Kurtuluş

Polis memuru Venüs’ü hapishaneye götürdükten sonra; Mars, Noel Hoca ve Del4 ile Patara Meclis Binası’nda ne yapacağını bilemez bir şekilde kalakalmıştır. Çok üzgündür.

Del4 – Hepsi benim yüzümden oldu. Oysa Japonlara sizi anlatırken ne kadar pozitif duygular içindeydim. Konuşmalarımın sizi ayıracağı hiç aklıma gelmezdi valla. Gerçekten çok üzgünüm Mars.

Mars – Ben de çok üzgünüm. Olanları aklım almıyor. Olacak iş değil! Venüs’ün hapishaneye girdiğine ve benim hiçbir şey yapamadığıma inanamıyorum. Üstelik anlamsız bir unutkanlık yüzünden. Şu işe bak. Bu tam bir saçmalık!

Noel Hoca – Böyle bir durumda sen bir şey yapamazsın zaten. Venüs hapishaneye kendi rızasıyla girdi yine ancak kendi rızasıyla çıkabilir.

Mars – Ne demek kendi rızasıyla girdi? Polis memuru sanki ortada bir suç işlenmiş gibi davrandı ve hiçbiriniz sesinizi çıkartmadınız.

Noel Hoca – İçimizdeki polis hep böyle çalışır. Bize kendimizi gerçekten suçluymuş gibi hissettirir. Bu yüzden de bir bedel ödememiz gerektiğine inandırır ama bunu kabul etmek ya da etmemek bizim elimizdedir.

Mars – İyi de bunu şimdi mi söylüyorsun Noel Hoca? O an deseydin ya. Venüs de hemen cezasını kabullenip hapishaneye gitmezdi böylece.

Noel Hoca – Benim bilgiyi gerektiği yerde paylaşmaya yetkim var. O an Venüs’ü etki altında bırakacak bir söylemde bulunmam doğru olmazdı. İnsanların kaderine yön vermek bana düşmez. Zaten bir şekilde polis memuru bana baskın gelmenin yolunu bulurdu. Onun görevi bu sonuçta. İçimizde suçlu hisseden tarafı yakalamak. Hem bu Venüs’ün kendi başına çözmesi gereken bir mesele. Şundan emin olmalısın ki polis memuru durup dururken bizim hikayemizin içine girmez. Çıplak ayakla yürüdüğün için Venüs başından beri kendini suçlu hissediyormuş demek ki. Bu yüzden de polis memuru da bir şekilde ortaya çıktı ve onu gitmeye ikna edebildi. Venüs’ün içindeki suçluluk duygusuyla baş etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Bu meseleyi çözdüğü zaman özgürleşecek ve yaşadıkları onu bambaşka bir noktaya sürükleyecektir.

Mars – Nasıl yapacak peki bunu?

Noel Hoca – Bunu biz bilemeyiz. Bu tamamen onun yaratıcılığına kalmış. Sana olan aşkı öyle büyük ve güçlü ki, bunu o da fark ettiğinde aşkından güç alarak polis memurunu ortadan kaldıracak ve sana yeniden ulaşmanın yolunu bir şekilde bulacaktır merak etme.

Del4 – Noel Hoca doğru söylüyor Mars. Venüs’ün aşkı her şeyin ötesine çıkacak güçte. O yüzden kendi rızasıyla girdiği hapishaneden yine kendi rızasıyla çıkacaktır. Bundan benim de kuşkum yok doğrusu.

Mars – Polis memurunu ortadan kaldırmak mı? Nasıl yani? Venüs onu öldürecek mi?

Noel Hoca – Yaniii bir anlamda evet öyle de diyebiliriz.

Mars – Yuh! Elif bildiğin bir cinayet öyküsü yazıyor şu an desene.

Noel Hoca – Yanlış anladın. Venüs aslında içindeki suçluluk duygusunu öldürecek. Bunu başardığında bir Polis Memuru’na ihtiyaç kalmayacağından Venüs’ün hikayesinden kendi kendine çekilecek. Yoluna devam etmesi için onu serbest bırakacak.

