Bayram

Mars ve Venüs daha önce hiç gitmedikleri köy yollarında el ele yürümektedir.

Mars – Biliyor musun Venüs? Eskiden bayramın sevdiklerinde bir araya gelmek olduğunu düşünürdüm. Şimdi ise çok daha başka algılıyorum.

Venüs – E haklıymışsın ama. Sen yanımda olmasan bayramın ne anlamı olurdu ki.

Mars – Evet yan yana olmamız çok güzel elbette. Ama bence uzak ya da yakın olmak çok fark etmiyor. Gönüller birse ve nerede olursan ol bir şekilde birbirine ulaşabiliyorsan hele ki kalpten bir dille konuşabiliyorsan o çok daha önemli bir şey bence. Yaşadıkları süreçte baksana insanlar bayramda bir araya gelemediler. Yine de internet sayesinde birbirleriyle en azından konuşabildiler. O sevgi akışını hissedebildiler. Bazen öyle olur ki, sevdiğin yanındadır ama konuşamazsın. Sağır ve kör olur iki kalp birbirine.

Venüs – Evet doğru söylüyorsun. Ayyy ben konuşamazsam çatlarım valla.

Mars – 🙂

Mars duraksar. Anlatma konusunda biraz kararsızlık yaşadıktan sonra konuşmaya devam eder.

Mars – Kaş’ın sahillerinden birinde Del4 ile otururken sana bir not yazıp şişeyle denize attım. Aptalca bir hareketti belki. Sonuçta sana ulaşıp ulaşmayacağını hiç bilmiyordum. Belki de eline geçmeyecekti ve notumu hiçbir zaman okumayacaktın. Belki sana ulaşıp da okusan bile senin için hiçbir şey ifade etmeyecekti. Yine de kalbimden geçeni seninle konuşmak istedim. Beni duyduğuna inanmak o an bana iyi geldi.

Venüs – Mars inanmayacaksın bana ama bununla ilgili çok acayip bir şey oldu.

Mars – Yoksa şişedeki notu buldun ve okudun mu?

Venüs – Hayır gerçekte elime ulaşmadı ama ben bu anlattığını rüyamda gördüm.

Mars – Dalga geçiyorsun benimle değil mi?

Venüs – Hayır canım dalga geçmiyorum. Rüyamda Patara kumsalında su ayaklarıma gelecek kadar deniz kenarına oturuyorum. Birden bir şişe değiyor ayaklarıma. “Ne insanlar var, denize şişe atmışlar,” diyerek şişeyi elime alıyorum. Sonra bir bakıyorum içinde bir kağıt var. Hemen şişeyi kırıp kağıdı okuyorum. Altında ismin yazmıyor ama senden geldiğini anlıyorum. Çok mutlu oluyorum. Derken ter içinde rüyamdan uyandım. Rüyanın hissi o kadar gerçek gibiydi ki. Meğer gerçekten sen bana not yollamışsın. Sence de bu yaşadığımız çok acayip değil mi? İyice kafayı yedin artık Venüs saçma sapan rüyalar görüyorsun diyordum kendi kendime. Anlattıkların benim için şu an bir işaret gibi. Aramızda gerçekten bir iletişim olduğuna biraz daha emin oldum sonunda. Bunu anlattığın için teşekkür ederim.

Mars – Evet anlatıp anlatmamak konusunda tereddüt içindeydim doğrusu. Yalnız Venüs, kağıtta yazan notu da tutturursan ben artık senin gerçekten bir büyücü olduğunu düşünmeye başlayacağım. 🙂

Venüs – Notta şöyle yazıyordu. “Özledim teninin kokusunu özledim, Özledim sımsıcak nefesini özledim, Özledim sohbetini o sesini özledim.” Sen de öyle mi yazmıştın?

Mars – :))) Elif’in ısrarla üstümde kurmaya çalıştığı bu Selami Şahin baskısı nedir Allah aşkına?

Venüs – Hahahaha. “Ben Sevdalı Sen Belalı” şarkısından cümleler seçmediğine dua et sen.

O sırada yanlarından geçen bir kamyonet onlara korna çalar. İkisi de aynı anda anlam veremedikleri bu ani sese doğru dönüp bakarlar. Araçtan Noel Hoca’nın indiğini görünce şaşırırlar. Noel Hoca önce şoförle bir şeyler konuşur. Ardından kamyonet hareket eder ve Noel Hoca, Venüs ile Mars’ın yanına gelir.

Mars – Hep ilginç bir şekilde karşımıza çıkıyorsun doğrusu. Seni sürekli Antik bölgede görmeye alışınca böyle köyün içinde karşılaşmak çok tuhaf geldi.

