Kutlama

Mars ve Venüs çifti uçaktadır. Venüs dalmış bir halde camdan dışarı bakmaktadır.

Mars – Hayırdır Venüs. Uçağa bindik bineli kafanı camdan ayırmadın. Yüzünü gören cennetlik valla. 😉

Venüs – Pardon. Dalmışım canım.

Mars – Hayret cennet esprime gülmedin. Bugün Elif’in Cennet Köşesi adını verdiği Japonya’dan ayrılıyoruz ya, ben “Yüzünü gören cennetlik,” diyerek seni biraz olsun gülümsetirim sanmıştım.

Venüs yüzünü Mars’a çevirip hüzünle gülümser.

Mars – Neyin var Venüs? Bunca zaman sonra nihayet Türkiye’ye dönüyoruz. Sevinmiyor musun yoksa?

Venüs – Seviniyorum tabi ki. Çok seviniyorum hem de. Sadece temelli dönüyor olduğumuz için içimde ister istemez bir burukluk var. Sonuçta seninle birlikte Japonya’da o kadar güzel günlerimiz oldu ki. Baş başa geçirdiğimiz zamanları aklımdan geçiriyorum da; off Allahım, her anı çok güzeldi. Sanki gerçekten cennette gibiydim. İkimizden başka kimsenin olmadığı bir cennet.

Mars – İnan bana Venüs çok daha güzellerini yaşayacağız beraber.

Venüs’ün gözleri bu sefer ışıltıyla gülümser. Mars kolunu Venüs’ün omzuna dolar. Kendi bedenine doğru yasladığı sevgilisinin alnından sevgiyle öper.

Mars – Tamam Türkiye oldukça sorunlu bir ülke. Daha yeni güzelim Giresun’a olanlara bak. Eminim içinde yaşarken bizim de bir sürü sıkıntılarımız olacaktır. Cennette gibi olamayacağımız şimdiden belli. Aramızdaki bu sadece ikimize özel bağın değerini bilip ona sahip çıktığımız sürece beraber her sıkıntının üstesinden gelebiliriz bence.

Venüs – İnşallah bunu başarabiliriz Mars. Aslında aşk öyle zor bulunan bir şey ki ama esas zor olan onu korumak.

Mars – Doğru. Bunu korumak için elimden geleni yapacağım Venüs. Neşelen hadi artık. Hem bak aylar önce istediğin şey gerçek oluyor. Taşınma işlemleri filan derken bir an yetişemeyeceğiz sandım ama neyse ki Zafer Bayramı‘na yetiştik. Bayramı Elif ile kutlayacağız.

Venüs – Evet ama özellikle birlikte gitmek istediğim Kaş Caz Festivali iptal edilmiş. Bizde bu kısmet varken eminim 30 Ağustos’ta Zafer Bayramı‘nı kutlamak da yasaklanır.

Mars – Olsun baş başa kutlarız biz de. Hem ben kalabalık kutlamaları pek sevmem. Ayrıca önemli olan o kutlama enerjisini kalpten hissetmek ki Venüs. Bu ülkede bu günün anlamını kalpten yaşayacak bir sürü insan var. Meydanlarda coşulmasa ne olur? Onca insanın kalpten bir bağ kurmasına kimse engel olamaz. Kalpte hissedilen duygular öyle başkadır ki, o duygulara asla karşı koyamazsın. Onun gücünü kimsenin hafife almaması gerekir.

Venüs – Doğru söylüyorsun. Biliyor musun Mars, kalpten bir bağ deyince seni gördüğüm ilk gün aklıma geldi birden. Daha önce o gün neler hissettiğimi, neler düşündüğümü hiç anlatmadım sana. Denedim aslında. Bir şekilde anlatmayı hep denedim ama bir türlü başaramadım.

Mars – Parkın içinde tek başıma otururken yanıma geldiğin anı mı söylüyorsun?

Venüs – Evet. Ne acayip bir andı. Hiç unutmuyorum. Çok şaşırmıştım.

Mars – Şaşırmış mıydın? Neden ki?

Venüs – Seni görünce hiç öyle duygular hissedeceğim aklıma gelmezdi. Daha önce birine görür görmez aşık olmamıştım.

Mars – Daha önce derken? Daha sonra oldun mu yani?

Venüs – Hayır canım. Daha sonra da başıma öyle bir şey gelmedi. Meğer sadece gökyüzündeki yıldızlar arasında değil, dünyada da ilk görüşte aşk diye bir şey varmış. Seninle göz göze geldiğim o ilk saniye…

Mars – Evet?

Venüs – İçimde havai fişek patladı sanki.

Mars – 🙂 Abartma Venüs.

Venüs – Hayır abartmıyorum. Aslında bununla şunu demeye çalışıyorum. Hani havai fişek patladığında önce sesini duyarsın. Ardından gökyüzü aydınlanır. Karanlığın içinde bir süre ışıkların dans etmesini izlersin. Sonra o muhteşem ışık hızlıca söner. Kısacık bir andır ama eşsiz bir duygusu vardır. Seninle göz göze geldiğim o ilk saniye, içimde ani bir patlama oldu sanki ve kalbimde yanan ışıklar dans etti Mars.

