Cesaret

Mars Kaş sahilinde Del4 ile konuşurken birden elindeki şişeyi denize atar. Bunu gören Del4 bağırır.

Del4 – Aaa ne yapıyorsun? Niye içtiğin şişeyi denize attın? Deniz kirletilir mi hiç? Aşk olsun sana Mars. Etrafta çöp tenekesi olmayabilir ama bana verseydin, ben sonra çöpe atardım. Hiç beklemediğim bir şey yaptın doğrusu. Çok şaşırtıyorsun beni valla.

Mars – Denize çöp atmayı ben de hiç istemem tabi ki ama mecbur kaldım. Hem bu şişe çöp sayılmaz. İçine not koydum. Belki Venüs’e ulaşır umuduyla…

Del4 – Şaka yapıyor olmalısın. O şişenin Kaş sahilinden Patara sahiline ulaşma ihtimalinin ne kadar zayıf olduğunu biliyorsun öyle değil mi? Hayır diyelim ki deniz yoluyla ulaşsa bile Patara kumsalı ne kadar büyük unuttun mu? Yani şişe akıntıyla Patara sahiline ulaşacak, koca kumsalda Venüs’ün önüne çıkacak, Venüs o şişenin içine bakmayı akıl edecek filan. Oooo ölme eşeğim ölme…

Mars – Elif’in öyküsünü baştan sona düşünürsen; bugüne kadar başıma gelenlerin gerçekleşme ihtimaliyle kıyasladığımızda, gene en ihtimali olan şeyi yaptım şu an Del4cum. :)))

Del4 – O da doğru ya. :))) Yalnız onun hapishane hikayesine müdahale etmen doğru değil. Kendi yolunu kendi bulmalı. Noel Hoca anlattı ya sana Mars. Söylediklerini dinlemedin mi?

Mars – Ona ulaşmaya çalışmamam gerek biliyorum, denize şişe atmam da hoş bir hareket değildi anladık. O an hasretten içim o kadar yandı ki, dayanamadım işte ne yapayım.

Del4 Mars’ın içten sözlerinden çok etkilenir.

Del 4 – Bir de gerçekten ulaşırmış var ya. Ayy bunu düşününce çok heyecanlandım. Şişenin içine koyduğun nota ne yazdığını çok merak ettim bak şimdi.

Mars – “Gökyüzünden Sakın Kayma,” diye yazdım.

Del4 – Gökyüzünden sakın kayma mı? Hmmm…

Del4 yüzünde tuhafsamış bir ifadeyle biraz duraksar ardından konuşmaya devam eder.

Del4 – Alınma ama çok ilginç bir sevgi dilin var Marscım.

Mars – :))))

Del4 – Hayır yani insan sevdiğine “Özledim teninin kokusunu özledim, Özledim sımsıcak nefesini özledim, Özledim sohbetini o sesini özledim,” gibi sözler yazar. Sen hiç mi Selami Şahin dinlemedin anlamadım ki?

Mars – :)))) Biliyor musun çok komiksin. Tavsiye ettiğin bu şarkıyla sesli güldürdün beni.

Del4 – Ay bir de gülüyor. Yalan mı canım? İnsan az romantik olur. Sevdiğine “Gökyüzünden Sakın Kayma,” diye not yazmak da neymiş.

Mars – Şu parlak yıldızı görünce birden aklıma geldi. Bizim hikayemiz böyle başladı neticede. Sana anlamsız gelmiş olabilir ama eminim Venüs okursa beni anlayacaktır. Yalnız haklısın. Burada böylece durup şişenin onun eline geçmesini bekleyemem. Başka bir şeyler yapmam lazım.

Del4 – Ne gibi?

Mars – Bilmiyorum ama Venüs’ü o hapishaneden çıkarmanın bir yolunu bulmalıyım.

Del4 – Böyle bir tepki vererek biraz acele etmiyor musun? Venüs’ün hapishaneden kendi başına çıkacağına hiç mi inanmıyorsun yoksa Mars?

Mars – Mesele inanmamakla ilgili değil ki Del4. Gerçek şu ki Venüs biraz mecüktür.

Del4 – Efendim? Venüs biraz nedir?

Mars – Mecük!

Del4 – O da ne demek öyle?

