Sevgi

Venüs yatak odasındadır. Dolabındaki kıyafetleri yatağın üzerine boşaltmıştır. O sırada Mars odaya girer. Fonda Kenan Doğulu’nun Pamuk adlı şarkısı çalmaktadır.

Mars – Venüsss.

Venüs – Ayy korkuttun beni. Geldiğini hiç duymadım.

Mars – Allahım senin bu sıçrayarak ve bağırarak korkmaların bir gün benim yüreğime indirecek ama Venüs.

Venüs – Dalmışım afedersin. Dışardaydın ya, birden odanın içinde sesini duyunca korktum.

Mars – Nereye daldın sen bakayım? Şarkıcıya ne kadar içlenerek eşlik ediyordun öyle.

Venüs – Bu şarkıyı ne zaman duysam çok üzülüyorum Mars. İki insanın birbirini çok sevip de kavuşamaması ne kadar kötü olmalı. Dinlediğimde çok üzüldüğüm bir ayrılık şarkısı daha var. Ay neydi adını hatırlayamadım. Duru gibi yerinde duramayan bir kadın söylüyordu. Ay neydii hay Allah. Benim bu hafızam ne olacak böyle? Neyse aklıma gelince söylerim.

Mars – Kimden bahsettiğini anlamadım. Elif’in radyo programını mı dinliyorsun yoksa yine?

Venüs – Yok radyo değil çalan. Hem Elif radyo programını bıraktı ki.

Mars – Aaa niye?

Venüs – Biz nasıl tüm kıyafetlerimizi boşaltıp, kullanmadıklarımızı eliyoruz ve ihtiyacı olana vereceğiz. Elif de şu anda biraz öyle bir dönemden geçiyor.

Mars – Nasıl yani?

Venüs – Dolabındakileri boşaltmış bir nevi. Son aylarda tüm yaptığı işlere o gözle bakıyor. Şimdi ise içlerinden bazılarını eleyip, öncelik sırasına göre planlı hareket ederek daha nitelikli işler yapmayı hedefliyor.

Mars – Yani bir daha radyo programı yapmayacak mı?

Venüs – Bilmiyor. Ancak mevcut şartlarda yapmayacak. İlerde ne olur bilinmez. Benim işim neredeyse bitti sayılır. Senin kıyafetlerine ellemedim. Sen de yarın yaparsın olur mu?

Mars – Tamam canım. Hadi gel şömineyi yaktım. Karşısında birer kadeh bir şeyler içelim. Yorulmuşsundur.

Venüs – Aaa ne iyi olur. Biraz üşümüştüm de, ısınırız hem.

Mars – Ben de ondan şömineyi yaktım zaten. Üşümüşsündür belki dedim. Yani yaz sıcağında ancak Elif’in karakterleri üşüyebilirdi zaten, öyle değil mi? :))

Venüs – :))

Mars – İşini bitirdiğinde yanıma gelirsin, ben salona geçiyorum.

Venüs – Tamam canım. Şunları poşetlere koyayım geliyorum.

Venüs yatağın üstündeki kıyafetlerin hepsini poşetlere koyup Mars’ın yanına gider. Mars şöminenin karşısında oturmuş küçük bir kağıda bir şeyler karalamaktadır.

Venüs – Hayırdır Mars ne yazıyorsun?

Mars – Alışveriş listesi çıkarıyordum.

Venüs – Alışveriş listesi mi?

Mars – Evet. Alacaklarımızı unutmamak için. Niye şaşırdın bu kadar? Sen ne sanmıştın?

Venüs – İnsan bedeninde bulunan 7 çakrayı yazacağını düşünmemiştim elbette ama senin kafa da pek enteresan çalışıyor. Sadeleşelim diye tüm kıyafetlerimi eledim sense daha şimdiden alışveriş listesi hazırlıyorsun. Şaka gibisin Mars.

Mars – Canım mutfak alışverişi bu Venüs. Elif zayıflamaya taktı diye biz hiç yemek yemeyecek miyiz yani?

Venüs – Haaa mutfak için miydi ayy pardon. Alışveriş deyince benim aklıma kıyafet geldi nedense. :)) Ver bakayım neler yazmışsın? Aaa wok tavası da ekler misin Mars listene?

Mars – Wok mu?

Venüs – Evet Wok. Japonların ve Çinlerin kullandığı bir tava çeşidi.

Mars – Wok’un ne olduğu biliyorum. Sanki yemek yaptığın mı var Allah aşkına Venüs? Ne alaka yani? Olanla idare edelim, gereksiz masraf yapmayalım diyoruz. Yeni bir tava almanın sırası mı şimdi?

Venüs – Aaa bazen yapıyorum ki aşkolsun sana ama. Gözüne dizine dursun yaptığım yemekler. Senin seçtiğin bu malzemeleri görünce aklıma körili, mantarlı tavuk tarifi geldi ne yapayım? Wok tavada yapınca çok güzel oluyor. Sana lezzetli bir yemek pişireyim istemiştim.

Mars – Normal tavada yapsan ne olur sanki?

Venüs – Öyle deme bir tavanın bile yemeğin lezzetine katkısı vardır.

Mars – Seninle tartışılmayacağını hep unutuyorum. Tamam aşkım. Madem çok istiyorsun alırız tabi.

Mars eline bir odun alıp ateşe atar.

