Sürpriz

Venüs ve Mars Sabiha Gökçen Havaalanı’ndadır. Dalaman’a kalkacak uçak için Boarding Salonu’nda beklemektedirler.

Mars – Ohh nihayet son yolculuğumuz. Hedefe ulaşmaya çok az kaldı.

Venüs – Evet! Çok heyecanlıyım. Yakında Kaş’ta olacağız.

Mars – Az kalsın uçağı kaçıracaktın ama Venüs.

Venüs – Ne yapayım İbrahim amcanın yaptığı dondurmalar öyle güzel görünüyordu ki hangisinden yiyeceğimi şaşırdım. Dayanamadım ben de artık, hepsinden yedim valla. Enfes dondurmaların eşliğinde Zahide teyzeyle sıcacık bir sohbetin içinde kendimi kaybedip zaman mevhumunu yitirmişim. Afedersin Mars.

Mars – Aşk olsun ama Venüs bari böyle ballandıra ballandıra anlatma.

Venüs – Haklısın özür dilerim ama sen de Elif’in ailesine uğramak istemedin ben ne yapayım? Keşke sen de gelseydin.

Mars – Japonya’dan İstanbul’a inince ve Dalaman uçuşumuz arasında altı saat vakit olunca yapmam gereken işleri anca hallettim. Yoksa seninle birlikte gelmeyi ben de isterdim. Ancak İstanbul’ın şartlarını göz önünde bulundurunca maalesef seninle gelmem söz konusu olmadı. Uçağa anca yetiştim ben de.

Venüs – Neyse başka zaman artık. Zaten evlenmeden evlerine gitmemiz de hiç hoş olmazmış.

Mars – Nasıl evlenmeden? Evliyiz ya biz.

Venüs – Nerde evliyiz Mars?

Mars – Hani Tanrının huzurunda evlendik ya. Unuttun mu?

Venüs – Ay öyle evlilik mi olur Allah aşkına. Sen Elif’e ne bakıyorsun? Onun öyle bir inancı olsa da gerçek hayat öyle işlemiyor malesef. Sonuçta farkındaysan Elif Türk aile yapısına sahip. Üstelik Karadenizli bir aile. Madem bundan böyle artık Kaş’ta yaşayacağız, Türk geleneklerine göre evlenmemiz lazım Mars.

Mars – Allah Allah çok saçma. Neyse yine de ne gerekiyorsa yaparız tabi. Neymiş o gelenekler bakalım?

Venüs – Önce senin ailenin gelip beni görmesi gerekiyor.

Mars – :))

Venüs – Ne gülüyorsun?

Mars – Benim ailem mi var Venüs? Topu topu kaç karakteriz şunun şurasında Allah aşkına. Kimi göndereyim ben şimdi seni görmesi için? Uranüs ile mi çözeceğiz o kısmı da yani… 🙂

Venüs – Hmm. Yani… Valla öyle görünüyor. Neyse detaylarda takılı kalmayalım. Çözeriz elbet. Yalnız bir şeyi fark ettim Mars. Sen de beni amma beleşe getirdin ha. Ne düğün, ne gelinlik. Hayret bir şey. Çırılçıplak Tanrının huzurunda evlenmişlermiş. Oldu!!!

Mars – :)) Ay yoksa gelinlik mi giymek istiyorsun?

Venüs – Evet! Tabi ki de. Hatta şöyle ünlü bir modacının elinden olsun. :))

Mars – Elif neler yazıyor böyle Venüs? Bugüne kadar giydiği gelinliklere doyamadı galiba. 🙂

Venüs – Konuyu Elif’e bağlayarak dağıtma. Valla onu bunu bilmem. Dört gün dört gece düğün isterim. Halaylı malaylı vurgulu çalgılı. Bak Tango yapamıyorum ama çok güzel halay çekerim. 🙂 Göbek bile atmazsam bana da Venüs demesinler.

Mars – 🙂 Sen coştun iyice bakıyorum. :))

Venüs – İmam nikahı istemediğime dua et Mars.

