Zaman

Mars ve Venüs bir masanın başında ayakta durmaktadırlar. Mars, bir yandan elinde tuttuğu parçaya bir yandan da masaya bakmaktadır. Venüs dikkatle Mars’ı izlemektedir.

Venüs – Biliyor musun? Bunu başka birisi yapsa kesin soğumuştum.

Mars – Ne yaptım ki?

Venüs – Daha ne yapacaksın Mars? Yapboz sevmediğimi bildiğin halde 15.000 parçalısını almışsın.

Mars – Öyle mi? Sevmediğini bilmiyordum. Hem ben seviyorum ne yapalım? Ayrıca abartma. 5000 parçalı bir yapboz bu.

Venüs – Doğru 15.000 parça olan senin suratın.

Mars – Uğraşma benimle lütfen. Hem madem sevmiyorsun niye dikiliyorsun başımda Venüs?

Venüs – Bahaneyle şu an doya doya seni izliyorum. O anlamda şikayetçi olduğumu söyleyemem. 😊

Mars bıyık altından gülümser.

Venüs – Oh nihayet biraz yüzün güldü. Neyin var Mars? Hadi anlat!

Mars Venüs’ü duymazdan gelir. Cevap vermeden yapboz yapmaya devam eder.

Venüs – Mars, çok üzülüyorum ama. Yanlış bir şey mi yaptım sana? Öyle bir şeyse inan istemeden olmuştur. Neye bozulduğunu hiç anlamadım açıkçası.

Mars – Ama çok üstüme geliyorsun Venüs. Şu anda bu konuda konuşmak istemiyorum anlasana biraz. Neden her şeyin yoluna girmesi için zamana bırakmıyorsun? Her şeyi söylemek mi lazım?

Venüs – Bir şeye kırılmışsın belli ama anlatmazsan nasıl anlayabilirim? Ben de küsersem ne olacak? Konuşmama hali böyle sürüp gidecek mi? Beni artık istemediğini düşünmeye başladım.

Mars – Seni nasıl istemem iyice saçmaladın Venüs ama.

Venüs – Benimle konuşulmamasından benim kırılabileceğim hiç aklına gelmiyor mu? Aynı evin içinde küsmek olur mu?

Mars – Ben sana küsmedim ki. Konuşuyoruz ya işte.

Venüs – İyi ki küsmedin külahıma anlat sen onu.

Mars omuzlarını silker. Yapboz yapmaya devam eder. Venüs yapboz kutusunu eline alıp incelemeye başlar.

Venüs – Yalnız güzel resim seçmişsin. Yüzlerdeki ifadeyi çok sevdim. Kim yapmış bu resmi acaba?

Mars – Picasso. Kutunun üstünde yazıyor ya bakmıyor musun?

Venüs – Picasso mu? Sen ciddi misin? Aaa hakikaten Picasso yazıyor. Onun bu tarz resimlerini daha önce görmemiştim. Aslında bu bence bildiğimiz meşhur resimlerinden daha güzelmiş. Çocuğun yüzündeki duyguya bak. Vay çok iyiymiş. Çok şaşırdım Picasso olmasına. Ayrıca ne diye habire tersleyip duruyorsun beni? Fark etmemiştim kutuda Picasso yazdığını, ne olmuş? Kırılıyorum artık ama.

Mars cevap vermez. Venüs’ü duymuyormuş gibi kafasını kaldırmadan yapboz parçalarını bulmaya devam eder.

Venüs – Esasında ben sana başka bir şey soracağım, bu tavrın yüzünden çekiniyorum, soramıyorum. Beni üzecek bir şey söylemenden korkuyorum.

Mars – Ne soracakmışsın?

Venüs – Şeyyy, merak ediyorum günlüğümü okudun mu acaba? O günden beri hiç yorum yapmadın da.

Mars – Okudum.

Venüs – Sahi mi? Eee nasıl buldun?

Mars – İlginç.

Venüs – İlginç mi? Kavgada söylenmez ama bu Mars. Aşk olsun sana.

Mars – Ne bekliyorsun ki? Resmen uyurken horladığımı yazmışsın. Ne yani teşekkür mü edeyim?

Venüs – Aaa yoksa sen ona mı bozuldun? Ama ben kötü anlamda söylemedim ki. O cümlelerle aslında seni ne kadar özlediğimi anlatmak istemiştim. Aynen şöyle yazmıştım: “Yanımda uyuduğun zamanlardaki horlamanı bile çok özledim.”

Mars – Bir kere ben horlamıyorum.

Venüs – Sana öyle geliyor. 😄 Hem ben sadece ikimiz arasında olan bir şeyi yine sadece seninle paylaştım. Sanki herkese mi anlattım? Senin sayende herkes okuyup öğrendi ama şimdi.

Mars – Öğrensinler, sanki çok da umrumdaydı.

Venüs – Umrunda değilse neye bozuldun o zaman?