Mars – Biliyor musun Venüs, yazdığın günlüğe tepki vermiştim ama bazı benzetmelerin hiç fena değil aslında. Bunları not al bence.

Venüs – Şaka gibisin ama Mars. Hoşuna giden duygularım değil de, bunu anlatma biçimim mi yani?

Mars – Hoppala. Ne alakası var Venüs? Şimdi ben öyle bir şey mi dedim? Sana da bir türlü yaranılmıyor valla. Güzel olan bir yanını övdüm sadece. İfade etme şeklini beğenmem seni mutlu eder sanmıştım.

Venüs – Süslü cümleler kurmak için söylemiyorum ki ben bunları. Gerçekten öyle hissetmiştim. Sen sözlerime övgü yapınca sanki duygularımı hafife alıyorsun gibi geliyor. Zaten az önce de abarttığımı söyledin.

Mars – Venüsss…

Venüs – 🙁

Mars omzuna doladığı koluyla Venüs’e daha sıkı sarılır.

Mars – Demek beni gördüğünde içinde birden şimşek çaktı. 🙂

Venüs – Hayırrr, havai fişek.

Mars – 🙂 Aynı şey ki. Şimşek de aynı anlattığın gibi oluyor. Önce sesi…

Venüs – Evet ama şimşek insanın içinde bir korku duygusuna yol açar. Oysa ben öyle büyük bir coşku hissetmiştim ki. Sanki o an zaman yarıldı Mars ve ben zamansız bir boyuta geçtim. Çok acayipti. Aradığın bir şey, hiç beklemediğin bir anda kendiliğinden karşına çıkınca çok sevinirsin yaa. İşte tam olarak öyleydi. O an aklımın alamayacağı bir şeyler oluyordu ama ben çok mutluydum.

Mars – Banka oturmak için geldiğini sanıyordum. Demek özellikle geldin o gün yanıma.

Venüs – Yoo doğru. Banka oturmak için gelmiştim. Ayağım birden çok ağrımıştı o anda acilen oraya oturmam gerekmişti. Zaten hissettiğim duygulara o yüzden şaşırmıştım ya. Parkta hep aynı saatte aynı bankta kitap okuduğun için farkındaydım aslında senin. Ne zaman yürüyüşe çıksam görürdüm seni bir şekilde ama nasıl biri olduğunu merak bile etmemiştim açıkçası. Ne yalan söyleyeyim o güne kadar hiç ilgimi çekmemiştin. Hele ki bir erkek olarak…

Mars – Sağol yani Venüs. :)) Ben de güzel bir şeyler söyleyeceksin sanıyorum.

Venüs – Dur ama daha bitmedi ki. Ben senin yanına banka oturduktan kısa bir süre sonra parkta yerdeki çöpleri toplayan görevli yanımıza gelmişti. Seni tanıdığı için kendi aranızda kısa bir süre konuştunuz. Sen onunla konuşurken yüzüne bakıp doya doya seni seyretmiştim. O kadar güzel gülümsüyordun ki. İçimden “Bu adam bu kadar yakışıklı mıydı yaa,” dediğimi hatırlıyorum.

Mars – :))

Venüs – Sonra işte park görevlisi gitti. Biz seninle konuşmaya başladık. O konuşma esnasında havai fişekler ara ara patlamaya devam etti. :))

Mars – Canım benim… 🙂

Venüs – O ana kadar ilgimi çekmemiş olduğun için, senin içinde var olan ışığını tam yansıtamadığını düşünmüştüm.

Mars – Nasıl yani?

Venüs – Ben seni bilmeme rağmen senin tarafına hiç bakmıyorsam bence sende eksik bir şey olmalıydı.

Mars – Allah Allah yani Venüs. Ne saçma şey dedin şimdi. O eksiklik sende olmasın sakın.

Venüs – Evet biliyorum gerçekten çok saçma ama o zaman öyle düşünmüştüm işte. Bir inci bulmuş gibi hissetmiştim çünkü. Gerçek bir inci. Andre Gide’in Kadınlar Okulu kitabında bir söz vardır. Yaklaşık şöyle bir şeydir: “Bugün öyle kusursuz inciler üretiyorlar ki, gerçeğinden ayırt etmek mümkün olmuyor. Oysa gerçek inci bir servet değerindedir. Diğerlerinde değerin yalnızca görünüşü var.” Bu cümleleri çok severim.

Mars – Güzelmiş evet.

