Bahar Müjdesi

Soğuk havalarla birlikte, güzel ve mutlu haberlere hasret bir kış geçirdik bu sene. O yüzden bugün çok sevdiğim bir arkadaşımın “Aşk” müjdesiyle aydınlandı günüm. Tam bir bahar müjdesiydi, hatta baharın hediyesiydi bu… Soğuk kış gecelerinde umutla beklenen sevgili nihayet gelmişti. Önceden ekilen lale soğanlarının zamanı geldiğinde açması gibi bir şeydi. Zaten hayatta ne ekersek onu biçmiyor muyduk?

Beklerken olumsuz duygular yükleniriz genelde. Oysa güzel bir şeyler yaşamak için, içimizdeki sevgiye olan inancımızı hiç kaybetmeden sabırla beklemek, ne kadar güzeldir. Baharın kokusunu solumak isteyen yazlık kıyafetlerin dolapta beklemesi gibi.
Neşeli renkleriyle yazlık kıyafetler, yeniden gün yüzü görecek, ışığa yüzünü dönecek. Bir çok yürek kış uykusundan uyandı bile. Meltem rüzgarı çiçeklerin kokusunu dört bir yana taşırken, usul usul okşuyor üşümüş bedenleri güneşin eşliğinde. Sabahın erken saatlerinde yaprakların üzerinden süzülen yağmur damlaları… Toprağın, çocukluğumu hatırlatan eşsiz kokusu… Her baharda her birimiz çocuk oluyoruz bir kez daha. Nisan yağmurlarıyla en çok umutlarımız yeşeriyor sanki. Böylece Çocuk Bayramı’nda elele verip bu umut dolu günü çocuklarımızla birlikte kutlayabiliyoruz. Onlarla kırlarda koşturup, kahkahalarıyla soluklanabiliyoruz.
Bahar her zaman böyle güzel bir şey işte… Umut dolu, sevgi dolu, huzur ve mutluluk dolu… Üstelik bunu gerçekten içimizde hissetmek için, sadece ışığın olduğu yöne bakmak yeterli…
Son Kulis Haber / 26 Nisan 2012
Please follow and like us:
error

Dünyanın En Güzel Öyküsü: Aşk

Yıllar evvel çok yakın bir arkadaşım; “hayat, onu anlayalım ve içinden çıkamayalım diye elinden geleni yapıyor,” demişti sanal bir sohbetimizin arasında. Derinden etkilemişti bu söz beni. En azından benim gerçekliğimi yansıtıyordu. Anlamadığım değildi de hayat, içinden çıkamadığım bir şeydi. Hele ki “aşk” söz konusu olduğunda…

Bazen replikler duyuyorum arkadaşlarımın diğer arkadaşlarıma sarf ettiği: “Onunla birlikte olmak mı istiyorsun, bak beni dinle, aynen dediğim gibi davranmalısın…”, “sakın onu arama, o seni aradığında telefonunu beklemiyormuş gibi davran…”, “sen beni dinle beni, sakın içinden geleni yapma!” Bu diyalogları duyduğumda her zaman korkuyorum. “Aşk böyle olmamalı,” diyorum. Böyle yol tarifi verir gibi olmamalı. Sonra akıl veren arkadaşımın hayatına bakıyorum; evli ve çocuklu, dışarıdan bakıldığında düzenli bir hayatı var. Onun aklını dinlemeyen arkadaşımın ise elinde kalan aşk acısını dinleyen diğer arkadaşları. Sevgililer Günü gelmiş çatmış. O yine yalnız.
Yalnız olsa ne olur? Çok mu önemli Sevgililer Günü’nde biriyle birlikte olmak? Hani bir insanı sevmekle başlamayacak mıydı her şey? Sait Faik böyle söylememiş miydi bize? Bunu ne zaman unuttuk?
Biriyle birlikte olup yalnız hissetmektense, yalnız olup birini bütün varlığınla sevmek. Hileye yalana başvurmadan, kendini olduğun gibi gerçekleştirmek, var olmak. Bence sadece severek bile güzelleşiyor insan. Üstelik bu güzellik gözle görünüyor. Seven insanlar ışıl ışıl dolaşıyor ortalıkta. Sevgileri gözlerinden okunuyor. Varsın aramasın sevdiği, varsın “seni seviyorum,” demesin. O kendi sevgisini besliyor içinde, kendi sevgisiyle büyüyor, kendi aşk hikayesinin kahramanı oluyor.
14 Şubat, Sevgililer Günü olmasının yanı sıra aynı zamanda Dünya Öykü Günü (World Short Story Day). Aşk ise tek başına dünyanın en güzel öyküsü. Okumasını bilene…
Son Kulis Haber / 14 Şubat 2012
Please follow and like us:
error