren diye bir şey var. Elif onu anlatmaya çalışıyor olmalı.

Venüs – Eskiden Elif’in annesinin evinde kullanılan paralel telefonlar gibi bir şey mi?

Mars – Hahaha. Ne ilginç benzetmelerin var. Ama evet aynı farklı odalara bağlanan paralel telefonlar gibi diyebiliriz aslında. Telefonlardan birini geçmiş, birini gelecek gibi düşün. Ve aralarında eş zamanlı paralel bir bağlantı olduğunu…

Venüs – Ayy dur Mars. Kafam iyice karıştı. Neyse Uranüs’ü bağlasın da şu operatör ne zaman bağlarsa, nasıl bağlarsa bağlasın. Başka hiçbir şey istemiyorum.

Mars – Hayret! Şaşırtıyorsun beni bazen. Uranüs’ü sevmediğini sanıyordum.

Venüs – Elif’in karakter sıkıntısı var. Az karakterle çok şey anlatmaya çalışıyor da, ondan Uranüs’ü ilk gördüğümde hoşlanmamıştım. Yoksa çok tatlı bir kadınmış meğer.

Mars – Tanıyınca seveceğini biliyordum.

Venüs – Evet çok sevdim gerçekten. Çok kafa biri. Yalnız tek bir kusuru var. Çok sigara içiyor. Bir keresinde böyle karşılıklı senle oturduğumuz gibi oturuyorduk. Oturduğumuz kafenin adını hatırlayamadım şimdi. Duvarında bir film afişi vardı. Neyse… Sigara konusunda bana değişik şeyler anlatmıştı. Söyledikleri o an zihnimi açmıştı valla. Ama yine de işte kendisi bir türlü bırakamıyor.

Mars – Ne anlatmıştı ki?

Venüs – Yakından tanıdığı birinin çocuğu genç yaşta çok feci bir trafik kazasında ölmüş. O da destek olmak için o akşam evine gitmiş kadının. Kadın perişanmış tabi. Oğlunu nasıl soğuk morgda bırakıp eve geldiğine üzülüp ağlıyormuş. O an şöyle düşünmüş. Bu kadın en sevdiği varlığı olan çocuğunu morgda bırakıp eve geldi, bense bana ve bütüne zarar verdiğini bildiğim şu sigarayı bile bırakamıyorum. O gün bununla ilgili duyduğu vicdan azabını anlattığında çok etkilenmiştim.

Mars – Ah ne kadar üzücü bir hikaye. Neyse daha güzel şeylerden konuşalım Venüs. Hem sen Uranüs’le ne ara bu kadar samimi oldun ben anlamadım. Bundan benim niye hiç haberim yok?

Venüs – O kısımları Elif daha yazmadığı için öğrenemedin tabi. Böyle canlı bir şekilde öğreniyorsun işte fena mı?

Mars – Sürprizlerle dolusun Venüs.

Venüs – 🙂

Mars – Sahi sen ne isteyecektin Uranüs’ten?

Venüs – Saç boyası.

Mars – Saç boyası mı?

Venüs – Evet. Benim burada her zaman kullandığım markayı bulmam zor oluyor da. Şöyle topluca getirsen ne güzel olur diyecektim.

Mars – Ciddi olamazsın Venüs! Senin saçların boya mıydı? Sen gerçek esmer değil misin?

Venüs – Aaa üstüme iyilik sağlık. Tabi ki gerçek esmerim. Sanki solaryumda mı kararttım ben bu teni Mars. Aşk olsun. Sadece milyarlarca yıl yaşım olunca artık beyazladı saçlarım tabi. Aslında bana kalsa çoktan doğal haline bırakırdım da sen bakımlı kadın seviyorsun diye yapamıyorum.

Mars – :))))

Venüs – Ayy sen bana ne güzel gülümsedin az önce öyle… Keşke şu anı kameraya kaydedebilseydim Mars.

Mars – Niye ki?

Venüs – Tekrar tekrar izlerdim. Öyle güzel gülümsüyorsun ki.

Mars – 🙂 Çok alemsin Venüs. E o zaman ben sana kaydedeyim gülümsememi, sen istediğin zaman izle.

Venüs – Öyle olur mu canım, sen de… Kendiliğinden bana gülümsedin. Hiçbir şey onun yerini tutar mı hiç? İçime yayılan sıcaklığı anlatabilsem keşke.

Mars – Ama sen böyle konuşunca benim de içime bir sıcaklık yayılıyor Venüs.

Mars Venüs’e iyice yaklaşıp onu boynundan öpmeye başlar. Elbisesinin yakasını sıyırıp omzuna doğru ilerlerken birden telefon çalar.

Mars – Hah! Tam zamanında bağlandı yani…

Venüs – Evet sorma. Uranüs sağ olsun tam zamanında yetişip kurtardı beni. :))) Aferin valla ona… :))

Didem Elif

Not: Pandemi tüm dünya için ciddi tehlike yaratıp da ülkeler arası dolaşım durduğunda, pek çok kişi kısa süreliğine gittiği ülkede mahsur kaldı. Bir arkadaşım; Türkiye’deki eşine ve çocuğuna bir an önce kavuşmak istemesine rağmen, İngiltere’de haftalarca kalmak zorundaydı mesela. Kaş’ta ise; yurt dışından tatile gelen bir grup genç, aylarca ülkesine dönemedi. Şimdi uluslararası dolaşımın açılmasıyla herkes bir yerlere gitme peşine düştü. Yalnız ikinci dalganın ne zaman geleceği belli olmaz. Ben hanımların yola çıkmadan önce valizlerine birkaç tüp boya atmalarını öneririm. Ne de olsa birinci dalgada saç meselesi, kadın erkek herkesin en büyük sorunlardan biri olmuştu. 🙂

Sevgilerimle…