Venüs – Ay hakikaten. Üstelik o tuhaf şapkanı nihayet çıkartmışsın. Ne güzel olmuş… Yüzünün güzelliği ortaya çıkmış. Ohh miss…

Mars – Bana kalsa çıkartmazdım da berberim bu şapkayı sürekli takmaya devam edersem kel kalabileceğimi söyledi. Ben de mecburen takmayı bıraktım.

Venüs – Berberin doğru söylemiş valla. Zaten erkeklerle ilgili bu konu çok can sıkıcı. Yakışıklı diye gençken beğenip evleniyorsun adam kırkından sonra bakmışsın kel olmuş. O yüzden bence en iyisi bizim gibi olgun yaşlarda neye dönüştüğünü görüp bir araya gelmek.

Mars – :)))

Noel Hoca – Siz nereye yürüyordunuz böyle? Çarşıda işiniz mi var?

Venüs – Hazır artık Mars’ın ayakkabıları varken yürüyerek bir köy meydanına inelim değişiklik olsun dedik. Del4’un ona Kaş’tan ayakkabı aldığı çok iyi oldu. Böylece istediğimiz gibi rahatça yürüyebiliyoruz.

Noel Hoca – Keyfinizin yerinde olmasına sevindim.

Mars – Peki ya sen neden buradasın?

Noel Hoca – Demre’ye kamyonetle eşya götürüyorum da, kamyonete yerleştirme işimiz bittikten sonra şoför çarşıda çay içerek biraz dinlenmek istedi. O sırada sizi yürürken görünce yanınıza gelmek istedim. Bu süreyi sizinle beraber geçireyim dedim.

Venüs – Hani taşınmana daha birkaç ay vardı? Şimdiden niye eşya götürüyorsun?

Noel Hoca elindekini hafifçe havaya kaldırır. Venüs ve Mars Noel Hoca’nın elinde bir şey taşıdığını o zaman fark ederler.

Noel Hoca – Bunu Demre’de müzeye teslim etmem gerekiyor. Hazır gitmişken biraz da eşya götürsem iyi olur diye düşündüm.

Venüs – Aaa elindeki ne güzel bir küp öyle.

Mars – Küp mü? Çok alemsin Venüs!!! Oldu olacak testi de bari. Amfora bu amfora!

Venüs – Aman ne fark eder. Hem ne anlarım ben amforadan filan. Dediğin gibi tıpkı testi işte.

Mars – :)) Amfora yani antik döneme ait bir çömlek bu Venüs. Çok değerli bir eser.

Venüs amforayı Noel Hoca’dan alıp elinde çevirerek dikkatle inceler.

Venüs – Gerçekten çok güzelmiş. Bayıldım! Bak Mars, üzerinde bir kadın ve bir erkek resmi var. Tıpkı bizim gibi el ele tutuşmuşlar. :)) Testinin bazı yerleri kırılmış ama olsun.

Mars – Vayy çok iyi… Nereden buldun bunu Noel Hoca?

Noel Hoca – Geçenlerde kendi başıma şnorkelle dalış yaparken bir kayanın dibinde tesadüfen karşıma çıktı. Normalde denizin dibinden böyle antik parçalar gördüğümde çıkarmam ama bunun deseni benim de çok hoşuma gitti. Bunun mutlaka herkese açık bir müzede sergilenmesi gerektiğini düşündüm. Şimdi onu teslim etmeye gidiyorum. Ayrıca müzede çalışmak için görüşmeler yapmak istiyorum. Onun için de vesile olur dedim.

Venüs – Çalışmak mı?

Noel Hoca – Evet Uzaktan Üniversite Eğitimime devam ederken bir yandan da bir müzede çalışmak istiyorum. Aslına bakarsan Demre’ye taşınmamın en büyük sebebi bu.

Mars – Üniversitede okuduğunu hiç bilmiyordum. Hangi bölüm peki?

Noel Hoca – Dünya Üniversitesi – Evrensel Bilimler Fakültesi – Dayanışma, Birlik ve Bütünsellik Bölümü.

Venüs – Ooo ne uzunmuş. Bu bölümü ilk kez duyuyorum.

Noel Hoca – Yeni açıldı zaten. İlk mezunlarından olacağım.

Mars – Bunun okulunu okumaya ne gerek var anlamadım. Dayanışma ve birlik deyince herkes ne yapacağını bilir. Türk tarihi bunun örnekleriyle dolu.

Noel Hoca – Öyle deme. Evet birlik ve dayanışma duygusu özümüzde var ama Atatürk gibi bilgiyi pusula yapmış bir adam liderlik yapmasaydı, Türk halkı birlik ve dayanışma içinde olarak kurtuluş mücadelesini veremezdi. Atatürk insanların özünde olan o duyguyu açığa çıkarttı ve onu en iyi şekilde değerlendirmeyi başardı. Sonuçta sürekli değişim halinde olan, içinde zıtlıkları barındıran bir sistemin içinde yaşıyoruz. Bu da uzun süre dayanışma ve birlik duygusunda kalmayı zorlaştırıyor. Ayrıca Diyalektik Düşünce dersinden tut, Hakikat, Sentez gibi aldığım derslerde öğrendiklerim öyle sandığınız gibi basit şeyler değil. Zamansal Boyut sınavını verene kadar anam ağladı.