Mars – Varlığımın seni rahatsız ettiğini düşündüm. Benim yüzümden uyuyamadığını. Belki de benden nefret ettiğini…

Venüs – Aaa hiç olur mu? Ne kadar yanlış düşünmüşsün. Hay Allah. Keşke hiç günlük yazmasaymışım. Oysa ben o satırları düşünürken, sen yanımda değildin ve ben tek başıma yatağın içinde oturmuş seni düşünüyordum. Sen yoktun ama vardın aslında. Varlığın tüm benliğimi kaplamıştı. Odana süzülüp seni izlemeyi öyle çok istedim ki. Bir melek olsam keşke ve şimdi yanına uzansam dedim. O an ancak öyle yanına gelebilirdim çünkü. Ne yaptığını düşündüğümde, uyuduğunu hatta tuhaf belki evet ama horladığını hayal ettim ve seni öyle izlerken bile içimin sevgiyle dolduğunu fark ettim. Seni karşılıksız, beklentisiz olduğun halinle sevdiğimi, ne olursa olsun ölene kadar seni içimde taşıyacağımı anlatabilmek istemiştim. Demek olmamış. Benden hepten uzaklaştırmışım yazdıklarımla seni.

Mars Venüs’e döner. Göz göze bakışırlar.

Mars – Ne güzel şeyler söyledin. Gerçekten böyle mi hissediyorsun?

Venüs – Tabi ki. Neyse ki O var. Her şeyimi biliyor, görüyor.

Mars – O var derken? Elif’i mi kastediyorsun?

Venüs – Hayır canım. O’nu söylüyorum. Bize şah damarımızdan bile yakın olan Yaradandan bahsediyorum.

Mars – Ne diye meseleyi dine bağladın şimdi anlamadım.

Venüs – Dine bağlamadım. Ben başka bir şey anlatıyorum. Düşünsene O olmasa dünya çok adaletsiz bir yer olurdu. Söylediklerime belki inanırsın belki inanmazsın orası sana kalmış ama benim ne hissettiğimi, niyetimi anlatmak zorunda olmadığım, ikna etmem gerekmeyen bir varlık olması bana muhteşem geliyor. O olmasa senin sabahtan beri şu tavırların karşısında gerçekten çok yalnız hissederdim.

Mars – Özür dilerim. Böyle olmasını hiç istemezdim.

Venüs – Yazdıklarım içinde beğendiğin hiç mi bir şey yok peki?

Mars Venüs’e şevkatle gülümser.

Mars – Gene kızacaksın ama ilginç diyeceğim. Çünkü hem gerçekçi hem fantastik, kara mizah tadında ironik, bazen komik ama aynı zamanda acıklı, sıcacık hatta çok samimi ama bir o kadar da sert ve acımasız.

Venüs – Yorumun Elif’in kızı Duru’nun cümlelerine benzedi. 😄

Mars Venüs’e doğru yaklaşıp burnuna parmağını dokundurur.

Mars – Biliyor musun çok tatlısın ama aynı zamanda cadı… 😉

Venüs – Yani hem sevdin hem sevmedin öyle mi anlamalıyım?

Mars tekrar masaya geri döner ama eline herhangi bir parça alamaz. Kendi içine dalmıştır.

Mars – Aslına bakarsan horladığımı kabullenmek çok zoruma gitmişti. Yoksa sevdim yazdıklarını. Bir kadının aşık olduğunda ne hissettiğini çok iyi anlatmışsın. Hatta sanki birebir benim hissettiklerimi yazmışsın. Beni bu kadar anlaman korkuttu bir yandan beni. Çıplakmışım gibi savunmasız hissettirdi.

Venüs – Demek sevdin. 🥰 Ayy kerpetenle alıyoruz ağzından kelimeleri beyefendinin. 😉

Mars gülümseyerek eline bir parça alır. Masaya bakarak yerini bulmaya çalışmaktadır. Venüs Mars’ı izlemeye devam eder.

Mars – Benimle birlikte yapboz yapmak istemediğinden emin misin? Bitince çok güzel bir resim çıkacağını biliyorsun artık. Hadi gel beraber yapalım.

Venüs – Evet eminim. İki saat bir masaya yığılmış binlerce parçaya bakıp kusursuz olanı aramayı sevmiyorum. Hem ben aradığım parçamı buldum ki.

Mars sevgiyle yüzünü Venüs’e döner. Yüzünde sıcacık, tatlı bir gülümseme vardır.

Mars – Gel buraya.

Venüs Mars’ın yanına gider. Kollarıyla Mars’ın beline yumuşak bir şekilde sarılır. Birbirlerinin gözlerinin içine bakmaktadırlar. Mars elini Venüs’ün yüzüne götürüp sevgiyle okşar. Her ikisi de gözlerini kapatıp birbirlerine sıkıca sarılırlar.

Didem Elif

Not: Aşağıdaki şarkıyı daha önce hiç duymamıştım. Bu öyküye çok uydu sanki…