Mars – Oldu olacak tüm dinlere göre evlenelim istersen Venüs. Böyle dört gün dört gece değil elli kez düğün yaparız.

Venüs – Fena fikir değil aslında.

Mars – Şaka gibisin ama. Biz evrenseliz ki niye böyle adetlere uymak zorundayız hiç anlamadım.

Venüs – Ha unutmadan söyleyeyim bütün bunlardan önce bana çok güzel pırlanta bir yüzük alman anlamlı olur Mars.

Mars – Sen benimle dalga geçiyorsun öyle değil mi?

Venüs – Hayır dalga geçmiyorum.

Mars – Elif bugüne kadar kocalarından isteyemediği şeyleri senin aracılığınla benden istiyor anlaşılan. 🙂

Venüs – :))))

Mars – Hem hani para, pul, mal, mülk önemli değildi. Aşkımız ve sevgimiz her şeyin üstündeydi.

Venüs – Tabi ki önemli değil. Ayrıca Elif daha önce istememiş olabilir ama şu an düşünüyorum da sevdiğin bir insana verdiğin değeri anlatmak için pırlanta yüzük çok anlamlı bir hediye bence. Maddeye öncelik vermek değil bu. Sevdiğine senin gözündeki değerini maddi boyutta da aktarabilmek önemli. Bu aralarındaki bağı daha da güçlendirecektir.

Mars – Senin altının ne kadar olduğundan haberin var mı Venüs?

Venüs – :(( Aşk olsun ama Mars.

Venüs Mars’ın espri yaptığını anlamaz ve birden yüzü asılır. Venüs’ün ciddi ciddi üzüldüğünü görünce Mars daha fazla dayanamaz. Ceketinin cebinden küçük bir mücevher kutusu çıkartıp Venüs’e uzatır. Venüs şaşkın bir şekilde bir Mars bir de mücevher kutusuna bakar.

Venüs – Bu ne Mars?

Mars – Aç bak.

Venüs kutuyu elir alır, biraz da etraftan utanarak yavaşça açar. Pırlanta yüzüğü görünce yüzü al al kızarır.

Venüs – Marssss. Ama sen…

Mars kutudaki yüzüğü çıkartıp Venüs’ün yüzük parmağına takar.

Venüs – Aman Tanrım! Çok güzel!

Mars – Kapalı Çarşı’nın altını üstüne getirdim. En güzel yüzük buydu Venüs.

Venüs – Demek bunun için benimle gelmedin.

Mars – Sana sürpriz yapmak istemiştim. Kaş’a gidince güzel bir yemek eşliğinde vermek istiyordum ama yüzünün asıldığını görünce dayanamadım.

Venüs – Ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum Mars.

Mars – Bir şey deme. Sadece benim için çok değerli olduğunu bil yeter. Her nerede olursan ol bu değişmeyecek. Ben senin her koşulda mutlu olmanı istiyorum. Bir gün ben yanında olmasam bile bu yüzüğe bakarak bile mutlu ol olur mu?

Venüs – Ne demek ben yanında olmasam bile.

Mars – Hayat bu ya. Her ne kadar bizi Elif yazsa da hayat ne getirir hiç belli olmaz. Dilerim beraber mutlu bir ömrümüz olur Kaş’ta. Onun için bu yola çıktık sonuçta ama eğer başka türlü gelişirse de benim için her zaman özel olduğunu unutma.

Venüs – Niye sanki ayrılıyormuşuz gibi konuşuyorsun Mars.

Mars – Aslında yeryüzündeki hiçbir şeyin bizi ayıramayacağını anlatmaya çalışıyorum Venüs. İnan bana Türk adetleri umurumda bile değil. Başkalarının hakkımızda ne konuşacağı da. Ben sadece sana aldığım bu yüzükle sevgimizi sonsuza dek mühürlemek istedim. Yaşam bitip biz toprak olsak bile yüzüğümüz bizden sonraya da kalacak. Tıpkı 3000 yıl önceki Likya şiirinde yazdığı gibi:

“Beni bulamazsan üzülme,
Eşyalarımı bulacaksın.
Kestiğim taşları, açtığım yolları,
İşlediğim heykelleri bulacaksın.
Ve göreceksin ki binlerce yıl öteden,
Parmak izlerimiz değecek birbirine.”