Mars – Elif Rizeli ya. Onların ailesinde kullanılan bir kelime. Sanırım Karadeniz’e özgü. Beceriksiz gibi bir anlamı var.

Del4 – Aaaa ama sen de Mars. İnsan sevdiğinin arkasından öyle bir şey der mi hiç? Ayrıca benim de bir kadın olduğumu unutma lütfen. En hassas olduğum konuya giriyorsun. Venüs hakkında böyle konuşmana izin veremem.

Mars – Canım öyle beceriksiz değil. Sen şimdi anlamını sorunca karşılığı onun gibi bir şey diye. Benim demek istediğim başka. Venüs ona kim ne söylerse hemen inanır. Aklına asla gelmez şimdi oradan kendi başına çıkabileceği. Yoksa çok beceriklidir. Hatta o kadar beceriklidir ki, 12 kilometrelik Patara kumsalı boyunca birbirinden farklı yüzbinlerce kumdan kale yapar da yine de kumsaldan çıkmayı akıl edemez. O derece yani. O yüzden ben gidiyorum.

Del4 – Hey dur nereye gidiyorsun? Mars? Araba bulamazsın ki o tarafa bu saatte. Beni bekle! Marsss? Allahım gitti bile. Ne tuhaf adam. Ne ilginç bir not yazmış sevdiği kıza. İnsan bu kadar mı Elif’in abisine benzer. Pes yani!

Ertesi gün olmuştur. Polis memuru Venüs’ün durumuna bakmak için Patara kumsalına iner. Onu her zaman durduğu yerde göremeyince şaşırır. Denizde olabileceğini düşünüp deniz kıyısına doğru yürür. Venüs denizin yakınında kumların üzerine çökmüş kumdan kale yapmaktadır. Polis memurunun ona doğru geldiğini fark edince ayağa kalkar.

Venüs – Günaydın.

Polis memuru – Günaydın.

Polis memuru şaşkınlık içinde etraftaki sağlı sollu bitmiş kumdan kalelere bakar.

Polis memuru – Sen burada ne yapıyorsun böyle?

Venüs – Kumdan kale yapıyorum.

Polis memuru – Evet onu anladım da… Çok şaşırdım. Demek kumdan kale yapmayı bu kadar iyi biliyorsun.

Venüs – Aslına bakarsan bilmiyordum. Senin verdiğin tablet sayesinde öğrendim. Youtube’da bununla ilgili inanılmaz videolar var. Görsen aklın şaşar. Ne iyi yaptın bana şu tableti vermekle. Bak şu ilk yaptığım kale. Aslında başta elimde kova yok diye kumdan kale yapamam sanmıştım. Meğer damıtma tekniği diye bir şey varmış. Gerçi bu teknikle yaptığım kale biraz peri bacalarına benzedi ama olsun. Çok keyif alınca kafayı çalıştırdım ve yapa yapa işi geliştirdim. İlla elimde kova olması gerekmiyor dedim kendi kendime. Bak şunlar son yaptıklarım. Gayet güzel olmuş değil mi? Yemek yemem için getirdiğin bardak, kase ve bıçağı kullandım. Çok işime yaradılar doğrusu. Böylece cami bile yaptım. Hele ayranın yanına iyi ki pipet de koymuşsun. Şekil vermeye çalışırken, onunla kalenin üzerinde biriken fazla kumları üflüyorum süper oluyor.

Polis memuru – Bunca yıldır burada görevliyim. Ben böyle bir şey görmedim. Kırk yıl düşünsem aklıma kumdan kale yapmak gelmezdi valla benim.

Venüs – Aaa inan çok zevkli. Mutlaka denemelisin. Ama bak püf noktası var. Kum iyice ıslak olmalı. Kovam olmadığı için denize yakın yerlere yaptım ki kase ile su taşımakla çok zaman kaybetmeyeyim.

Polis memuru – Bu tavrına hayran kaldım doğrusu Venüs.

Venüs – Aaa gerçekten mi? Bunu duyduğuma ne kadar mutlu oldum bilemezsin. Bir an saçma ve gereksiz bir şey yaptığımı düşüneceksin diye çekinmedim değil. Yine de içimden gelen sesi dinlemek istedim ve yaptım. Sonunda çok acayip bir şey oldu. Bütün bu kumdan kaleleri yaparken kendi içimde bir aydınlanma yaşadım.