Mars – Peki bu ne kadar sürer?

Noel Hoca – Bunu bilemeyiz. Bu biraz da onun yazma serüvenine bağlı. Yoksunluk içinde kalıp yazdıkça içindeki gerçek duygulara ulaşacak. Ne istediğini bulacak ve harekete geçecek.

Venüs – Ne yazması gerekiyor?

Noel Hoca – Dedim ya bu tamamen onun yaratıcılığına kalmış.

Del4 – Arkadaşlar benim turuma kaldığı yerden devam etmem gerek. Bu Japonlar başıma başka iş açmadan onları Kaş’a götürmeliyim.

Noel Hoca – Benim de artık gitmem gerekiyor. Yakında Demre’ye taşınmayı planlıyorum. Yapılacak bir sürü işim var.

Mars – Ne? Hadi Del4 zaten turunun başına gidecekti sen de mi buralarda olmayacaksın? Peki bundan böyle ben Elif’in hikayelerinde kiminle konuşacağım?

Noel Hoca – Hemen değil canım. Bir süre belki git gel yapmam gerekebilir. Duruma göre bakacağım. Daha buralardayım. Görüşürüz illa ki.

Mars – Buraya ne niyetlerle gelmiştim. Oysa şu halime bak. Her şey darmadağın oldu.

Del4 – Benimle tura gelmek ister misin Mars? Burada bu şekilde yalnız kalmana gönlüm razı gelmiyor. Hem farklı yerler gezerken kafan dağılır. Yaptığım işten ben çok keyif alıyorum. Eminim gezmek sana da iyi gelecektir.

Mars – Teşekkür ederim Del4. Çok düşüncelisin. Valla bir yere gitmeyi ben de çok isterim elbette ama nasıl olacak? Bu arada Venüs hapishaneden çıkarsa, birbirimizi nasıl bulacağız? İletişim kurmak için ne telefonumuz var ne de sabit bir mekanımız. Buradan ayrılırsam birbirimizi bir daha bulamayabiliriz onunla.

Noel Hoca – Benim üzerimden iletişim kurabilirsiniz. Barney Değil gelince Venüs’ün hapishaneden çıktığını öğrenmiş olacağım neticede. Del4’a haber veririm. Sen de hemen buraya gelir, Venüs’üne kavuşursun. 😇 Gerçi seninle direk iletişimde olacağım bir telefon olsa daha da iyi olur tabi. Belki Del4 ile Kaş’a gittiğinizde bunu da çözebilirsin.

Mars – Bilmiyorum.

Del4 – Çabuk karar vermelisin. İnsanları daha fazla bekletmemeliyim.

Mars – Peki tamam hadi gidelim. Haberleşiriz o zaman Noel Hoca. Dilerim en kısa zamanla güzel haberler duyarım senden.

Noel Hoca – İnşallah Mars, sana iyi haberler vermeyi ben de çok isterim. Hadi bakalım. İyi yolculuklar size.

Del4 ve Mars Japonların beklediği Patara kapısına doğru yürümeye başlarlar.

Mars – Hani Anfi tiyatroda gördüğüm Japonlar figürandı. Devamlılıkları olmayacak demiştin bana. Resmen başrol gibi tüm hikayeye etki ettiler. Bir de kalkmış onlarla geziye çıkıyorum şimdi. Şaka gibi ama.

Venüs – Aşk olsun Mars. Sen bana yalancı mı diyorsun? Devamlılıkları yoktu gerçekten, ayrıca sahne olarak yer almayacaklar ki yine zaten. İsimleri geçecek hepsi bu. Bence yürürken artık sessiz kalalım ki, Elif biraz da okuyuculara Venüs’ün sahnesini yazsın.

Mars – 🙂 Tamam.

Patara kumsalında hava kararmış akşam olmuştur. Venüs güneş kremi kullanmasına rağmen; gündüz kumsalda yürürken güneşten kızaran yüzüne, acımasın diye yine krem sürmektedir. Elinde bir paketle Polis memuru yanına gelir.