Fonda bir anons duyulur. Venüs ve Mars bir an önce uçağa gitmeleri gerektiğini anlarlar. Konuşmaları yarıda kalır. Acele içinde eşyalarını toparlamaya başlarlar.

Didem Elif

Not: Bu yaz ilk defa İstanbul’a gidemedim. Babam seksen yaşından sonra çeşit çeşit dondurma yapmaya başlamış. Dondurmayı çok sevmem ama babam yaptığı her şeyi o kadar lezzetli yapar ki istemeden aklım kalıyor. Dilerim en kısa zamanda tadına bakabilmek nasip olsun.

Görsel olarak kullandığım fotoğrafı Dalaman Kaş arasında uçarken uçaktan çekmiştim. Kanatla gökyüzünün oluşturduğu geometri hoşuma gitmişti.

Sevgilerimle

Kutlama

Mars ve Venüs çifti uçaktadır. Venüs dalmış bir halde camdan dışarı bakmaktadır.

Mars – Hayırdır Venüs. Uçağa bindik bineli kafanı camdan ayırmadın. Yüzünü gören cennetlik valla. 😉

Venüs – Pardon. Dalmışım canım.

Mars – Hayret cennet esprime gülmedin. Bugün Elif’in Cennet Köşesi adını verdiği Japonya’dan ayrılıyoruz ya, ben “Yüzünü gören cennetlik,” diyerek seni biraz olsun gülümsetirim sanmıştım.

Venüs yüzünü Mars’a çevirip hüzünle gülümser.

Mars – Neyin var Venüs? Bunca zaman sonra nihayet Türkiye’ye dönüyoruz. Sevinmiyor musun yoksa?

Venüs – Seviniyorum tabi ki. Çok seviniyorum hem de. Sadece temelli dönüyor olduğumuz için içimde ister istemez bir burukluk var. Sonuçta seninle birlikte Japonya’da o kadar güzel günlerimiz oldu ki. Baş başa geçirdiğimiz zamanları aklımdan geçiriyorum da; off Allahım, her anı çok güzeldi. Sanki gerçekten cennette gibiydim. İkimizden başka kimsenin olmadığı bir cennet.

Mars – İnan bana Venüs çok daha güzellerini yaşayacağız beraber.

Venüs’ün gözleri bu sefer ışıltıyla gülümser. Mars kolunu Venüs’ün omzuna dolar. Kendi bedenine doğru yasladığı sevgilisinin alnından sevgiyle öper.

Mars – Tamam Türkiye oldukça sorunlu bir ülke. Daha yeni güzelim Giresun’a olanlara bak. Eminim içinde yaşarken bizim de bir sürü sıkıntılarımız olacaktır. Cennette gibi olamayacağımız şimdiden belli. Aramızdaki bu sadece ikimize özel bağın değerini bilip ona sahip çıktığımız sürece beraber her sıkıntının üstesinden gelebiliriz bence.

Venüs – İnşallah bunu başarabiliriz Mars. Aslında aşk öyle zor bulunan bir şey ki ama esas zor olan onu korumak.

Mars – Doğru. Bunu korumak için elimden geleni yapacağım Venüs. Neşelen hadi artık. Hem bak aylar önce istediğin şey gerçek oluyor. Taşınma işlemleri filan derken bir an yetişemeyeceğiz sandım ama neyse ki Zafer Bayramı‘na yetiştik. Bayramı Elif ile kutlayacağız.

Venüs – Evet ama özellikle birlikte gitmek istediğim Kaş Caz Festivali iptal edilmiş. Bizde bu kısmet varken eminim 30 Ağustos’ta Zafer Bayramı‘nı kutlamak da yasaklanır.

