Tehlike

Venüs ve Mars denizin ortasında yüzmektedir.

Venüs – Mars ben daha fazla devam edemeyeceğim. Çok yoruldum.

Mars – Hadi ama Venüs çok az kaldı.

Venüs – Nasıl çok az kaldı? Yüzüyoruz yüzüyoruz kıyı hala yakın bile değil. Sanki yıllardır kulaç atıyorum. İnan öyle yoruldum.

Mars – Şurada daha bir saat olmadı Venüs. Pes etme lütfen. Yapabilirsin biraz daha gayret etsen gerçekten az kaldı. Bir geriye bak. Geldiğimiz kıyıdan ne kadar uzaktayız şu anda.

Venüs – Ayy doğru söylüyorsun. E ne yapacağım ben peki? Geri de dönemem. Valla çok yoruldum. Bundan sonrasına gücüm yetmeyecek diye korkuyorum. Oysa yüzmeye başlamadan önce karşı kıyı gözüme ne kadar da yakın görünmüştü. Seni de yavaşlatıyorum. Beni habire beklemek zorunda kalıyorsun.

Mars – :)))

Venüs – Aslında sana yetişmeye çalışayım diye hızlı kulaç atıp daha çok yoruldum sanki. Sen bana göre çok hızlısın. Yan yana ilerlememiz mümkün değil ki Mars? Birlikte bu şekilde yola çıkmamalıydık. Seni de yoruyorum.

Mars – İstersen ben gidip geleyim. Sen bu arada biraz dinlen. Dönüş yolunda tekrar beraber harekete geçeriz.

Venüs – Ben korkarım denizin ortasında tek başıma. Ya köpek balığı gelirse. Beni yalnız bırakma lütfen.

Mars – Köpek balığı gelirse sanki ben ne yapabilirim ki? Hem ne işi var köpek balığının bu suda canım?

Venüs – Sahi mi olmaz mı bu denizde köpek balığı?

Mars – Gerçi hiç bilmiyorum Venüs. Olmaz herhalde. Yani olmasa iyi olur. Nereden aklıma soktun benim de şimdi?

Venüs – Yoktur canım. Hiç Elif’ten duymadım. “Balona dikkat edin, çok tehlikelidir,” demişti. Şu sıralar denizin en tehlikeli balığıymış.

Mars – Balona mı? Benim bildiğim balon gökyüzünde uçar. Denizde yüzeni de mi varmış?

Venüs – Var tabi. Elif bir kez denizde yüzerken görmüş Allahtan ölüymüş. Yoksa çok tehlikeli. Isırdığı yeri koparıyormuş valla.

Mars – Ona bakarsan bazen sevimli deniz kaplumbağaları bile tehlikeli olabiliyor.

Venüs – Aaa doğru. O güzelim varlık Elif’in Amerika’lı bir arkadaşını ne biçim ısırmıştı. Kim bilir suyun içinde ne yaşamışsa hayvan artık, insanlara saldırır hale gelmiş düşün. Yani öyle masum, iyi huylu, sakin deyip geçmemek lazım. Aslında bu durum insanlar için de geçerli. Doğasıyla oynanan her varlık gözü döndü mü her şeyi yapabilir. O yüzden kimsenin doğasını bozacak şekilde davranmamak lazım. Kafası atanın ne yapacağı belli olmaz.

Mars – Gerçi şimdi düşündüm de sen ekstra korkmakta haklısın Venüs.

Venüs – Nedenmiş o?

Mars – Şu an denizde yüzen bir  kaplumbağa ya da bir balık olsam, o tombik popondan kesin ısırmıştım seni. 😉

Venüs – Yaaa dalga geçme. Hem kilo vermeye başladım ki ben bir kere.

Mars – Sahi mi? Nerenden verdin acaba? Ayakların filan mı küçüldü? Buradan bakınca hiç belli olmuyor da. 😄

Venüs – Suda olduğumuz için olmasın. Ayy ben de sana ciddi ciddi cevap veriyorum. Sorsan mola verdik dinleniyoruz. Suyun içinde yüzerken bu kadar konuşulur mu canım?