Polis memuru – Aydınlanma mı? Kumdan kale yaparak mı?

Venüs – Evet. Biliyor musun Mars çok haklıymış. İlk karşılaştığımızda bana “elinde bir bilgisayar varsa ve internete bağlanabiliyorsan her şeyi öğrenebilirsin,” demişti. Daha o zamanlar böyle herkesin elinde akıllı telefon olmasını bırak, her evde bir bilgisayar bile yoktu, düşün. Karşı Kıyı’ya geldiğimiz ilk gün de yanıma bir cep telefonu almadığım için çok söylenmişti. İnternete giren bir akıllı telefonumuz olsa olta bile yapabiliriz demişti. O zaman ona hak vermemiştim. Oysa ne kadar yerinde bir tespitmiş.

Polis memuru – Mars’ı gözünde ne kadar çok büyütüyorsun. Seni duyan da adam yeni bir icat buldu sanır. Bu tespiti bugün herkes yapıyor ki. Sana boşuna mı ilk olarak tablet verdim sanıyorsun.

Venüs – Haklısın. Bunu yaptığın için gerçekten müteşekkirim. Ama onu gözümde büyüttüğüm ile ilgili söylediğin kısma katılmıyorum. Mars’ın bana onca zaman ne demek istediğini anca anladığımı söylemeye çalışıyorum. Buraya geldiğimiz gün çantamdan çıkanlara verdiği tepkiyi eleştiri gibi algılamıştım ve kendimi kötü hissetmiştim. Sen de benim kendimi kötü hissetmemden yararlanarak beni hapse attın. Oysa Mars çantamdan çıkanlardan hoşnut olmasa da bana hep destek oldu. Hem çantayı taşımama yardım etti hem de çıplak ayakla yürümek zorunda kalmasına rağmen yol boyunca hiç şikayet etmedi. Sonuçta en çok o isterdi ayağında bir terliği olsun. Yalan mı?

Polis memuru – Allahım bu konu nereye gidiyor? 🙈 Elif’in B vitamini eksiği mi var nedir?

Venüs – :)))) Neyse konuyu uzatmadan sadede geleyim. Şu yaptığım son kaleyi de tamamlayayım buradan gidiyorum.

Polis memuru – Ne demek gidiyorsun? Daha cezan bitmedi.

Venüs – Artık yeter! Beni terlik almayı unuttuğum için daha fazla cezalandırmana müsaade etmeyeceğim. Yanıma telefon almayı unuttuğum için cezalandırıyor olsaydın belki bir süre daha buna bir hakkın olduğuna inandırmaya devam edebilirdin beni. Hem tabletten açıp Karşı Kıyı Anayasasını okudum.

Polis memuru – E nolmuş?

Venüs – İlk üç maddesinde şöyle diyor: “Karşı Kıyı özgür bir yerdir. İnsanlar birbirlerinin var oluş şekillerine saygı duyarak sevgi içinde yaşarlar. Birbirini seven insanları ayırmak büyük bir suçtur.” Ve dördüncü maddesi de ilk üç maddenin asla değiştirilemeyeceğini söylüyor.

Polis memuru – Yani?

Venüs – Yani bu canım kumsalı benim için bir hapishaneye çevirmene müsaade etmeyeceğim. Karşı Kıyı Anayasası’na göre beni Mars’tan ayırmakla büyük bir suç işledin. Benim hayatımla uğraşacağına ve sırf bunu sebep gösterip çocuğunu komşulara bırakacağına şu güzelim kumsala getir de beraber kumdan kale yapın.

Polis memuru – Amman Allahım çok haklısın! Kendi kendimi hapse attırdığıma inanamıyorum. Karşı Kıyı Anayasasını yazarken benim önerdiğim madde ile şu an beni çok fena ezdin. Doğrusu bunu hak ettim. Yalnız hep derim kadınlardan korkulur diye ama sen var ya Venüs, sen şeytana pabucunu ters giydirirsin inan ki. Senden gerçekten korkulur. Allah Mars’a kolaylık versin.

Venüs – Tüm bu söylediklerini iltifat olarak kabul ediyorum. :))

Venüs yüzünde bir gülümsemeyle yarım kalan kumdan kalesini yapmaya devam eder. Yakında Mars’a kavuşacağı için çok mutludur.

Didem Elif