İhtiyaç

Mars ve Venüs çifti balayı için geldikleri Kapadokya’dadır. Sabahın erken saatlerinde kaldıkları otel odasında yattıkları yerden gökyüzünde uçan balonları seyretmektedirler.

Venüs – Şu manzaranın güzelliğine bakar mısın? Ne kadar müthiş görünüyor öyle değil mi? Yarın biz de bineceğiz diye çok heyecanlıyım.

Mars – Biz de mi bineceğiz? Hadi canım! Ben hayatta o balona binmem.

Venüs – Nasıl yani? Buraya kadar geldik. Balona binmeden dönecek miyiz yani? Şaka gibisin ama Mars.

Mars – Oturduğumuz yerden ne güzel izliyoruz işte. İçine binmeye ne gerek var ki?

Venüs – Canım aynı şey mi? Bu sefer gökyüzüne doğru süzülüp yukarıdan bütün şehri göreceğiz. Ne demek ne gerek var?

Mars – Bana buna ihtiyacımız var gibi gelmiyor Venüs. Hayalimizde de pekala bir balonun içinde uçtuğumuzu canlandırabiliriz sonuçta. Bunun için bir sürü fotoğraf var, video var. Onları izleriz, binmiş kadar oluruz. Üstelik çok pahalı. Kaç elbise dikmemiz gerek o balonun parasını çıkartmak için senin haberin var mı? Hadi diktik dikmesine o dert değil de satmamız gerek onları bir de. Altından kalkabilir miyiz bilemiyorum.

Venüs – Ama bu fırsat kaçar mı? Öderiz bir şekilde Mars. Hayatta böyle şeyler insanın karşısına zırt pırt çıkmaz ki. Üstelik bu bizim balayımız. Şimdi para harcamayacağız da ne zaman harcayacağız? Hayal kurmak da bir yere kadar ama. Hem deneyimlemekten daha güzel bir şey olabilir mi? Bak balayına çıktık fena mı oldu? İki gün boyunca seninle baş başa ne kadar harika vakit geçirdik. Yalan mı?

Mars – Off evet o açıdan gerçekten süper oldu. Kokunu, tenini, sıcacık nefesini ne kadar da özlemişim. Sana dokunmak, sarılmak öyle müthiş bir şey ki. Gerçi Elif bizi mağaradan bir otel odasına sokmakla bana ne demek istiyor anladım ya ben neyse…

Venüs – Hahaha. Çok alemsin valla. Niye öyle bir şey demek istesin ki? Otantik bir ortamın ikimizin de hoşuna gideceğini düşünmüş olmalı. :)))

Mars – Tabi tabi eminim ondandır.

Venüs – :)))

Mars – Bu arada dua edelim de Elif’in balayımızı yazması üç beş yıl sürsün. Offf!!! O zaman Elif’i var ya baş tacı yapmazsam bana da Mars demesinler.

Venüs – Maalesef Marscım. Sadece bir bölümlük balayı diyaloğumuz var. Ayrıca bu bize ayırdığı son hikaye. Elif bitiriyor Mars ve Venüs Hikayelerini.

Mars – Ciddi olamazsın. Ama bu haksızlık. Düğünümüzü neredeyse bir yılda tamamladı. Balayına sadece bir bölüm mü ayırdı? Üstelik artık bizden vazgeçiyor öyle mi?

Venüs – Dedim ya. “Hayal kurmak bir yere kadar.” Elif için de geçerli bu sonuçta. Elif’in aklını ve kalbini bir araya getirmeye ihtiyacı vardı. Bizim aracılığımızla bunu başardı. Artık ne istediğini biliyor. Bırakalım da kız hayatını yaşasın.

Mars – Anladım. Haklısın galiba. Ayy dur o zaman iyice bir öpüp koklayayım seni son cümlelerimiz arasında. Bir daha fırsatım olmayacak madem. Baş başa kaldığımız şu anların doya doya tadını çıkartayım.

