Kısmet

Mars ve Venüs Patara Anfi Tiyatro’nun ortasında bir taşın üzerinde yan yana oturmaktadır. Mars elinde tuttuğu kağıtta yazanları sesli okurken Venüs onu durdurur.

Venüs – Yok yok bence olmadı. Ben hayatta bu cümleleri sahnede söyleyemem. Hem ben böyle sözler hiç kullanmam ki Mars.

Mars – O zaman neden bütün konuşmaları ben yazıyorum? Madem hoşuna gitmedi kendi repliklerini gel sen yaz Venüs.

Venüs – Yazmadan doğaçlama oynasak olmaz mı? Sahneye çıksak ve içimizden geleni söylesek.

Mars – Doğaçlama mı? Emin misin? Becerebilir miyiz sence?

Venüs – Neden olmasın? O an kalbimizden nasıl geçiyorsa öyle davranırız.

Mars – Ama önce bir kurgu oluşturmalıyız. Yoksa sahneye çıkıp seyirciye ne anlatacağız Venüs? Sonra rezil olmayalım.

O sırada bir kadın Patara Anfi Tiyatro’ya girer. Arkasında bir grup Japon vardır. Etrafı göstererek onlara bir şeyler anlatmaktadır.

Kadın – Daha önce size Kaş’taki Antik Tiyatro’yu göstermiştim ve Antik tiyatro ile Anfi Tiyatro arasındaki farkı anlatmıştım. Antik tiyatroların hepsi anfi tiyatro değildir. İşte Patara’da bulunan bu eski kalıntılar anfi tiyatronun özelliklerine çok güzel bir örnek sunuyor. Yalnız çok şanslısınız biliyor musunuz? Şurada oturan çifti görüyor musunuz? Yeryüzünün en güzel çifti Mars ve Venüs onlar. Şu an buradalar. Kısmete bakar mısınız?

Mars kağıda notlar almakla meşguldür. Venüs şaşırarak tiyatroya giren kalabalık gruba göz gezdirir.

Venüs – Mars?

Mars – Efendim canım.

Venüs – Şu kadın bizim adımızı söyledi galiba.

Mars – Hı hı…

Mars yazdıklarına dalmıştır. Not almaya devam eder.

Kadın – Bir Didem Elif hikayesinin anlattığına göre, Mars ve Venüs’ün gökyüzünden kayan iki yıldız olduğu bilinmektedir. Hikaye bu ya; gökyüzünde ulaşamayan, birbirine aşık tatlı mı tatlı Mars ve Venüs çifti; nihayet yeryüzünde kavuşmuşlardır. Ne mutlu ki, onlara bu büyülü ortamda denk geldik. Bugün uğurlu bir gün olmalı.

Venüs – Ay valla bizden bahsediyor.

Mars – Nasıl?

Venüs – Bak, işte şu kadın! Karşısında onu dinleyen Japonlara bizi anlatıyor.

Mars ilk defa başını notlarından kaldırıp, Venüs’ün gösterdiği yöne doğru bakar.

Kadın – Eveettt, şimdilik bu kadar yeter. Sizi biraz serbest bırakıyorum. Civarı dilediğiniz gibi gezebilirsiniz. Bir saat sonra Patara kapısında buluşalım. Sonra gezimize kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Japon grup Patara Anfi Tiyatro’yu birer birer terk etmeye başlar.

Venüs – Affedersiniz. Bakar mısınız?

Venüs seslenirken oturduğu yerden ayağa kalkmıştır. Japonların çıkışını takip eden kadın, duyduğu sese doğru döner. Yüzünde tatlı bir gülümseme vardır.

Kadın – Ah! Merhaba Venüs. 🙂 Tanrım inanmıyorum. Venüs ile konuşuyorum. Bu bir rüya olmalı.

Venüs – Merhaba. Yalnız ben sizi çıkaramadım. Daha önce tanışmış mıydık?

Kadın – Hayır ilk kez görüşüyoruz ama ben ikinizi de iyi biliyorum. 🙂

Venüs – Sahi mi? Allah Allah. Tanıdığınız yetmiyor bir de Japonlara bizi anlatıyorsunuz. Çok ilginç valla.

Kadın – Ah evet! En sevdiğim hikaye sizin hikayeniz. Daha pek bir şey söylemedim doğrusu. Detayları otobüsle Kaş’a dönerken anlatırım onlara diye düşünüyorum. Size burada rastlamak ne büyük bir mutluluk oldu benim için anlatamam.

Mars – Size bir şey soracağım. Biz o kadar Japonya’da yaşadık. Hiç Türkçe anlamıyorlardı. Türkçe bilen bu kadar çok Japon’u siz nereden buldunuz, çok merak ettim doğrusu.

Kadın – İlahi Mars; şimdi Elif burada beni Japonca konuşturup, Türkçe alt yazı nasıl geçsin? Hem onlar figüran canım. Rolleri zaten bu kadardı. Devamlılıkları olmayacak ki. Takılmayın böyle ince detaylara lütfen. Sanki bunca zaman boyunca her şey çok mantıklıydı da bir o kısmı kaldı.

Mars – :)))

Venüs – Peki sizin adınız nedir acaba?

Kadın – Ah doğru ya, kusura bakmayın kendimi tanıtmayı unuttum. Benim adım Del4. Bu arada söylemiş miydim, ben size resmen deli oluyorum. 🙂

Venüs – Del4 mu? James Bond 007 gibi bir kod adı mı bu? Yoksa siz ajan mısınız?

