Şifa

Mars; doğanın içinde, bir taşın üzerine oturmuş elindeki gazeteye bakmaktadır. Diğer elinde tuttuğu kalemle kucağında duran deftere bir şeyler yazmaktadır. Birdenbire ağaçların arasından telaş içinde koşturmakta olan Venüs çıkar.

Mars – Hah nihayet geldin.

Venüs – Ne demek nihayet geldin? Allah aşkına sen burada oturmuş elinde gazeteyle ne yapıyorsun?

Mars – Bulmaca ha-…

Venüs – Sana inanmıyorum Marsss. Ben Likya yollarında abidik gubidik taşların üzerindeki işaretlere bakarak seni bulmanın yolunu arıyayım, sen de sakin bir şekilde otur burada bulmaca çöz. Şaka gibisin ama.

Mars – Aslında gazetedeki bulmacayı çoktan çözdüm. Baktım uzadı gelmen, kendim bir tane hazırlayayım bakayım nasıl olacak dedim.

Venüs – Uzadı gelmen diyor hala ya. İnsan hiç mi merak etmez? “Nerede kaldı bu kız, acaba başına bir şey mi geldi?” deyip geri dönüp aramaz mı? Aşk olsun valla.

Mars – Sen de yani bir alemsin ama Venüs. Japonya’da kaybolduğunda merak ettim diye paparayı yedim. Şimdi de telaşlanmadığım için mi kızıyorsun? Pes artık.

Venüs – Aynı şey mi canım? Bu ıssız yolda tek başıma yürürken ya beni bir kurt kapsaydı. Hem baktın yanında yokum niye yürümeye devam ediyorsun ki?

Mars – Hoppala. Sonuçta ikimiz de aynı işaretlere bakarak yürüyoruz Venüs. Aslında yanımda olmadığını fark edince biraz yavaşladım. Yavaş yürürsem yetişirsin sandım. Sonra da senden hiç ses çıkmayınca, burada durup seni beklemeye karar verdim. Hem benim geri dönmem hiç mantıklı olmazdı. Ya yanlış yollara girip birbirimizle karşılaşamazsak, hepten kaybedebiliriz ki birbirimizi Venüs. Ben de en doğru olacak şeyin, doğru yolda olduğumdan emin olduğum bu taşın önünde beklemek olur düşündüm.

Venüs – Hımm.

Mars – 🙂 Gel otur yanıma ateşli hatun. Biraz dinlen. Hadi bana elini ver.

Mars elini Venüs’e doğru uzatır. Venüs Mars’ın elinden tutarak yan tarafındaki taşın üzerine oturur. Mars elini sıkıca tuttuğu Venüs’ün yüzüne doğru yaklaşıp dudaklarına küçük bir öpücük kondurur.

Venüs – Demek bulmaca hazırlıyorsun. Ben hayatta kelime bulmaca çözemem. Beceremediğim için de çok sıkılırım. Sen hem çözmüşsün hem de yenisini oluşturuyorsun. Bravo valla.

Mars – Öylesine deniyordum işte. Aslında tamamen kendime göre sorular hazırlıyorum. Sorayım mı bir tanesini?

Venüs – Sor bakalım.

Mars – Dünyanın en zor mesleği.

Venüs – Soldan sağa mı, yukarıdan aşağıya mı?

Mars – Ne fark eder ki? Bu daha ilk sorun.

Venüs – Peki kaç harf? Aaa dur dur buldum. Fahişelik.

Mars – Oha yani Venüs!

Venüs – Aaa yoksa doğru değil mi? 🙂

Mars – Değil tabi ki. Hem fahişeliğin neresi zor canım. Bence en zevkli meslek. 🙂 Hem çok zevkli bir iş yapıyorsun hem de üstüne para kazanıyorsun düşünsene. Ben bir kadın olsaydım, herkese bedava verirdim valla. :)))

Venüs – Ahh Allahım tipik erkek kafası. Bütün erkekler mi aynı şeyi düşünür yahu?

Mars – Sen bu konuyu kaç erkekle daha konuştun ki Venüs?