Mars sevgi içinde Venüs’ünü öper.

Venüs – Böyle öpme beni Mars. O kadar tatlısın ki, dayanamayacağım ve konuşmayı yarıda bırakıp üstüne atlayacağım ama şimdi.

Mars – Hah nihayet! Elif esas azgın olanın sen olduğunu itiraf etti sonunda. Boşuna seni bu kadar çok istemiyorum herhalde. Sebebi tamamen sensin Venüs. Son metinde de olsa Elif’in bu detayı paylaşmasına sevindim.

Venüs – :)) Tamam biraz seviyor olabilirim.

Mars – Biraz mı?

Venüs – :)) Konuyu kapat yoksa üstüne atlayacağım diyorum. Tamamlayamayacağız konuşmamızı ondan sonra son bölüm böyle yarım yamalak bitecek.

Mars – :))

Venüs – Sen şimdi gerçekten benimle balona binmek istemiyor musun Mars?

Mars – İsterim tabi neden istemeyeyim. Seninle her şeyi yapmak isterim o ayrı ama korkuyorum Venüs. Uçakla buraya kadar zor bela geldim zaten. Ama seni engellemek istemem asla. İstersen sen bin aşkım, ben seni buradan izlerim.

Venüs – Hiç olur mu öyle şey? Balayındayız unuttun mu? Ben buraya seninle olmak için geldim. Seninle birlikte olmadıktan sonra tek başıma gökyüzüne yükselmemin hiç bir anlamı yok ki.

Mars – Çok istediğin bir şey ya. Benim yüzümden mahrum olma diye diyorum.

Venüs – Evet gerçekten bu bölgede bir balonun içinde gökyüzünde süzülmeyi çok isterim ama seni her şeyden daha çok istiyorum Mars. Dört bir yanının taş üstüne taş olduğu Kapadokya’ya bir balon sevdası için geldiğimi düşünmüyorsun herhalde. Geçirdiğimiz tüm o süreçler boyunca anladım ki, benim en çok sana ihtiyacım var Mars. Hiç beklemediğim bir anda; sanki hapşırırcasına bir güç, hem de varlığını daha önce bilmediğim bir güç içimden çıktı ve beni buraya kadar getirdi. Yoksa belki de hala Patara kumsalında kumdan kale yapıyordum ben şu anda.

Mars – Benim de sana ihtiyacım var Venüs.

Venüs – Kalp kalp kalp o zaman… 🙂

Mars – Peki tamam.

Venüs – Ne peki tamam?

Mars – Bineceğim.

Venüs – Sahi mi söylüyorsun? İyi ama fikrini ne değiştirdi?

Mars – Balona binecek olmama sevinirsin sanmıştım ama sen hala sorguluyorsun Venüs.

Venüs – Sorguladığımdan değil sadece birden ne değişti merak ettim o kadar. İstemediğin bir şeye seni zorlamayı da asla istemem sonuçta.

Mars – Sebebi sevgi ve aslında bir nevi vicdan.

Venüs – Vicdan mı? Hiçbir şey anlamadım.

Mars – Eyvaaah… Şimdi vicdan diye bir öykü başlığı daha doğuruyorsun Elif’in içine ama. Neyse Elif’i bu durumdan kurtarmak için kısaca şöyle açıklamaya çalışayım. İnsan sevdiğini ihtiyacı olduğu bir anda asla yalnız bırakmaz Venüs. Her şeyden önce vicdanı izin vermez buna.

Venüs – Öyle mi?

Mars – Evet. Hatta vicdan öyle bir şey ki seninle birlikte olmayacak bile olsa sevdiğinin ihtiyacını elinden geldiğince karşılamak istersin. Çünkü onun mutluluğundan mutlu olursun.

Venüs – Hmm. Mutluluğundan mutlu olmak. Ne kadar da doğru. Senin ne zaman mutlu olduğunu görsem çok seviniyorum.