Mars – Olsun baş başa kutlarız biz de. Hem ben kalabalık kutlamaları pek sevmem. Ayrıca önemli olan o kutlama enerjisini kalpten hissetmek ki Venüs. Bu ülkede bu günün anlamını kalpten yaşayacak bir sürü insan var. Meydanlarda coşulmasa ne olur? Onca insanın kalpten bir bağ kurmasına kimse engel olamaz. Kalpte hissedilen duygular öyle başkadır ki, o duygulara asla karşı koyamazsın. Onun gücünü kimsenin hafife almaması gerekir.

Venüs – Doğru söylüyorsun. Biliyor musun Mars, kalpten bir bağ deyince seni gördüğüm ilk gün aklıma geldi birden. Daha önce o gün neler hissettiğimi, neler düşündüğümü hiç anlatmadım sana. Denedim aslında. Bir şekilde anlatmayı hep denedim ama bir türlü başaramadım.

Mars – Parkın içinde tek başıma otururken yanıma geldiğin anı mı söylüyorsun?

Venüs – Evet. Ne acayip bir andı. Hiç unutmuyorum. Çok şaşırmıştım.

Mars – Şaşırmış mıydın? Neden ki?

Venüs – Seni görünce hiç öyle duygular hissedeceğim aklıma gelmezdi. Daha önce birine görür görmez aşık olmamıştım.

Mars – Daha önce derken? Daha sonra oldun mu yani?

Venüs – Hayır canım. Daha sonra da başıma öyle bir şey gelmedi. Meğer sadece gökyüzündeki yıldızlar arasında değil, dünyada da ilk görüşte aşk diye bir şey varmış. Seninle göz göze geldiğim o ilk saniye…

Mars – Evet?

Venüs – İçimde havai fişek patladı sanki.

Mars – 🙂 Abartma Venüs.

Venüs – Hayır abartmıyorum. Aslında bununla şunu demeye çalışıyorum. Hani havai fişek patladığında önce sesini duyarsın. Ardından gökyüzü aydınlanır. Karanlığın içinde bir süre ışıkların dans etmesini izlersin. Sonra o muhteşem ışık hızlıca söner. Kısacık bir andır ama eşsiz bir duygusu vardır. Seninle göz göze geldiğim o ilk saniye, içimde ani bir patlama oldu sanki ve kalbimde yanan ışıklar dans etti Mars.

Mars – Biliyor musun Venüs, yazdığın günlüğe tepki vermiştim ama bazı benzetmelerin hiç fena değil aslında. Bunları not al bence.

Venüs – Şaka gibisin ama Mars. Hoşuna giden duygularım değil de, bunu anlatma biçimim mi yani?

Mars – Hoppala. Ne alakası var Venüs? Şimdi ben öyle bir şey mi dedim? Sana da bir türlü yaranılmıyor valla. Güzel olan bir yanını övdüm sadece. İfade etme şeklini beğenmem seni mutlu eder sanmıştım.

Venüs – Süslü cümleler kurmak için söylemiyorum ki ben bunları. Gerçekten öyle hissetmiştim. Sen sözlerime övgü yapınca sanki duygularımı hafife alıyorsun gibi geliyor. Zaten az önce de abarttığımı söyledin.

Mars – Venüsss…

Venüs – 🙁

Mars omzuna doladığı koluyla Venüs’e daha sıkı sarılır.

Mars – Demek beni gördüğünde içinde birden şimşek çaktı. 🙂

Venüs – Hayırrr, havai fişek.

Mars – 🙂 Aynı şey ki. Şimşek de aynı anlattığın gibi oluyor. Önce sesi…

Venüs – Evet ama şimşek insanın içinde bir korku duygusuna yol açar. Oysa ben öyle büyük bir coşku hissetmiştim ki. Sanki o an zaman yarıldı Mars ve ben zamansız bir boyuta geçtim. Çok acayipti. Aradığın bir şey, hiç beklemediğin bir anda kendiliğinden karşına çıkınca çok sevinirsin yaa. İşte tam olarak öyleydi. O an aklımın alamayacağı bir şeyler oluyordu ama ben çok mutluydum.

