Niyet

Mars ve Venüs Patara Anfi Tiyatro’da ayrı yerlerde oturmuş Noel Hoca’nın gelmesini beklemektedir. Mars elindeki deftere bir şeyler yazmaktadır. Venüs ise Karşı Kıyı’ya gelirken yanında getirdiği tek kitabı okumaktadır. Anfi tiyatroya Noel Hoca girer ve sahnedeki yerini alır.

Noel Hoca – Kusura bakmayın biraz geciktim. İlgilenmem gereken işler vardı. Anca gelebildim.

Venüs – Sorun değil. Ben beklemeyi hiç dert etmem. Bu yüzden yanımda mutlaka kitap taşırım. Beklerken bahaneyle okumak için zaman doğmuş oluyor. Mars da sıkıntı etmez böyle şeyleri. O da kafasında not almak istediği şeyleri toparlıyor böylece.

Mars – Evet evet çok doğru.

Noel Hoca – İyi bari. İçeri girip sizi böyle ayrı otururken görünce geçen dersimizden sonra benim yüzümden aranızda bir soğukluk oldu sandım. Böyle bir şeye vesile olmak istemem doğrusu. O zaman daha fazla vakit kaybetmeden bir an önce ikinci ve son dersimize başlayalım.

Venüs – Nasıl? Son ders mi? Daha yeni başlamadık mı ayol? Ne tuhaf iş anlamadım. Gerçi ben bana birinin hocalık etmesini hiç sevmem o ayrı ama bütün bunlar garip geldi yani.

Noel Hoca – İnanın ben de akıl hocalığı yapmayı hiç sevmem. Zaten yaptığım da bu değil. Birazdan beni anlayacağınızı umuyorum.

Noel Hoca elinde olan kumandaya benzer bir aletin tuşlarına basar. Arkasında duran kocaman ekrana görüntü gelir. Ekranda Shakespeare’e ait olan ünlü sözler yazmaktadır.

Noel Hoca – Venüs hanım sizden rica etsem. Ekranda yazanları bize sesli olarak okur musunuz?

Venüs ekranda gördüklerini okumaya başlar.

“Bütün dünya bir sahnedir,
Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu;
girerler, çıkarlar.
Bir kişi birçok rolü birden oynar.
Bu oyun insanın yedi çağıdır.”

Mars – William Shakespeare!

Noel Hoca – Bravo Mars bey. Bildiniz. Bu sözler William Shakespeare’e ait.

Mars – Takdirin için sağol ama resmen benim zaten bildiğim hatta çoğu zaman anlattığım şeyleri sen bize anlatıyorsun. Şaka gibi yani. Bakalım sonunda nereye varacaksın?

Venüs – Doğru söylüyor. Mars hep bundan bahseder ki bana. Onun sayesinde ben bile bu konuyu iyi biliyorum.

Noel Hoca – O yüzden bu son dersimiz zaten. Ben konuşmamı toparlayıp buradan ayrılacağım ve ikiniz rollerinizi oynamak için sahneye çıkacaksınız.

Venüs – Nasıl yani?

Noel Hoca – William Shakespeare öyle güzel bir şey söylemiş ki. “Bütün dünya bir sahnedir.” İşte onun bahsettiği sahne en iyi okuldur aynı zamanda. Çünkü ister çocuk, ister yaşlı biri olsun; yaşamın içinde karşımıza çıkan herkesten yeni bir şeyler öğreniriz. Eğer dünya sahnesinde birisiyle bir araya geliyorsanız, demek ki birlikte sergilemeniz gereken bir oyun vardır. Bu anlamda hiçbir karşılaşma boşuna değildir diyebiliriz. Ama şu an konumuz bu değil. O başlı başına bir öykü konusu doğrusu.

Mars – Hah! Öykünün başlığını durun tahmin edeyim: “Tesadüf!”

Venüs – :)))))

Noel hoca yeni çıkmaya başlamış bıyıklarının altından gülümseyerek konuşmaya devam eder.

Noel Hoca – Her birimizin doğduğu andan itibaren üstlendiği birden fazla kimlikleri vardır. Çocuk olmak, anne olmak, eş olmak, yönetici olmak gibi birbirinden farklı roller üstlendiğimiz oyunlar gerçekleştiririz. Bazen kendimizi bu oyunlara öyle kaptırırız ki, rolümüz ana amacını kaybeder ve iş bazen faşizme kadar uzanır. Bir bakmışsınız oldukça iyi niyetle başlanan bir şey, kötü sonuçlar getiren bambaşka bir yere varmış. Bugün dünyaya baktığınızda, sözüm meclisten dışarı, ahlak adına emek harcayanların en büyük ahlaksızlığı yapar hale geldiğini görürsünüz. Bu yüzden yoldan çıkmamak için niyetinizi sıklıkla kendinize hatırlatmanız gerekir. Niyetimiz, içinde olduğumuz konumun şartlarını kötüye kullanmamak adına, bize doğru yolu gösteren bir pusuladır adeta. Dürüst olmak çok önemli bir değerdir mutlaka ama insanın kendine karşı dürüst olabilmesi için..

