Sürpriz

Venüs ve Mars Sabiha Gökçen Havaalanı’ndadır. Dalaman’a kalkacak uçak için Boarding Salonu’nda beklemektedirler.

Mars – Ohh nihayet son yolculuğumuz. Hedefe ulaşmaya çok az kaldı.

Venüs – Evet! Çok heyecanlıyım. Yakında Kaş’ta olacağız.

Mars – Az kalsın uçağı kaçıracaktın ama Venüs.

Venüs – Ne yapayım İbrahim amcanın yaptığı dondurmalar öyle güzel görünüyordu ki hangisinden yiyeceğimi şaşırdım. Dayanamadım ben de artık, hepsinden yedim valla. Enfes dondurmaların eşliğinde Zahide teyzeyle sıcacık bir sohbetin içinde kendimi kaybedip zaman mevhumunu yitirmişim. Afedersin Mars.

Mars – Aşk olsun ama Venüs bari böyle ballandıra ballandıra anlatma.

Venüs – Haklısın özür dilerim ama sen de Elif’in ailesine uğramak istemedin ben ne yapayım? Keşke sen de gelseydin.

Mars – Japonya’dan İstanbul’a inince ve Dalaman uçuşumuz arasında altı saat vakit olunca yapmam gereken işleri anca hallettim. Yoksa seninle birlikte gelmeyi ben de isterdim. Ancak İstanbul’ın şartlarını göz önünde bulundurunca maalesef seninle gelmem söz konusu olmadı. Uçağa anca yetiştim ben de.

Venüs – Neyse başka zaman artık. Zaten evlenmeden evlerine gitmemiz de hiç hoş olmazmış.

Mars – Nasıl evlenmeden? Evliyiz ya biz.

Venüs – Nerde evliyiz Mars?

Mars – Hani Tanrının huzurunda evlendik ya. Unuttun mu?

Venüs – Ay öyle evlilik mi olur Allah aşkına. Sen Elif’e ne bakıyorsun? Onun öyle bir inancı olsa da gerçek hayat öyle işlemiyor malesef. Sonuçta farkındaysan Elif Türk aile yapısına sahip. Üstelik Karadenizli bir aile. Madem bundan böyle artık Kaş’ta yaşayacağız, Türk geleneklerine göre evlenmemiz lazım Mars.

Mars – Allah Allah çok saçma. Neyse yine de ne gerekiyorsa yaparız tabi. Neymiş o gelenekler bakalım?

Venüs – Önce senin ailenin gelip beni görmesi gerekiyor.

Mars – :))

Venüs – Ne gülüyorsun?

Mars – Benim ailem mi var Venüs? Topu topu kaç karakteriz şunun şurasında Allah aşkına. Kimi göndereyim ben şimdi seni görmesi için? Uranüs ile mi çözeceğiz o kısmı da yani… 🙂

Venüs – Hmm. Yani… Valla öyle görünüyor. Neyse detaylarda takılı kalmayalım. Çözeriz elbet. Yalnız bir şeyi fark ettim Mars. Sen de beni amma beleşe getirdin ha. Ne düğün, ne gelinlik. Hayret bir şey. Çırılçıplak Tanrının huzurunda evlenmişlermiş. Oldu!!!

Mars – :)) Ay yoksa gelinlik mi giymek istiyorsun?

Venüs – Evet! Tabi ki de. Hatta şöyle ünlü bir modacının elinden olsun. :))

Mars – Elif neler yazıyor böyle Venüs? Bugüne kadar giydiği gelinliklere doyamadı galiba. 🙂

Venüs – Konuyu Elif’e bağlayarak dağıtma. Valla onu bunu bilmem. Dört gün dört gece düğün isterim. Halaylı malaylı vurgulu çalgılı. Bak Tango yapamıyorum ama çok güzel halay çekerim. 🙂 Göbek bile atmazsam bana da Venüs demesinler.

Mars – 🙂 Sen coştun iyice bakıyorum. :))

Venüs – İmam nikahı istemediğime dua et Mars.

Mars – Oldu olacak tüm dinlere göre evlenelim istersen Venüs. Böyle dört gün dört gece değil elli kez düğün yaparız.

Venüs – Fena fikir değil aslında.

Mars – Şaka gibisin ama. Biz evrenseliz ki niye böyle adetlere uymak zorundayız hiç anlamadım.

Venüs – Ha unutmadan söyleyeyim bütün bunlardan önce bana çok güzel pırlanta bir yüzük alman anlamlı olur Mars.

Mars – Sen benimle dalga geçiyorsun öyle değil mi?