Mars – Banka oturmak için geldiğini sanıyordum. Demek özellikle geldin o gün yanıma.

Venüs – Yoo doğru. Banka oturmak için gelmiştim. Ayağım birden çok ağrımıştı o anda acilen oraya oturmam gerekmişti. Zaten hissettiğim duygulara o yüzden şaşırmıştım ya. Parkta hep aynı saatte aynı bankta kitap okuduğun için farkındaydım aslında senin. Ne zaman yürüyüşe çıksam görürdüm seni bir şekilde ama nasıl biri olduğunu merak bile etmemiştim açıkçası. Ne yalan söyleyeyim o güne kadar hiç ilgimi çekmemiştin. Hele ki bir erkek olarak…

Mars – Sağol yani Venüs. :)) Ben de güzel bir şeyler söyleyeceksin sanıyorum.

Venüs – Dur ama daha bitmedi ki. Ben senin yanına banka oturduktan kısa bir süre sonra parkta yerdeki çöpleri toplayan görevli yanımıza gelmişti. Seni tanıdığı için kendi aranızda kısa bir süre konuştunuz. Sen onunla konuşurken yüzüne bakıp doya doya seni seyretmiştim. O kadar güzel gülümsüyordun ki. İçimden “Bu adam bu kadar yakışıklı mıydı yaa,” dediğimi hatırlıyorum.

Mars – :))

Venüs – Sonra işte park görevlisi gitti. Biz seninle konuşmaya başladık. O konuşma esnasında havai fişekler ara ara patlamaya devam etti. :))

Mars – Canım benim… 🙂

Venüs – O ana kadar ilgimi çekmemiş olduğun için, senin içinde var olan ışığını tam yansıtamadığını düşünmüştüm.

Mars – Nasıl yani?

Venüs – Ben seni bilmeme rağmen senin tarafına hiç bakmıyorsam bence sende eksik bir şey olmalıydı.

Mars – Allah Allah yani Venüs. Ne saçma şey dedin şimdi. O eksiklik sende olmasın sakın.

Venüs – Evet biliyorum gerçekten çok saçma ama o zaman öyle düşünmüştüm işte. Bir inci bulmuş gibi hissetmiştim çünkü. Gerçek bir inci. Andre Gide’in Kadınlar Okulu kitabında bir söz vardır. Yaklaşık şöyle bir şeydir: “Bugün öyle kusursuz inciler üretiyorlar ki, gerçeğinden ayırt etmek mümkün olmuyor. Oysa gerçek inci bir servet değerindedir. Diğerlerinde değerin yalnızca görünüşü var.” Bu cümleleri çok severim.

Mars – Güzelmiş evet.

Venüs – İşte sanki ben içinde gerçek inci olan bir istiridye bulmuştum. Biliyorum yine saçma gelecek ama tam olarak şöyle düşünmüştüm: “Bu istiridyenin kabuğunu kırarsam incisini ortaya çıkartabilirim.” Böylece senin ışığın daha fazla insanı aydınlatacaktı. İşte sivri sözlerimle özellikle üstüne üstüne geldim o gün. Normalde kimseye söylemeyeceğim şeyler söyledim. Aslında korktuğun şeyi bulmaya çalışıyordum. Fakat cümlelerim o kadar yanlış yere gitti ki, nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde bir baktım seninle kavga ediyoruz.

Mars – Eee ne demişler: “Büyük aşklar kavgayla başlar.”

Venüs – :)))

Mars – Seni gülümsetmek çok hoşuma gidiyor Venüs. Sen hep böyle gül olur mu?

Venüs’ün yüzüne yine hüzün düşer.

Mars – Bak şimdi. Ne oldu yine?