Venüs – 🙂 Canımmm, yaniii. Misal olarak dedim.

Mars – Ben anlamam misal filan.

Venüs – Ama gerçekten. Bir kadın ve erkeğin cinselliğe bakışı malesef aynı değil Mars. Onu vurgulamak istemiştim. Bir kadın için sadece seks yapmak, üstüne para alsan bile çok zor bir şey. Daha doğrusu sanırım böyle bir şeyi insan ancak para için yapabilir.

Mars – Aşk için?

Venüs – Aşk için mi?

Mars – Aşk için yapamaz mı mesela? Diyelim ki erkek onunla sadece cinsellik yaşamak istiyor ve böyle bir talebi var ama kadın adama aşık olmuş.

Venüs – Olmaz öyle şey!

Mars – Neden? Dalgaları Aşmak filmini izlediğimizde ben kadının yaptığını çok saçma bulmuştum ama sen insanın aşık olduğunda akla almayacak şeyleri yapabileceğini söylemiştin hatırlasana.

Venüs – O filmde kadın aşkı için fahişelik yapıyordu. Aynı şey değil. Sen diyorsun ki adam sadece seks yapmak istiyor kadınla ama kadın ona aşık ve sırf bu yüzden kabul ediyor. Birlikte yemek yemiyorlar, ortak bir filmi seyretmiyorlar, el ele sokakta gezmiyorlar, yan yana uyumuyorlar; kadın adama gidiyor birlikte oluyorlar ve işleri bitince kadın evden gidiyor. Doğru mu anlıyorum?

Mars – Evet aynen.

Venüs – Çok mantıksız. Bir kere fizik kurallarına aykırı. Hani seks bağımlılığından bahsetsek anlayacağım ama sen aşk diyorsun. Kendisiyle sadece seks yapmak isteyen birine aşık olamaz ki bir kadın. Mümkün değil! Yani ortada bir duygu yoksa adam bu işte ne kadar iyi olsa bile kadın bu duygusuzluğu hisseder ki. Duygu; karşındakinin tavrının senin üzerinde yarattığı bir şeydir. İster dokunma yoluyla, ister sözle olsun. O yüzden de karşılıklıdır. Sana cinsel bir obje gibi davranan birine aşık olamazsın ki Mars.

Mars – Böyle bir şeyi ancak para karşılığında yaparsın diyorsun yani.

Venüs – Yani… Bence öyle. Sonuçta aşk dediğimizde; birini deli gibi istemekten bahsediyoruz öyle değil mi? O yanında yokken bedeninin ateşler içinde hasretle kavrulmasından. Yani onun bedenine kavuşmayı deli gibi özlemekten. Alakasız zamanlarda birdenbire aklına düşmesinden.

Mars – Venüsss…

Venüs – Aşık olduğun biriyle seviştiğinde seni zirveye çıkartan bir haz yaşarsın. Ama böyle bir haz yaşayabilmen için de bunun karşılıklı olması gerekir Mars.

Mars – Venüssss yeter! Konuyu kapatalım bence; yoksa birazdan Likya Yolu’ndayız filan demeyeceğim, zirveye çıkmak isteyeceğim ona göre.

Venüs – :))) Yani Marscım, senin şu adam seks yapıyor gibi görünüyordur ama aslında sevişiyordur kadınla. Bilgin olsun. 🙂

Mars – Hadi hadi bir an önce yürümeye devam edelim. Nereden açtık bu konuyu bilmem. Aklıma getirdin durduk yere. Zor tutuyorum kendimi ama. Girdiğimiz bu Likya Yolu’nu hava kararmadan tamamlayamayacağız bu gidişle. Ondan sonra da hiç yolumuzu bulamayacağız.

Mars ve Venüs yola koyulmak için ayağa kalkarlar. Venüs bir yandan konuşmaya devam etmektedir.

Venüs – Şu hazırladığın bulmacadaki en zor meslekten konu açılmıştı. Sahi neymiş senin kafandaki en zor meslek peki?