Venüs – Hocam dersi yine böleceğim ve Mars bunu söylediğim için bana çok kızacak ama benim sana itiraf etmem gereken bir şey var.

Noel Hoca – Buyrun Venüs hanım sizi dinliyorum.

Venüs – Geçen dersin sonunda dilim sürçmemişti. Ben teneffüs arasında Mars’ın gerçekten kucağına oturmuştum. Ama inan bana Noel hoca kötü bir niyetim yoktu.

Mars – Venüssss Allah aşkına delirdin mi? Neler söylüyorsun? İyice şaşırdın sen galiba.

Venüs – Ne yapayım Mars? Baksana birazdan bize sahneye çıkacaksınız diyor. Zaten tuhaf bir hikayenin içindeyiz. Bana kim bilir nasıl bir rol verecek? Ben hayatta rol yapamam. Ya sahnedeyken yalanım ortaya çıkarsa. Dedim en iyisi ben baştan hakikati söyleyeyim. Hem ne var bunda? Okuyucuların bildiğini Noel Hoca’dan mı saklayalım? Ayrıca sanki tüm gerçeği mi anlattım? Ders bittikten sonra yaptıklarımızdan bahsetmedim ki. O kısmı okuyucular da bilmiyor zaten. 😇

Mars – 🙈🙈🙈 Allahım sen aklıma mukayyet ol ya da sen şu kadına akıl, fikir ver ne olur.

Venüs – Bunun akılla ne ilgisi var canım. Tamam Noel Hoca biraz çocuk yaşta belki ama o da büyüyünce aynısını yapmayacak mı? Seninki de laf!

Noel Hoca öksürerek araya girer.

Noel Hoca – Venüs hanım kalbinizi ferah tutun. Niyetiniz ile ilgili zerre kuşku duymadım. Siz bu meseleyi biraz vicdanla karıştırdınız. Böyle şeyler için vicdan yapmayın. Bir kere herkes her şeyi bilmek zorunda değil. Hatta bazı özel şeylerin iki kişi arasında kalmasında fayda vardır. Aklıma gelmişken vicdan meselesini çok iyi anlatan Takva adlı bir Türk filmi vardır. İsterseniz bir ara onu izlersiniz. Son olarak bu konuyla ilgili şunu söyleyeyim. Her ne söylerseniz söyleyin, karşınızdaki kişi meseleyi kendine göre algılayacaktır. Niyetinizi siz bildikten sonra kimseye bir şey ispat etmeye ihtiyacınız yok. Ben dahil bu öykünün içinde yer alan hiçbir karakter size ahlak bekçiliği yapamaz. Siz kendinizi kandırmayın yeter ki.

Mars – O zaman hikayemizin içinde başka karakterler de olacak.

Noel Hoca – Elbette.

Venüs – Sahi mi? Yeni yeni karakterler tanıyacağız demek. Sen de bayağı şey biliyorsun bakıyorum. Elif sana her şeyi anlatıyor olmalı.

Noel Hoca – Aslına bakarsanız o bu metinlerde ne anlatıyorsa, ben de o kadarını biliyorum. Hiçbir şey sormadığım gibi, sorgulamıyorum da. Bir rolüm var. Niyetim onu en doğru şekilde oynamak. Aksi, niyetimin dışına çıkmak olur; bunu da yapmak istemem.

Mars – Nereden biliyorsun o zaman başka karakterlerle karşılaşacağımızı.

Noel Hoca – Niyet konusunu anlatan karakter olduğuma göre, tahmin edersiniz ki bunu bilmek için medyum olmama gerek yok. Bildiğim kadarıyla ikinizin ortak bir niyeti var. Karşı Kıyı adı verilen bu köşenin içinde beraber güzel ve mutlu bir ilişki yaşamak istiyorsunuz. Doğru mu?

Mars – Kesinlikle!

Venüs – Ne güzel dedin.

Noel Hoca – Buna katkım olsun diye durup dururken ben devreye girdiysem, benim yeterli olmadığım yerde yine aynı şekilde kendiliğinden başka karakterler ortaya çıkacaktır. Siz yeter ki niyetinizden vazgeçmeyin. Eğer kısmetinizde varsa, o mutlaka bir yol bulup size ulaşacaktır. Onu söylemeye çalışıyorum.