Venüs – Kavga etmeseydik keşke. Hatırlarsan o kavga yüzünden senin kafanda bir ön yargı oluşmuştu. İletişimimiz öyle bir hal aldı ki, seninle normal konuşmak imkansızlaşmıştı. Bana karşı içinde o kadar yoğun bir öfke vardı ki, beni düşman bellemiştin. Başka gözle bakamıyordun. Sana ne kadar aşık olduğumu bir türlü fark etmiyordun.

Mars – Evet ama bunlar çok önceydi. Hani unutacaktık. Sonunda yanlış anlaşılmaların hepsini konuşa konuşa aştık ve her şey geride kaldı. Açma tekrar o konuları. Bak önümüzde yepyeni bir başlangıç var. Bunu çok güzel değerlendirelim. Hem ara sıra kavga etmek iyidir. Negatif enerji boşalır.

Venüs – Öyle mi?

Mars – Tabi ki. Mesela şu an seninle bir kavgaya tutuşasım var ki aklın durur. Kendimi zor tutuyorum.

Venüs – Aaaa gerçekten mi? Niye, ne yaptım ki?

Mars – :))) Şaka yapıyorum Venüs. Şu an tek istediğim bir an önce yatağa uzanmak ve yumuşacık kollarının arasında dinlenmek. Yolculuk bir hayli yordu. Japonya Kaş’a gerçekten çok uzakmış. Üstelik İstanbul’da bir de aktarma yapacağız. Yalnız benim anlamadığım, daha geçen hafta ikimiz denizin ortasında yüzüyorduk. Karşı kıyıya varacağımız bir diyalog bekliyordum ben açıkçası. Konuşmalarımızın akışında bir tuhaflık varmış gibi gelmedi mi sana da Venüs?

Venüs – Marscım Elif şu an flashback tekniği uyguluyor. Karşı Kıyı diye bir köşe açıp önce uçakla Türkiye’ye dönmemizi anlatmaktansa, böyle bir akışın daha değişik olacağını düşünmüş. Bir ileri, bir geri anlatımlar filan… Okudukça anlaşılacak yani hikayenin gidişatı.

Mars – :)) Allahım yaaa. Flashback tekniği uyguluyormuş… :)) Bence bu Elif hiç yazmasın. Okuyucunun aklıyla bildiğin dalga geçiyor. Beni de hanım köylü bir karakter olarak anlatıp duruyor zaten.

Venüs – Aaaa hiç de bile. Yanılıyorsun Elif kimseyle dalga geçmeyi sevmez bir kere. Onu sürekli suçlamak yerine bir anlamaya çalışsan, çok iyi bir kız aslında. Kafası biraz ilginç çalışıyor hepsi bu. 🙂 Hem şu kadarcık metinde ne olmuş birazcık hanım köylü olmuşsan. Diyaloglarımızdan bir gün de memnun ol canım.

Mars – :)) Biliyor musun Venüs? Bu gidişle biz yine ilk tanıştığımız gün gibi seninle kavga edeceğiz o olacak. Gerçi takdir etmem lazım şimdi. Kesinlikle çok güzel kavga ediyorsun. Övgüme bu sefer daha çok kızacaksın ama ben senin kadar kolay beni kavgaya çekeni ve bu kadar güzel kavga edeni hiç görmedim inan ki. 😉

Venüs – :)))

Mars – :)) Seni seviyorum hayatım. İyi ki varsın.

Venüs – ❤️

Didem Elif

Not: Kaş’ta eğlence sektörü tam gaz sürerken bu hafta sonu gerçekleşecek olan Kaş Caz Festivali neden iptal edildi anlamadım. Üstelik pandemiye en uygun şartlar için aylardır titizlikle çalışılıyorken. Hem de açılışa bir hafta kala. Uygulamalardaki tutarsızlıkları ve eşitsizlikleri anlamak gerçekten zor. Hayırlısı olsun elbette. Mars ve Venüs karakterlerimi bu festivale götürmek istiyordum. Seneye artık. 🙂

Büyük Taarruz’un yıl dönümünde; 30 Ağustos Zafer Bayramımızda yürekten buluşacağım herkese şimdiden sevgilerimi iletiyorum…

Tehlike

Venüs ve Mars denizin ortasında yüzmektedir.