Mars – Maden işçiliği.

Venüs – Haa… Hiç aklıma gelmezdi valla. Şimdi fark ettim. Maden işçiliği üzerine bugüne kadar pek de kafa yormamışım doğrusu.

Mars – Ben de tazminat ve emeklilik haklarını alamayan madencilerin, hak arayışları için verdikleri mücadeleyi gazetede okuyunca fark ettim doğrusu. Madenciler bir ülkenin zenginliğine katkı sağlayan yeraltı kaynaklarını çıkartmak için oldukça ağır ve tehlikeli bir iş yapıyorlar. Ne kadar ileri teknoloji kullanılsa da, en çok ölümcül kazalar bu sektörde oluyormuş. Zaten bu kadar tehlikeli olduğu için kadınların ve çocukların madende çalışması yasak.

Venüs – Yaaaa…

Mars – Evet. Sadece 18 yaşından büyük erkekler yer altı madenlerinde işçi olarak çalışabilir. Hem fiziksel, hem kimyasal hem de biyolojik risk faktörleri var. Üstelik düşünsene; işyerin, yerin yüzlerce metre altında!

Venüs – Offf evet doğru söylüyorsun. Yalnız bizim de sevişmekten geldiğimiz konuya bak. 🙂

Mars – Açma şu konuyu artık açma Venüs!!!

Venüs – Ay tamam yaa…

Mars – Bak işte kırmızı beyaz çizgili boya var taşta. Oradan devam edeceğiz.

Venüs – Daha ne kadar yolumuz kaldı acaba Mars?

Mars – Bilmiyorum ki. Sıkıldın mı?

Venüs – Yok canım niye sıkılayım?

Mars – Yoruldun mu yoksa?

Venüs – Ayaklarım biraz ağrıdı. Normal yollarda yürümüyoruz sonuçta ama güzel bir yorgunluk bu açıkçası. Ruhuma ve kalbime o kadar iyi geldi ki. Güzel bir enerji ile doluyum. Söyledikleri kadar varmış. Bu yollar gerçekten şifalı galiba Mars.

Mars – Böyle düşünmene sevindim. Bu arada özür dilerim senden Venüs.

Venüs – Aaa o neden şimdi?

Mars – Geri dönüp seni aramadığım için. Beni öyle otururken görünce seni merak etmediğimi sandın ama seni elbetteki merak ettim. Endişelenip kötü hissetmemek için iyi olduğunu düşünerek kendimi oyalamaya çalışıyordum bir nevi aslında. Az önce dediğim gibi seni aramaya kalksam bir araya gelmemiz adına her şey daha da zorlaşabilirdi. Sana kendini köyü hissettirdiğim için gerçekten özüf dilerim.

Venüs – Aaay Mars ben onu çoktan unuttum ki.

Mars – Sen mi unuttun Venüs? :)))) Bilmiyorum seni sanki. Temcit pilavı gibi sen şimdi bunu ısıtıp ısıtıp sürekli önüme getirirsin.

Venüs – Bana bak Mars…

Mars – :))) Aaaa bak bak bir kırmızı beyaz çizgiyle boyalı taş daha…

Venüs – Hani nerde?

Mars – İşte bak orada.

Mars durup Venüs’ün gözlerinin içine bakar.

Mars – Gördüğün gibi Venüs, yolumuz belli… Hadi bana elini ver. Yürümeye devam edelim.

Venüs – ❤️

Didem Elif

Not: Herkes başkaları hakkında bir şeyler bilir. Belki doğrudur belki de değil. Ama gerçekte kimse bir başkasının ne hissettiğini bilmez. Belki tahmin edebilir ama bilmez. Bilemez…

Sevgilerimle…

Ek not: Başta kullandığım fotoğrafı; bir Likya yürüyüşü sırasında Sandal Ağacı’nın meyvesi olan, halk arasında Ayı Çileği ya da Kocayemiş olarak bilinen Dağ Çileği’ni topladığımda çekmiştim. Şifalı bir meyve olduğuna inanıyorum. 🙂