Mars – Hadi ateşe odunlarımızı atalım.

Venüs – E şimdi attın ya sen.

Mars – Öyle değil. İçimizde tutup, kendimize yük ettiğimiz her şeyi ateşe odun atar gibi atalım Venüs.

Venüs – Nasıl yani?

Mars – Hani Elif’in Hıdırellez Özel yayınında radyoda yaptığı gibi. Mesela benimle ilgili tüm kötü anılarını şu anda at ateşe Venüs. Yansın kül olup gitsin. Gitsin ki yeni anılarımız için yer açılsın.

Venüs – İyi de benim seninle ilgili hiç kötü anım yok ki.

Mars – Olur mu canım? İlla ki vardır. Hiç istemediğim halde seni çok üzdüm biliyorum.

Venüs – Hayır gerçekten. Geçmişimizle ilgili hiç üzülmüyorum ki ben. Aaa yok yok dur. Buldum. Benimle küstüğün, iletişim kuramadığımız tüm zamanları yakabiliriz aslında. Evet. Evet. O zamanları yakalım. Ne zaman bana küssen çok üzülüyorum çünkü. Onun dışında seninle birlikte olduğum her an benim için o kadar kıymetli ki. İyi ya da kötü, her ne olursa olsun seninle olan anlarımın bir saniyesini bile değiştirmek istemem.

Venüs Mars’tan hiç ses gelmeyince onun oturduğu yöne doğru bakar. Mars gözleri kapalı bir şekilde koltuğa basını yaslamıştır. Venüs içinden “uyumuş,” diye geçirir. Sessizce yerinden kalkıp başını Mars’ın dizlerine yatırarak yere oturur. Mars elini Venüs’ün saçlarına götürüp okşamaya başlar.

Venüs – Afedersin, öyle huzurlu görünüyordun ki, uyandırıp rahatsız etmek istememiştim. Gerçekten çok özür dilerim.

Mars – Uyumuyorum ki. Gözlerimi kapatmış seni dinliyordum. Tuhaf bir huzur veriyor sesin insana. İnsan susup öylece seni dinlemek istiyor.

Venüs – Gerçekten mi? Sesimi beğenmediğini sanıyordum. Böyle hissediyorsan ne mutlu. Peki ya sen Mars? Sen ne yakmak isterdin ateşte?

Mars – Geçmişteki tüm komplekslerimi atmak isterdim ateşe.

Venüs – Kompleks mi?

Mars – Evet. Senin yanında kendimi hep yetersiz hissediyordum. Her konuda o kadar iyisin ki. Bense senin yanında sanki daha olmamış gibiyim. Sana layık değilim diye düşünüyordum çoğu zaman. Senden kaçmak istiyordum bu yüzden. Küsmelerim hep ondandı. Bu duyguyla baş edemediğim için kendi içime kapanıyordum. Ama bu davranışlarım daha çok sensiz kalmama sebep oldu. Seni de kendimi de bu kadar üzdüğüm için çok üzgünüm. Sana daha önce “böğürür gibi konuşuyorsun,” dediğim için çok özür dilerim. O cümle ağzımdan nasıl çıktı gerçekten hiç bilmiyorum. Ben düşmanıma bile söylemem ki öyle şeyler.

Venüs – Dostuna böyleysen düşmanının halini düşünemiyorum Mars. :))

Mars – :))))

Venüs kafasını Mars’ın dizlerinden kaldırıp büyük bir aşkla sevdiği adamın yüzüne bakar. Mars sevgi içinde eliyle Venüs’ün yüzünü okşar. Hüzünlü yüzünde tatlı bir gülümseme vardır.

Venüs – Madem bugüne kadar böyle şeyler hissettin. Yakmakla çok iyi ediyorsun o zaman. Ama evimizde bundan sonra bir daha bunun gibi anlamsız düşüncelere yer vermeyelim olur mu Mars? Birlikte daha bir sürü güzel zamanlar geçireceğiz. Düşünsene bizim yaptığımızı kaç kişi yapabiliyor ki sanki. İnsanlar hep bir ev almanın hayalini kuruyor. Hatta bazılarının şansı oluyor da evlerine şömine bile yaptırabiliyor. Peki acaba bir kere karşısına geçip bizim gibi şöyle baş başa vakit geçiriyorlar mıdır? Hiç sanmıyorum. Oysa biz bak, baş başayız diz dizeyiz. Tek istediğim birlikte olmanın kıymetini bundan sonra unutmayalım. Olur da birimiz unutursa, diğerimiz gurur yapıp inatlaşmadan hatırlatalım. Anlamsız şeylere takılarak dünyayı birbirimize dar etmeyelim. Elimizde olan güzel şeylere odaklanalım ve sahip olduğumuz zamanı en güzel şekilde değerlendirelim. Sevgimizin yeryüzündeki her şeyden daha kıymetli olduğunu bilip, karşılaştığımız her sorunun üstesinden gelmenin yolunu mutlaka bulalım.

Mars kendini koltuktan yere doğru kaydırıp Venüs’ün yanına oturur. Elini Venüs’ün saçlarının arasına dolayarak onu kendine çekip uzun uzun öper. Birbirini çok seven Mars ve Venüs çifti, yerdeki kilimin üzerinde sabaha kadar aşkla sevişirler.

Didem Elif