Özgürlük

Mars – Allahım offf. Her tarafım ağrıyor.

Venüs – Hayırdır Mars, neyin var?

Mars – Dün geceden sonra oldu. Hep Elif yüzünden. Sabaha kadar kilimin üzerinde sevişilir mi ayol? Nerede görülmüş bu eziyet?

Venüs – Eziyet mi? Benimle sevişmek hoşuna gidiyor sanmıştım.

Mars – Gitmez mi canım? Hem de nasıl gidiyor bir bilsen ama ondan bahseden kim? Ben kilim kısmını söylüyorum. Sırf bizim üzerimizden Sevgi‘yi anlatacak, sırf içine Kilim detayı koyacak diye düştüğüm hallere bak.

Venüs – Sen Elif’e söyleniyorsun ama bak bu sabah Elif’ten bize bir Not gelmiş. Bizi özgür bıraktığını anlatıyor. Artık Japonya’da kalmak zorunda değilmişiz. Dilediğimiz an dilediğimiz yere gidebilirmişiz.

Mars – Ne? Notu ver bana bakayım.

Mars Venüs’ün elindeki not kağıdını alır. Burnuna gül kokusu gelir.

Mars – Haklısın. Artık özgürsünüz diyor. Bizi serbest bırakıyormuş.

Venüs – Evet! Ne güzel değil mi? Sevinmedin mi?

Mars – Bu işte bir bit yeniği var gibi gelmiyor mu sana da? Demiştim bizi Cennet köşesinden kovacak diye. Bak kovuyor işte. Sorsan kibarca gidin başımdan diyor bize.

Venüs – Yaaa offf Mars. Ne alaka? İstersek kalabiliriz ki. Bize bırakmış seçimi. Neyse boşver şimdi bunları da, benim notu okuyunca aklıma ne geldi? Çok güzel bir fikrim var. Üzerinde hazırlık yapamaya başladım bile.

Mars – Nedir o?

Venüs – 30 Ağustos’ta Kaş’a gidelim diyorum. Elif’e sürpriz yapalım.

Mars – Elif’e sürpriz mi yapalım??? Yazdığı karakterleriyle kendi kendine sürpriz yapanı da ilk defa görüyorum Venüs.

Venüs – :)))

Mars – Ayrıca 30 Ağustos da nereden çıktı?

Venüs – E Zafer Bayramı yaa. Orada kutlarız diye düşündüm. Aaa dur bekle hemen geliyorum.

Venüs Mars’ı salonda bırakıp yatak odasına gider. Kısa bir süre geçtikten sonra üzerinde ay ve yıldız olan kırmızı tişört giymiş bir şekilde geri döner. Elinde Türk bayrağını sallamaktadır.

Mars – Ay Venüs sen gerçekten çok alemsin. Yalnız Zafer Bayramı’na daha ne kadar zaman var, şimdiden nedir bu hazırlık Allah aşkına.

Venüs – Öyle deme Mars. Bu sene Türkiye’nin resmi bayramlarını Türk halkı pandemi yüzünden coşkuyla kutlayamadı. Artık sokaklara çıkıldığına göre 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı iyi değerlendirmek lazım. Şimdiden planlar yapmalı. Hem üç günlük Kaş Caz Festivali’nin de son günü 30 Ağustos’a denk geliyor. Üç gün boyunca Kaş’ta muhteşem bir atmosferde müzik dinleyerek Elif ile birlikte oluruz. Ne de güzel olur.

Mars – Üç günlüğüne hiç Japonya’dan Kaş’a gidilir mi Venüs?

Venüs – Canım birkaç gün önceden gideriz biz de. 23 Nisan’da, 19 Mayıs’da kız hep yalnızdı. Zafer Bayramı’nda beraber olalım diyorum.

Mars – Ondan önce 15 Temmuz Bayramı var. O zaman gidelim madem bu kadar Elif’i düşünüyorsun.

Venüs – Temmuz sıcağında Kaş’ta olmak mı? Aman istemem. Gerçi seninle sıcak soğuk demeden her zaman her yerde olurum o başka tabi ama ben şahsen Ağustos sonunda Kaş’a gitmeyi tercih ederim. Belki Eylül’e bile uzatırız tatilimizi bakarsın, olmaz mı?