Mars – Sen onu Elif’e söyle. Sanki konuşma metinlerimizi ben mi yazıyorum? Zaten bazen hiç söylemeyeceğim şeyler yazıp duruyor. Deli ediyor beni.

Venüs – Hah ben de ne zaman Elif’e laf sokacaksın diye merak ediyordum.

Mars – Niye laf sokayım canım, ben laf sokmasını hiç sevmem bir kere. Olanı söylüyorum. Neyse o değil de Venüs, az önce beni burada bekle dedim sana ama, aslında senin de karşı kıyıya kadar yüzebilmeni çok istiyorum. Başardığını gördüğünde sen de mutlu olacaksın. Yapabilirsin çünkü biliyorum. Korkuya kapılıp kendini zayıflatıyorsun şu an. Gayet iyi gidiyorsun güven bana. Sonuçta neredeyse çocuk yaşımdan beri düzenli yüzdüğüm için elbette ki benim kondüsyonum sana göre daha iyi. Ayrıca fiziksel olarak da daha güçlüyüm senden. Bütün bunlar normal yani. Hem ben seni beklemekten rahatsız olmuyorum. Zaman geçiyor filan diye de takılma, ne zaman olursa o zaman karşı kıyıya varırız. bir acelemiz yok ki. Hem beraber olduğumuz sürece ne fark eder ki? Sen yeter ki pes etme.

Venüs – Yanımda olduğunu bilmek bana cesaret veriyor aslında. Sen olmasan muhtemelen böyle bir işe hiç kalkışmazdım.

Mars – Bak aklıma ne geldi? Sana ilk fırsatta bir palet alalım Venüs. Böylece aynı enerjiyi sarf ederek daha hızlı yol alırsın. Bana yetişme kaygını da ortadan kaldırmış oluruz ne dersin?

Venüs – Bilmem fark eder mi?

Mars – Eder tabi etmez mi? Hataların ve yanlışların var tabi ama aslında tekniğin hiç fena değil sadece biraz kendini güçlendirmen gerek. Yüze yüze güçleneceksin merak etme.

Venüs – Biliyor musun? Denizin ortasında bu kadar konuşulur mu dedim ama seninle her şeyi konuşmak ne kadar iyi geliyor. Birden enerjim yükseldi.

Mars – Canımsın benim. Hadi o zaman yolumuza devam edelim. Karşı kıyıya vardığımızda da bu sefer kumların üzerinde bol bol konuşuruz. Kulağına söylemek istediğim şeyler için sabırsızlanıyorum doğrusu.

Venüs – Aaa neden kulağıma söylemen gerekiyormuş? Zaten bomboş görünüyor koy, kimse bizi duyamaz ki.

Mars – Evet bomboş görünüyor. İşte o yüzden koya varır varmaz sana sımsıkı sarılmayı planlıyorum. Seni bir güzel kumlara yatırıp…

Venüs – Ayy sana inanmıyorum Mars. Ben denizin ortasında suyla bu kadar cebelleşirken senin aklında hep bu mu var yani?

Mars – Çok özledim seni ne yapayım? Hem sen de kollarımın arasındayken bu kadar tatlı olmasaydın bana ne.

Venüs – :)))

Mars – Gülümsüyorsun değil mi, sonra da ben suçlu oluyorum ama.

Venüs – Ne söyleyeceksin kulağıma? :)))

Mars – Elif bunu burada yazabilecek olsa neden kulağına söyleyeyim Venüs? :)))

Venüs – :)))

Venüs kafasını suya sokup yüzmeye başlar. Mars bir süre sevdiği kadının arkasından gülümseyerek bakar, sonra o da peşinden gider. Zaman zaman dinlenerek ilerlerler. Karşı kıyıya vardıkları zaman onları çok güzel bir sürpriz beklemektedir.