Venüs – Bize sahnede oynamamız için nasıl roller vereceksin peki?

Noel Hoca – Beni yanlış anladınız. O kısmı iyi anlatamadım demek ki. Ben sizlere oynamanız için roller vermeyeceğim. Bu benim haddime düşmez. O tamamen sizin bileceğiniz iş.

Venüs – Ohh! İyi bari.

Noel Hoca – Sizi neden ayrı oturttuğumu da anlatıp dersi kapatayım. Çünkü daha bitirmem gereken bir sürü iş var.

Mars – Evet o konuya dair umarım iyi bir açıklaman vardır. Şu ana kadar ki en saçma kısım oydu bana göre.

Venüs – Canımsın Mars. Konuş aşkım.

Noel Hoca – :))) İkiniz yan yanayken hem benim dikkatim dağılıyordu hem de sizin.

Mars – Nasıl yani?

Noel Hoca – Farkındaysanız iki bölümdür köpeğim Barney Değil de yanımda yok.

Venüs – Aaa ben fark ettim de başka konulardan fırsat olmadı nerede olduğunu sormak.

Noel Hoca – Öğretmencilik oyunu oynayacağım için onu yanımda getirmedim. Çünkü oyun esnasında köpekler buraya giremez.

Mars – Ne demek köpekler giremez? Ben de Elif’i hayvan dostu sanırdım. Çok şaşırdım buna şu an.

Noel Hoca – Sadece köpekler değil cep telefonlarını da almıyoruz. Ama siz Karşı Kıyı’ya gelirken cep telefonu yanınıza almadığınız için o kısmı sorun olmadı.

Venüs – Bak sana demiştim cep telefonuna ihtiyacımız olmadığını. Yasakmış işte gördün mü?

Mars – Canım Anfi Tiyatro’ya sokmak yasak diyor. Barney Değil’i dışarıda nasıl görebiliyoruz, cep telefonunu da dışarıda kullanabilirdik ki.

Noel Hoca – Kesinlikle çok doğru. Bir cep telefonuna ihtiyacınız olmadığını söylemedim. Cep telefonu kullanmadığınız için tüm bu kurgu yazılıyor zaten. Buraya köpekleri ve cep telefonlarını almıyoruz çünkü bir köpek havladığında -ki bir köpeğin havlamasına engel olamazsınız- ve bir cep telefonu çaldığında -buna da maelesef tüm uyarılara rağmen engel olamadık-, hem izleyicilerin hem de oyuncuların anında dikkati dağılır.

Mars – Çok mantıklı.

Venüs – Hadi o tamam da, ben de Mars’ın dikkati mi dağıtıyorum bir cep telefonu ya da bir köpek gibi yani?

Noel Hoca – Evet çünkü ikinizin arasında kolay kolay kimsede olmayan bir çekim var. Ayrı oturduğunuzda bana daha iyi konsantre olacağınızı düşündüm, ki yanılmamışım.

Venüs – Nasıl yani?

Noel Hoca – Anlattıklarımı Mars bey mantığıyla irdelerken, Venüs hanım siz de duygularınızla yaklaştınız. Biriniz anlam bulmaya çalışan, diğeriniz ise bağ kurmanın yolunu arayan sorular sordunuz. Zaten biri olmazsa diğeri eksik kalır. Sizin birlikteliğinizin en güzel tarafı da bu. Birbirinizi tamamlıyorsunuz. Sahnede beraber yer aldığınızda, seyre doyum olmayan bir oyun sergileyeceğinize dair kuşkum yok. O gün gerçekleştiğinde şapkamı çıkartıp sahneye atmazsam, bana da Noel Hoca demesinler.

Mars – Yanlış anlama ama o tuhaf şapkayı takmasan iyi olur zaten. Çok komik görünüyorsun.

Venüs – Ay Noel Hoca sen Mars’a bakma. O Elif’i de hep böyle eleştiriyor. Sen içinden nasıl geliyorsa öyle yap.

Noel Hoca – :)) Neyse konu anlaşıldıysa ben artık işlerime bakayım. Hadi bakalım. Sahne sizin. Kolay gelsin!

Noel Hoca aceleyle sahneyi terk eder. Mars ve Venüs ne yapacaklarını bilemez halde birbirlerine bakakalırlar.

Didem Elif

Not: Hz. Ali’nin çok sevdiğim bir sözü vardır. Onu burada paylaşmak isterim: “Allah’ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.” Son yıllarda ne zaman bir şey istemeye niyetlensem, bu sözü kendime hatırlatırım. Niyet hakkında bir öykü yazınca, yine aklıma geldi.

Sevgilerimle