Mars – Neyse Allahtan bu sefer ne giyeceğim derdin olmayacak Venüs. Anladığım kadarıyla bu tişörtünü giyeceksin… :)))

Venüs – Evet tabi ki. Ama sadece o değil. Bak bu da var. Vee bir de bu…

Venüs bir elinde Türk bayrağını sallar. Diğer elinde duran kırmızı balonu şişirmeye başlar.

Mars – Aaa o ne için?

Venüs – Hala ne için diye soruyor. Dedim yaa “Büyük Zafer” için. Neredeyse yüz yıl önce verilmiş mücadeleyi kutlamak için. Üzerine adını da yazacağım.

Mars – Kimin adını?

Venüs – Tabi ki Büyük Taarruz’un mimarı Atatürk’ün adını. Yüzlerce değil binlerce yıl geçse de adını altın harflerle göklere yazacağım.

Mars – Venüs’cüm biraz fazla abartmadın mı? Evet Atatürk gerçekten çok büyük ve önemli bir lider ama fanatikleşmedin mi şu anda sence? Ülkeye yıllarca bu tavırlar zarar verdi zaten. Mustafa Kemal Atatürk’ü o kadar ilahlaştırdılar ki bir kesim ondan resmen nefret etti. Onu eleştirmek bile bir zamanlar suç sayılıyordu. Düşün ki Yaradana küfür etsen bir şey olmuyordu ama Atatürk’e laf ettin mi hapsi boyluyordun.

Venüs – Canım ben ilahlaştırmak istemem asla. Sonuçta bir peygamber yerine koymuyorum tabi. Hatta bir insan olarak hataları da oldu elbette. Hele şu soyadı kanununu nereden çıkardı Allah aşkına. Elif’in canı çıktı kaç kez soyadını değiştirecek diye valla. 🙂

Mars – :)))

Venüs – Kısaca Marscım ben sadece onu ne kadar kalpten sevdiğimi anlatmaya çalışıyordum. Bir milletin özgür iradeye sahip olmak için verdiği anlamlı mücadelede Mustafa Kemal Atatürk’ün payı o kadar çok ki. Ondan bahsetmeden Cennet köşesinden ayrılmak istemedim doğrusu. Gerçi anlatmak istediğim konuyu Napolyon ile de anlatabilirdim ama kendi anlı şanlı tarihimiz dururken ne işimiz var Fransa’da…

Mars – Peki tamam madem çok istiyorsun gidelim Kaş’a. Ayrıca bu sene Patara Yılı. Şimdi aklıma geldi. Ağustos ayında meteor yağmurları oluyor. Belki ona da yetişiriz.

Venüs – Ah Mars harikasın!!! Ben hiç Patara’da güneşi batırmadım. Kum tepelerinde gün batımı şahane oluyormuş. Birlikte güneşi batırırız, sonra da meteor yağmurlarını seyrederiz. Ne şahane olur.

Mars – Yalnız biraz dur. Yavaş ol. Bütün bunlar çok güzel geliyor kulağa ancak ben hala Japonya’dan dışarı çıkabiliyor olmamızın şaşkınlığını üzerimden atamadım Venüs.

Venüs – Merak etme zamanla alışırsın. Bak tüm insanlık da aynı bocalamayı yaşıyor. Böyle böyle normalleşeceğiz işte.

Mars – Umarım bu özgürlük denen şey iyi bir şeydir Venüs. Tam duruma alışıyorum Elif köşeyi bitiriyor.

Venüs – Valla bu öykünün başında onun hakkında söylediklerinden sonra dua et Elif’in bizi yeniden “yıldız” yapmadığına Mars.

Mars – Ahahaha haklısın. Elif bu. Kızdırırsak yapar mı yapar valla. :))))

Venüs – :))))

Didem Elif

Not: Müzik yerine bu sefer zaferle dolu tarihimizi paylaşmak istedim. Bazen hatırlamakta fayda var.

Sevgilerimle