Venüs – İşte sanki ben içinde gerçek inci olan bir istiridye bulmuştum. Biliyorum yine saçma gelecek ama tam olarak şöyle düşünmüştüm: “Bu istiridyenin kabuğunu kırarsam incisini ortaya çıkartabilirim.” Böylece senin ışığın daha fazla insanı aydınlatacaktı. İşte sivri sözlerimle özellikle üstüne üstüne geldim o gün. Normalde kimseye söylemeyeceğim şeyler söyledim. Aslında korktuğun şeyi bulmaya çalışıyordum. Fakat cümlelerim o kadar yanlış yere gitti ki, nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde bir baktım seninle kavga ediyoruz.

Mars – Eee ne demişler: “Büyük aşklar kavgayla başlar.”

Venüs – :)))

Mars – Seni gülümsetmek çok hoşuma gidiyor Venüs. Sen hep böyle gül olur mu?

Venüs’ün yüzüne yine hüzün düşer.

Mars – Bak şimdi. Ne oldu yine?

Venüs – Kavga etmeseydik keşke. Hatırlarsan o kavga yüzünden senin kafanda bir ön yargı oluşmuştu. İletişimimiz öyle bir hal aldı ki, seninle normal konuşmak imkansızlaşmıştı. Bana karşı içinde o kadar yoğun bir öfke vardı ki, beni düşman bellemiştin. Başka gözle bakamıyordun. Sana ne kadar aşık olduğumu bir türlü fark etmiyordun.

Mars – Evet ama bunlar çok önceydi. Hani unutacaktık. Sonunda yanlış anlaşılmaların hepsini konuşa konuşa aştık ve her şey geride kaldı. Açma tekrar o konuları. Bak önümüzde yepyeni bir başlangıç var. Bunu çok güzel değerlendirelim. Hem ara sıra kavga etmek iyidir. Negatif enerji boşalır.

Venüs – Öyle mi?

Mars – Tabi ki. Mesela şu an seninle bir kavgaya tutuşasım var ki aklın durur. Kendimi zor tutuyorum.

Venüs – Aaaa gerçekten mi? Niye, ne yaptım ki?

Mars – :))) Şaka yapıyorum Venüs. Şu an tek istediğim bir an önce yatağa uzanmak ve yumuşacık kollarının arasında dinlenmek. Yolculuk bir hayli yordu. Japonya Kaş’a gerçekten çok uzakmış. Üstelik İstanbul’da bir de aktarma yapacağız. Yalnız benim anlamadığım, daha geçen hafta ikimiz denizin ortasında yüzüyorduk. Karşı kıyıya varacağımız bir diyalog bekliyordum ben açıkçası. Konuşmalarımızın akışında bir tuhaflık varmış gibi gelmedi mi sana da Venüs?

Venüs – Marscım Elif şu an flashback tekniği uyguluyor. Karşı Kıyı diye bir köşe açıp önce uçakla Türkiye’ye dönmemizi anlatmaktansa, böyle bir akışın daha değişik olacağını düşünmüş. Bir ileri, bir geri anlatımlar filan… Okudukça anlaşılacak yani hikayenin gidişatı.

Mars – :)) Allahım yaaa. Flashback tekniği uyguluyormuş… :)) Bence bu Elif hiç yazmasın. Okuyucunun aklıyla bildiğin dalga geçiyor. Beni de hanım köylü bir karakter olarak anlatıp duruyor zaten.

Venüs – Aaaa hiç de bile. Yanılıyorsun Elif kimseyle dalga geçmeyi sevmez bir kere. Onu sürekli suçlamak yerine bir anlamaya çalışsan, çok iyi bir kız aslında. Kafası biraz ilginç çalışıyor hepsi bu. 🙂 Hem şu kadarcık metinde ne olmuş birazcık hanım köylü olmuşsan. Diyaloglarımızdan bir gün de memnun ol canım.

Mars – :)) Biliyor musun Venüs? Bu gidişle biz yine ilk tanıştığımız gün gibi seninle kavga edeceğiz o olacak. Gerçi takdir etmem lazım şimdi. Kesinlikle çok güzel kavga ediyorsun. Övgüme bu sefer daha çok kızacaksın ama ben senin kadar kolay beni kavgaya çekeni ve bu kadar güzel kavga edeni hiç görmedim inan ki. 😉

Venüs – :)))

Mars – :)) Seni seviyorum hayatım. İyi ki varsın.

Venüs – ❤️

Didem Elif

Not: Kaş’ta eğlence sektörü tam gaz sürerken bu hafta sonu gerçekleşecek olan Kaş Caz Festivali neden iptal edildi anlamadım. Üstelik pandemiye en uygun şartlar için aylardır titizlikle çalışılıyorken. Hem de açılışa bir hafta kala. Uygulamalardaki tutarsızlıkları ve eşitsizlikleri anlamak gerçekten zor. Hayırlısı olsun elbette. Mars ve Venüs karakterlerimi bu festivale götürmek istiyordum. Seneye artık. 🙂

Büyük Taarruz’un yıl dönümünde; 30 Ağustos Zafer Bayramımızda yürekten buluşacağım herkese şimdiden sevgilerimi iletiyorum…