Venüs – Bu paket bana mı?

Polis memuru – Evet bu paket senin.

Venüs birden heyecanlanır.

Venüs – Yoksa Mars’tan mı geldi?

Polis memuru – Yok aydan geldi. 😛Hayır canım Mars’tan filan değil, ben senin için bir şeyler hazırladım.

Venüs hayal kırıklığı içinde paketi polis memurunun elinden alır.

Polis memuru – Sana iyi geleceğini, daha doğrusu ihtiyacın olacağını düşündüğüm şeyler getirdim.

Venüs paketi açar. İçinden birkaç defter, bir sürü kalem ve bir tane de tablet çıkar.

Venüs – Defter ve kalemi anladım. Yazmamı istiyorsun. Peki tablet ne için?

Polis memuru – Bu tabletle internete bağlanabileceğinden istediğin filmi izleyebilir, istediğin araştırmayı yapabilir, dileğin gibi sosyal medyada gezinebilirsin.

Venüs – Sosyal medyaya niye ihtiyacım olsun ki? Büyük bir zaman kaybı.

Polis memuru tableti eline alır ve parmaklarını ekran üzerinde kaydırarak bir sayfa açar. Açılan ekranı Venüs’e gösterir.

Polis memuru – Mars Del4 ile gezilere gidiyor. Bilmek isteyeceğini düşündüm.

Venüs – Sahi mi? Ohh. Mars’ın iyi olmasına çok sevindim. Ben de onu merak etmiştim. Teşekkür ederim.

Polis memuru – Ciddi olamazsın. Bu seni üzmedi mi? Hemen bir kadınla birlikte olmaya başlamış. Geziyor tozuyor baksana.

Venüs derin derin fotoğraflara bakar.

Venüs – Aslında ben Mars’ı bir kadınla düşündüğümde hep kıskanmışımdır. Ama biliyor musun insan gerçek bir sevgi gördüğünde kıskanmıyor. Aksine sevdiği adamın mutlu ve iyi olduğunu bildiği için seviniyor.

Polis memuru – Sen hapisteyken seni dışarda beklemediği için kızgın değilsin ona yani öyle mi?

Venüs polis memuruna kızgın bir bakış atar.

Venüs – Buradan bir an önce çıkmak için tüm bu defterleri doldurmam mı gerekiyor?

Polis memuru – Ben öyle bir şey söylemedim.

Venüs – Nasıl ve ne zaman hapis cezam bitecek peki?

Polis memuru – Benim gitmem gerek. Yine uğrarım.

Polis memuru aceleyle Venüs’ün yanından uzaklaşır. Venüs peşinden gitmek ister ama Barney Değil ayaklarına dolanarak zıplamaya başlar. Venüs çaresiz bir şekilde bedenini kumların üzerine bırakarak boylu boyunca uzanır. Gökyüzündeki yıldızlara bakar. Başını göğsüne yatıran Barney Değil’e sarılarak uykuya dalar.

Tam o sırada Mars ve Del4 yorgun geçen bir turun ardından Kaş’ın en güzel sahillerinden birinde, çakıl taşlarının üzerinde denize karşı oturmaktadır. Del4 güzel bir gün geçirmiş olmanın mutluluğu içindedir. Yine de Mars’ın yüzündeki hüznü fark eder.

Del4 – Venüs’ü düşünüyorsun öyle değil mi?

Mars – O kadar çok özledim ki sana anlatamam. Yanlış anlama ama şu an çok güzel bir yerdeyim ve o yanımda değil. Keşke burada olsaydı.

Del4 hiçbir şey söylemez. Del4 hiç cevap vermeyince, Mars biraz yalnız kalmak ister. Sessizce ayağa kalkar. Bakışlarını gökyüzüne çevirerek deniz kenarında yürümeye başlar. Elindeki keçi boynuzunu sımsıkı tutarken, gözü parlak bir yıldıza takılır.

Didem Elif