Venüs – Mars ben daha fazla devam edemeyeceğim. Çok yoruldum.

Mars – Hadi ama Venüs çok az kaldı.

Venüs – Nasıl çok az kaldı? Yüzüyoruz yüzüyoruz kıyı hala yakın bile değil. Sanki yıllardır kulaç atıyorum. İnan öyle yoruldum.

Mars – Şurada daha bir saat olmadı Venüs. Pes etme lütfen. Yapabilirsin biraz daha gayret etsen gerçekten az kaldı. Bir geriye bak. Geldiğimiz kıyıdan ne kadar uzaktayız şu anda.

Venüs – Ayy doğru söylüyorsun. E ne yapacağım ben peki? Geri de dönemem. Valla çok yoruldum. Bundan sonrasına gücüm yetmeyecek diye korkuyorum. Oysa yüzmeye başlamadan önce karşı kıyı gözüme ne kadar da yakın görünmüştü. Seni de yavaşlatıyorum. Beni habire beklemek zorunda kalıyorsun.

Mars – :)))

Venüs – Aslında sana yetişmeye çalışayım diye hızlı kulaç atıp daha çok yoruldum sanki. Sen bana göre çok hızlısın. Yan yana ilerlememiz mümkün değil ki Mars? Birlikte bu şekilde yola çıkmamalıydık. Seni de yoruyorum.

Mars – İstersen ben gidip geleyim. Sen bu arada biraz dinlen. Dönüş yolunda tekrar beraber harekete geçeriz.

Venüs – Ben korkarım denizin ortasında tek başıma. Ya köpek balığı gelirse. Beni yalnız bırakma lütfen.

Mars – Köpek balığı gelirse sanki ben ne yapabilirim ki? Hem ne işi var köpek balığının bu suda canım?

Venüs – Sahi mi olmaz mı bu denizde köpek balığı?

Mars – Gerçi hiç bilmiyorum Venüs. Olmaz herhalde. Yani olmasa iyi olur. Nereden aklıma soktun benim de şimdi?

Venüs – Yoktur canım. Hiç Elif’ten duymadım. “Balona dikkat edin, çok tehlikelidir,” demişti. Şu sıralar denizin en tehlikeli balığıymış.

Mars – Balona mı? Benim bildiğim balon gökyüzünde uçar. Denizde yüzeni de mi varmış?

Venüs – Var tabi. Elif bir kez denizde yüzerken görmüş Allahtan ölüymüş. Yoksa çok tehlikeli. Isırdığı yeri koparıyormuş valla.

Mars – Ona bakarsan bazen sevimli deniz kaplumbağaları bile tehlikeli olabiliyor.

Venüs – Aaa doğru. O güzelim varlık Elif’in Amerika’lı bir arkadaşını ne biçim ısırmıştı. Kim bilir suyun içinde ne yaşamışsa hayvan artık, insanlara saldırır hale gelmiş düşün. Yani öyle masum, iyi huylu, sakin deyip geçmemek lazım. Aslında bu durum insanlar için de geçerli. Doğasıyla oynanan her varlık gözü döndü mü her şeyi yapabilir. O yüzden kimsenin doğasını bozacak şekilde davranmamak lazım. Kafası atanın ne yapacağı belli olmaz.

Mars – Gerçi şimdi düşündüm de sen ekstra korkmakta haklısın Venüs.

Venüs – Nedenmiş o?

Mars – Şu an denizde yüzen bir  kaplumbağa ya da bir balık olsam, o tombik popondan kesin ısırmıştım seni. 😉

Venüs – Yaaa dalga geçme. Hem kilo vermeye başladım ki ben bir kere.

Mars – Sahi mi? Nerenden verdin acaba? Ayakların filan mı küçüldü? Buradan bakınca hiç belli olmuyor da. 😄

Venüs – Suda olduğumuz için olmasın. Ayy ben de sana ciddi ciddi cevap veriyorum. Sorsan mola verdik dinleniyoruz. Suyun içinde yüzerken bu kadar konuşulur mu canım?