Del4 – Aaa üstüme iyilik sağlık. Hayır canım ne ajanı. Aslında asıl adım Ayşe. Ben her şeye deli oluyorum da. Yani çok seviyorum demek istiyorum. O yüzden arkadaşlarım bana Del4 der. Biz de sahne adımı böyle koyduk. Yani “Del For”. Nokta nokta için deli oluyorum anlamında. :)))

Mars – Elif’in şahane isimlerinden biri daha. Neden şaşırdın ki Venüs?

Venüs – Evet haklısın şahane isimmiş. Önce tuhaf buldum ama şimdi anlamını dinleyince mantıklı geldi.

Mars – :)))

Del4 – Ah senin beni anlayacağını biliyordum Venüs. Gerçi ajan filan deyince bir an anlamayacaksın diye çok korktum.

Mars – Demek Japonları gezdiriyorsunuz Del4?

Del4 – Şu sizi kaldıralım artık. İkiniz de bana sen diye hitap edin lütfen. Bu arada söylemeden edemeyeceğim, adımı senin ağzından duymak çok hoşuma gitti Mars. 🙂 Ne sormuştun? Ha evet! Aslında sadece Japonları değil, Fransızları, İtalyanları… Aklınıza gelebilecek herkese bildiğim hikayeleri anlatmaya deli oluyorum.

Venüs – Ne güzelmiş. Dünya kadar yer gezmiş olmalısın.

Del4 – Doğruyu söylemek gerekirse çok fazla yer gezmedim. Elif’in yazdığı kadar işte. Yani bu benim ilk turum. 🙂 Kısmetime Japonlar denk geldi. Elif Japonlara niye bu kadar taktı inanın ben de anlamadım. :))

Mars – Hahaha. Çok şeker. Sevdim ben bu kadını. Açık sözlü insanları severim.

Del4 – Ah ben de seni nasıl seviyorum bir bilsen Mars. Hele çıplak ayakla dolaşmıyor musun, deli oluyorum.

Venüs – Ay Allahım ben de şu seni görünce ayılıp bayılan kadınlara deli oluyorum Mars.

Mars – :))))

Venüs – Ayrıca sana terlik almayı unuttum diye bana bilerek imada bulunuyor bence. Baksana hakkımızda her şeyi biliyor.

Del4 – Aaa öyle deme. Asla! Sen beni yanlış anladın. Ben sana da bayılıyorum ki Venüs.

Venüs – Ha sahi mi?

Del4 – Evet!!! Tabi ki. Senin o her şeyde bir anlam bulmana deli oluyorum ben valla. Öyle sevgi dolusun ki…

Venüs – Çok teşekkür ederim. Sanki bazen abartıyorum ama.

Del4 – Yok canım.

Venüs Mars’a doğru eğilerek fısıldar.

Venüs – Haklısın sevimli kadınmış.

Mars – :)))

Patara Anfi Tiyatro’ya Noel Hoca girer.

Venüs – Aaa Noel Hoca. Seni bir daha göremeyeceğiz sanmıştım.

Del4 – Yaşasın! Noel hoca da geldi. Ay ne kadar kısmetliyim inanmıyorum. Meğer diyaloglarımda seninle de denk gelmek varmış. Kesin bugün benim en şanslı günüm.

Mars – :)))

Noel Hoca – Patara kapısında bekleyen Japonları görünce seni burada bulacağımı tahmin ettim Del4. Yanlarına gitsen iyi olur. Sanırım diyalog süren doldu. 🙂

Del4 – Sahi mi? Tamam tamam hemen gidiyorum. Memnun oldum arkadaşlar. Kendinize çok iyi bakın. İnşallah yine karşılaşırız.

Mars ve Venüs, Del4’u sevgiyle el sallayarak uğurlarlar.

Venüs – Noel Hoca iyi ki geldin. Biz bu sergileyeceğimiz oyunun içinden bir türlü çıkamadık.

Mars – Ne alakası var canım. Çözecektim ki ben.

Venüs – Nasıl çözecektin Mars. Belli ki kafan karıştı.

Noel Hoca – Nasıl yani?

Venüs – Mars oynayacağımız repliklerimizi yazmaya çalışıyor ama kurduğu cümleler bana hiç uymuyor. Ben de diyorum doğaçlama oynayalım. Hem benim ezberleme sorunum var.

Noel Hoca – Siz oyun mu sergileyeceksiniz?

Mars – Ayy delireceğim iyice. Sen demedin mi “Sahne sizin!” diye en son giderken. Oynayacağımız oyunu hazırlıyorum ben de.

Noel Hoca – Ama siz beni yanlış anladınız. O konuşmanın hepsi metaforikti.

Del4 – Ah iyi ki geldin Noel hoca. Anlat valla. Çok özlemişim seni dinlemeyi inan ki. Ben bir türlü Mars’a senin ne demek istediğini anlatamıyorum.

Mars – Sanki sen anladın da.

Mars da ayağa kalkar ve Noel Hoca’ya çaktırmadan Venüs’e söylenir.

Mars – Hani dersleri anlatış şeklini sevmiyordun, ne değişti?

Venüs – Ben şu an nasıl anlattığıyla değil ne anlattığıyla ilgileniyorum ki.

Noel Hoca – Efendim? Anlamadım.

O sırada dışarıdan havlama sesi gelir. Barney Değil ardı arkası kesilmez bir şekilde çıldırmış gibi havlamaktadır. Noel Hoca hızlıca Anfi Tiyatro’dan çıkar. Venüs ve Mars telaş içinde Noel Hoca’nın peşinden giderler.

Didem Elif

Not: Aşağıda paylaştığım, Levent Yüksel’den dinlediğimiz Yeniden Başla adlı şarkının en iyi okunan versiyonu değil belki ama çok sıcak ve çok samimi.

Sevgilerimle