Venüs – Diva elektrik midir nedir ondan hiç anlamam ben ama sürekli bir değişim içinde olduğumuz konusunda Noel Hoca’ya katılıyorum Mars. Mevsimler bile değişiyor baksana. Nerde o eski yazlar?

Mars – :))

Genelde çok ciddi duruşlu olan Noel Hoca da Venüs’ün cümlelerine gülümser.

Noel Hoca – Diyalektik Düşünce en sevdiğim derstir. Aslında Elif sizin diyaloglarınızda elinden geldiğince bu düşünme sistemini uygulamaya uğraşıyor.

Mars – Bana hep geçmişi kurcalıyor gibi geliyor.

Noel Hoca – Yooo. Aslında bunu bir diyaloğunuzda anlatmaya çalışmıştı. Geçmiş, gelecek ve hatta şimdiyi aynı anda yazıyor. Paralel evren…

Venüs – Ayyy lütfen şu konuları konuşmaya başlamayın yine. Sen esas taşınınca sevdiğin kız ne olacak onu merak ediyorum ben. İnsan hiç sevdiğinden uzaklara taşınır mı? Duygularını anlattın değil mi ona? Aman Allahım, yoksa açıldın da seninle olmak istemedi mi? Ondan mı uzaklara gitmeyi bu kadar çok istiyorsun?

Noel Hoca – Yok canım ne alakası var. O zaten Demre’de yaşıyor ki.

Mars – Aaa demek sen o yüzden Demre’ye taşınmak istiyorsun.

Noel Hoca sinirlenmeye başlar. Yüzünde oldukça sert bir ifade oluşur.

Noel Hoca – Hiç ilgisi yok. Bir başkası için almadım ben bu kararı. Bu tamamen benim kendi yolculuğum. Demre’deki gibi burada müze yok. Böyle olması daha doğru geldi. Hepsi bu. Akış belirleyecek her şeyi aslında. En yakın yer olduğu için Demre’de yaşamayı seçtim. Sonuçta Türkiye Arkeoloji müzesi anlamında çok zengin bir ülke. Demre’de istediğim gibi bir iş bulabilirim diye düşündüm ama eğer bulamazsam şansımı başka yerlerde deneyeceğim. Artık 18 yaşındayım. Kendi hayatımı kimseye bağımlı olmadan kurmak istiyorum. Hem ancak o zaman sevdiğim kıza “Benimle ol,” diyebilirim.

Venüs – Yaşın bunları düşünmek için çok erken değil mi?

Mars – Düşündüm de Venüs, biz de bir iş bulsak ve böyle sokak ortalarında avare avare gezmesek iyi olacak aslında. Bir işle uğraşmadan lak lakla ömür mü geçermiş? Elif bize de birer meslek bulsa iyi eder.

Venüs – Doğru söylüyorsun. Hem mesleği olan karakterler olsak konuşmalarımız daha etkili olur.

Mars – Gerçi bu mesleği seçme işini Elif’e bırakmamak lazım. Ne me lazım gider şimdi beni Son Ütücü filan yapar bu deli… 🙂

Venüs – Ayyy ne iyi fikir.

Mars – Bak dedim ben sana. :))

Venüs – Yok yok iyi fikir derken, sen yakışıklı terzi ol, ben de dillere destan güzellikte son ütücü olayım. Düşünsene ne güzel olur. Terzi ve son ütücünün yüzyıllarca süren efsane aşkı… Bence kimse yazmamıştır bu hikayeyi.

Mars – Gerçekten diktiklerimi ütüleyebilir misin Venüs?

Venüs – Aaa şaka yapıyorum zannediyor. Sen dikmeyi öğrendin de benim yapacağım ütüden mi şüphe ediyorsun?

Mars – :))))

Noel Hoca – Madem bu kadar niyetlisiniz. Öyleyse ilk müşteriniz de ben olayım. Yakında yeni giysilere ihtiyacım olacak.

Hep beraber yürüyerek caminin önüne kadar gelmişlerdir. O sırada Noel Hocanın telefonu çalmaya başlar.

Noel Hoca – Şoför arıyor benim şimdi gitmem gerek arkadaşlar. Dönünce yine görüşürüz. İyi bakın kendinize.

Venüs ve Mars Noel Hoca’nın gittiği yöne doğru el sallayıp el ele yürümeye devam ederler. Bu sefer hiç konuşmazlar. Her ikisi de düşüncelere dalmıştır.

Didem Elif