Mars – Sen onu Elif’e söyle. Sanki konuşma metinlerimizi ben mi yazıyorum? Zaten bazen hiç söylemeyeceğim şeyler yazıp duruyor. Deli ediyor beni.

Venüs – Hah ben de ne zaman Elif’e laf sokacaksın diye merak ediyordum.

Mars – Niye laf sokayım canım, ben laf sokmasını hiç sevmem bir kere. Olanı söylüyorum. Neyse o değil de Venüs, az önce beni burada bekle dedim sana ama, aslında senin de karşı kıyıya kadar yüzebilmeni çok istiyorum. Başardığını gördüğünde sen de mutlu olacaksın. Yapabilirsin çünkü biliyorum. Korkuya kapılıp kendini zayıflatıyorsun şu an. Gayet iyi gidiyorsun güven bana. Sonuçta neredeyse çocuk yaşımdan beri düzenli yüzdüğüm için elbette ki benim kondüsyonum sana göre daha iyi. Ayrıca fiziksel olarak da daha güçlüyüm senden. Bütün bunlar normal yani. Hem ben seni beklemekten rahatsız olmuyorum. Zaman geçiyor filan diye de takılma, ne zaman olursa o zaman karşı kıyıya varırız. bir acelemiz yok ki. Hem beraber olduğumuz sürece ne fark eder ki? Sen yeter ki pes etme.

Venüs – Yanımda olduğunu bilmek bana cesaret veriyor aslında. Sen olmasan muhtemelen böyle bir işe hiç kalkışmazdım.

Mars – Bak aklıma ne geldi? Sana ilk fırsatta bir palet alalım Venüs. Böylece aynı enerjiyi sarf ederek daha hızlı yol alırsın. Bana yetişme kaygını da ortadan kaldırmış oluruz ne dersin?

Venüs – Bilmem fark eder mi?

Mars – Eder tabi etmez mi? Hataların ve yanlışların var tabi ama aslında tekniğin hiç fena değil sadece biraz kendini güçlendirmen gerek. Yüze yüze güçleneceksin merak etme.

Venüs – Biliyor musun? Denizin ortasında bu kadar konuşulur mu dedim ama seninle her şeyi konuşmak ne kadar iyi geliyor. Birden enerjim yükseldi.

Mars – Canımsın benim. Hadi o zaman yolumuza devam edelim. Karşı kıyıya vardığımızda da bu sefer kumların üzerinde bol bol konuşuruz. Kulağına söylemek istediğim şeyler için sabırsızlanıyorum doğrusu.

Venüs – Aaa neden kulağıma söylemen gerekiyormuş? Zaten bomboş görünüyor koy, kimse bizi duyamaz ki.

Mars – Evet bomboş görünüyor. İşte o yüzden koya varır varmaz sana sımsıkı sarılmayı planlıyorum. Seni bir güzel kumlara yatırıp…

Venüs – Ayy sana inanmıyorum Mars. Ben denizin ortasında suyla bu kadar cebelleşirken senin aklında hep bu mu var yani?

Mars – Çok özledim seni ne yapayım? Hem sen de kollarımın arasındayken bu kadar tatlı olmasaydın bana ne.

Venüs – :)))

Mars – Gülümsüyorsun değil mi, sonra da ben suçlu oluyorum ama.

Venüs – Ne söyleyeceksin kulağıma? :)))

Mars – Elif bunu burada yazabilecek olsa neden kulağına söyleyeyim Venüs? :)))

Venüs – :)))

Venüs kafasını suya sokup yüzmeye başlar. Mars bir süre sevdiği kadının arkasından gülümseyerek bakar, sonra o da peşinden gider. Zaman zaman dinlenerek ilerlerler. Karşı kıyıya vardıkları zaman onları çok güzel bir sürpriz beklemektedir.