Oyun

Mars – Salla hadi Venüs. At zarları…

Venüs – Yaaa tüh yaa. Gene olmadı. 😞

Mars – Şeşi Dü… Bekleyeceksin napalım. Sıra bende. 😊 Hadi bakalım. Penc-ü Se! Severim güzeli gencüse… 🙂

Venüs – Ya Mars Allah aşkına, bari baş başayken Japonca konuşmasan. Aralarda ne demek istediğini anlamıyorum.

Mars – Ben Japonca konuşmuyorum ki güzelim. Tavlada zar attığımız zaman çıkan sayıların Farsça isimleri bunlar. Sana altı iki geldi, bana da beş üç. Onu söylüyorum. Tavla oynarken adettir bu. Sayıları Farsça sesli söyleyerek oynarsın.

Venüs – Ay bir de Farsça çıkartma başıma ne olursun? Zaten neredeyse bütün kapıları kapatmışsın, oyuna bir türlü yeniden giremiyorum. Resmen sen orada kendi hanende tek başına oynuyorsun, ben de durmuş seni bekliyorum. Aşk olsun sana ama.

Mars – Sen de ona göre hamleler alsaydın Venüs.

Venüs – Kırmasan beni olmuyor muydu yani Mars? Ne güzel tam pullarımı toplamaya başlamıştım. Hevesim kursağımda kaldı.

Mars – Neden kırmayacakmışım canım? Oyunu kendi lehime döndürme fırsatını yakalamışım, hiç kaçırır mıyım? Hem tavlada kırmadan olur mu Venüs?

Venüs – Tavla oynarken zar da tutulmaz ama sen hep zar tutuyorsun, sanki fark etmedim.

Mars – Yeniliyorsun diye niye mızıklanıyorsun ki şimdi? Oyun oynamayı sen istedin hayatım.

Venüs – Ben tavla mı oynayalım dedim sana? Ne vardı sanki normal insanlar gibi yılbaşında biz de tombala oynasaydık?

Mars – İyi de tombala kalabalık oynanınca güzel. İki kişi çok zevksiz olur. İkimizin beraber oynayabileceği en keyifli oyun tavla olur diye düşündüm.

Venüs – Gerçi Allah’tan Japonya’dayız diye Go oynayalım demedin. Buna da şükür tabi.

Mars – Bak iyi dedin. Go oynamayı da öğreniriz ilerde inşallah. Duyduğuma göre tavla gibi onun da hayata benzeyen bir felsefesi varmış.

Venüs – Hahaha. Ay sesli güldüm yani Mars. Tavlanın ne felsefesi varmış acaba? Pulları bir o yana, bir bu yana götürmek mi felsefe? İyi salladın şimdi.

Mars – Hayır hiç de sallamıyorum Venüs. Hayat bir nevi oyundur aslında. Tavla oyunu da tıpkı hayat gibidir.

Venüs – Hayat gibi midir? Nasıl yani?

Mars – Tavlada, tıpkı hayat gibi fırsatlar çıkar karşına ve zaman zaman risk alman gerekir. Gidişata göre taktikler geliştirip bir strateji uygularsın.

Venüs – Satrançta da var ki bütün bunlar.

Mars – Evet ama satranç tamamen strateji oyunudur. Oysa tavlada zara göre hamle yapıldığı için şans faktörü vardır. Tıpkı hayat gibi.

Venüs – Aaa evet doğru. Zar olunca işin içine şans da giriyor tabi.

Mars – O yüzden her ne kadar bir stratejin olsa da, şans faktöründen dolayı, çoğu zaman sezgilerini de içine katarak karar verirsin. İşte burada denge çok önemlidir Venüs. Kafana göre sürekli risk alamazsın. Alacağın risk ile değerlendireceğin fırsatların dengesini iyi hesaplaman gerekir ki çuvallamayasın.

Venüs – Doğru haklısın. Ben de kiminle aşık atıyorum di mi? 🙂 Seni böyle dinleyince şimdi, benim kazanmam imkansız şu durumda.

Mars – Niye canım? İmkansız diye bir şey yoktur. Hemen pes etme. Bazı hamlelerin fena değil aslında. Sadece biraz amatörsün. Bolca tavla oynarız, geliştirirsin kendini merak etme. Hem düzenli oynayınca; zihnimiz günlük rutininden çıkarak işlem hesapları yapacağı için, Alzeimer hastalığından korur bizi. Bu arada üzgünüm canım ama seni yine yendim Venüs. 😊 Neyse bu sefer en azından Mars olmadın. O da bir şey.

Venüs – Nasıl olmadım? Hayatım hep Mars ki benim. 😉

Mars – Aşkım benim.

Venüs – Aaaaa Marssss…

Mars – Ne oldu?

Venüs – Saat 12 olmak üzere. Bak sohbete dalıp yeni yılı kaçıracaktık neredeyse.

Mars – O zaman hadi hemen ışıkları söndür. Gözlerimizi kapatarak girelim yeni yıla.

Venüs – Tamam hemen söndürüyorum ışıkları ama gözlerimizi niye kapatıyoruz onu anlamadım. Baksana ışıkları söndürünce zaten karanlık oldu her taraf.

Mars Venüs’ü kollarının arasına alıp sevgiyle dudaklarından öper.

Mars – İşte bunun için Venüs. Her şey doya doya bunu yaşamak için.

Venüs – ❤️

Mars – ❤️

Didem Elif

Not: Çocukluğumdan beri tavla oynamayı çok severim. Fena bir oyuncu değilimdir aslında. Ancak sayıların Farsça isimlerini oldum olası öğrenemedim. O yüzden yanlış bir şey yazmamak için, tüm sayıların karşılıklarına internetten baktım. Hikayenin içinde hangisini kullanacağıma bir türlü karar veremeyince, ben de çıkarttım tavlayı ve zar attım. Şansıma hikayede yazdığım gibi altı iki çıktı. Yani Şeşi Dü. 🙂

Yeni yılda; hedeflerimiz doğrultusunda akıllı ve planlı bir şekilde emek harcarken, umarım şansımız da yaver gider de her birimiz kalbimizde olanı hayata geçirebiliriz. 🙂

Edebiyatla kalın,

Sevgilerimle…

Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluk arkadaşı ve yaşamının sonuna kadar ona en yakın kişi olan yaveri Salih Bozok ile tavla oynarken