Venüs – Hayır dalga geçmiyorum.

Mars – Elif bugüne kadar kocalarından isteyemediği şeyleri senin aracılığınla benden istiyor anlaşılan. 🙂

Venüs – :))))

Mars – Hem hani para, pul, mal, mülk önemli değildi. Aşkımız ve sevgimiz her şeyin üstündeydi.

Venüs – Tabi ki önemli değil. Ayrıca Elif daha önce istememiş olabilir ama şu an düşünüyorum da sevdiğin bir insana verdiğin değeri anlatmak için pırlanta yüzük çok anlamlı bir hediye bence. Maddeye öncelik vermek değil bu. Sevdiğine senin gözündeki değerini maddi boyutta da aktarabilmek önemli. Bu aralarındaki bağı daha da güçlendirecektir.

Mars – Senin altının ne kadar olduğundan haberin var mı Venüs?

Venüs – :(( Aşk olsun ama Mars.

Venüs Mars’ın espri yaptığını anlamaz ve birden yüzü asılır. Venüs’ün ciddi ciddi üzüldüğünü görünce Mars daha fazla dayanamaz. Ceketinin cebinden küçük bir mücevher kutusu çıkartıp Venüs’e uzatır. Venüs şaşkın bir şekilde bir Mars bir de mücevher kutusuna bakar.

Venüs – Bu ne Mars?

Mars – Aç bak.

Venüs kutuyu elir alır, biraz da etraftan utanarak yavaşça açar. Pırlanta yüzüğü görünce yüzü al al kızarır.

Venüs – Marssss. Ama sen…

Mars kutudaki yüzüğü çıkartıp Venüs’ün yüzük parmağına takar.

Venüs – Aman Tanrım! Çok güzel!

Mars – Kapalı Çarşı’nın altını üstüne getirdim. En güzel yüzük buydu Venüs.

Venüs – Demek bunun için benimle gelmedin.

Mars – Sana sürpriz yapmak istemiştim. Kaş’a gidince güzel bir yemek eşliğinde vermek istiyordum ama yüzünün asıldığını görünce dayanamadım.

Venüs – Ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum Mars.

Mars – Bir şey deme. Sadece benim için çok değerli olduğunu bil yeter. Her nerede olursan ol bu değişmeyecek. Ben senin her koşulda mutlu olmanı istiyorum. Bir gün ben yanında olmasam bile bu yüzüğe bakarak bile mutlu ol olur mu?

Venüs – Ne demek ben yanında olmasam bile.

Mars – Hayat bu ya. Her ne kadar bizi Elif yazsa da hayat ne getirir hiç belli olmaz. Dilerim beraber mutlu bir ömrümüz olur Kaş’ta. Onun için bu yola çıktık sonuçta ama eğer başka türlü gelişirse de benim için her zaman özel olduğunu unutma.

Venüs – Niye sanki ayrılıyormuşuz gibi konuşuyorsun Mars.

Mars – Aslında yeryüzündeki hiçbir şeyin bizi ayıramayacağını anlatmaya çalışıyorum Venüs. İnan bana Türk adetleri umurumda bile değil. Başkalarının hakkımızda ne konuşacağı da. Ben sadece sana aldığım bu yüzükle sevgimizi sonsuza dek mühürlemek istedim. Yaşam bitip biz toprak olsak bile yüzüğümüz bizden sonraya da kalacak. Tıpkı 3000 yıl önceki Likya şiirinde yazdığı gibi:

“Beni bulamazsan üzülme,
Eşyalarımı bulacaksın.
Kestiğim taşları, açtığım yolları,
İşlediğim heykelleri bulacaksın.
Ve göreceksin ki binlerce yıl öteden,
Parmak izlerimiz değecek birbirine.”

Fonda bir anons duyulur. Venüs ve Mars bir an önce uçağa gitmeleri gerektiğini anlarlar. Konuşmaları yarıda kalır. Acele içinde eşyalarını toparlamaya başlarlar.

Didem Elif

Not: Bu yaz ilk defa İstanbul’a gidemedim. Babam seksen yaşından sonra çeşit çeşit dondurma yapmaya başlamış. Dondurmayı çok sevmem ama babam yaptığı her şeyi o kadar lezzetli yapar ki istemeden aklım kalıyor. Dilerim en kısa zamanda tadına bakabilmek nasip olsun.

Görsel olarak kullandığım fotoğrafı Dalaman Kaş arasında uçarken uçaktan çekmiştim. Kanatla gökyüzünün oluşturduğu geometri hoşuma gitmişti.

Sevgilerimle