Mars – Hah şöyle. Madem hikayemizin son parçası bu metin. Vicdanı filan boşverip konuyu mutlulukla bağlayalım. Şu son iki gün içinde kendini en mutlu hissettiğin an hangisiydi söylesene Venüs?

Venüs – Sen benim üstümdeydin ve ben gözlerimi kapatmış bir şekilde tamamen kendimi sana bırakmıştım.

Mars – Diyorum işte azgınsın kızım! En mutlu olduğun ana bak hele. Sevişmemizi anlatıyorsun. Gerçi hiç şikayetçi değilim bundan. 🥰

Venüs – Dur canım. Cümlemi bitirmeme izin vermedin. Ondan bahsetmiyorum bir kere ben.

Mars – Ya neden bahsediyorsun?

Venüs – Benimle sevişirken birden durdun ve çok güzel göründüğümü söyledin. Bu cümleyi duyduğum o an gözlerimi açtım ve sana baktığımda kalbimi delen o dakikalar sanki sonsuzluğa kazındı Mars. Sözlerin bana öyle içten geldi o kadar içime işledi ki, kendimi daha önce hiç bu kadar güzel hissetmemiştim. O anda yaşadığım mutluluğu ömrüm boyunca unutabileceğimi sanmıyorum. Senin tarafından beğenildiğimi hissetmek kadar güzel bir şey yok benim için.

Mars – Bu kadınların güzellik derdi ne olacak bilmem.

Venüs – :)) Çok önemli bir ihtiyaç öyle deme. Miss Piggy bile güzel olduğunu duymak istiyordur eminim ki.

Mars – :))

Venüs – Aaa dur ben konuşmaya daldım sevinmeyi unuttum. Marsla birlikte balona bineceğiz! Yaşasın!!!

Venüs ayağa kalkıp yatağın üzerinde dans ederek zıplamaya başlar. Sonra mutlu bir şekilde kendini yatağa bırakır ve sevdiği adama sarılarak yanaklarından sıcacık öper.

Venüs – Bu kararınla bana harika bir balayı hediyesi verdin. Daha anlamlı bir hediye olamazdı. Gerçekten balona binmeyeceğini düşünmeye başlamıştım ki hediyen benim için sürpriz oldu.

Mars – :)) Hem şu mağaradan da biraz dışarı çıkmış oluruz bari dedim.

Venüs – :)) Taktın mağaraya ama. Ben hiç de mağaradaymışız gibi hissetmedim valla. Belki de Elif böyle bir balayı atmosferi kurgulayarak seninle mağarada bile yaşayacağımı anlatmaya çalışıyordur. Olamaz mı?

Mars – Sen mi mağarada bile yaşarsın Venüs? Güldürme beni lütfen. Bugün hangi kadın kabul eder böyle bir şeyi Allah aşkına?

Venüs – Aaa sen beni tanıyamadın ya hala… Neden yaşayamazmışım? Yaşadığımız yerin neresi olduğunun ne önemi var? Orayı güzelleştirmek bizim elimizde ki. Bak işte mağaradan ne kadar güzel bir oda meydana getirmişler. İçine havuz bile koymuşlar. Evimiz nerede olursa olsun, istedikten sonra sen ve ben birlikte şahane bir yere dönüştürürüz ki orayı. Yeter ki birbirimizin varlığından mutlu olalım.

Mars yatağın içinde Venüs’e usulca sarılarak boynundan öpmeye başlar. Bir yandan konuşmaya devam eder.

Mars – Sonrasında ne olacak hiç bilmiyorum ama şu an senin varlığını hissetmekten öyle mutluyum ki Venüs.

Venüs – Canımsın benim. Havuz demişken acaba diyorum biraz da havuza mı girsek seninle? Ne dersin?

Mars – Waww Venüs. Ben de az önce metnimizdeki ay pardon odamızdaki şu küçücük havuz ne kadar gereksiz diye düşünmüştüm. Çok yanılmışım. Şimdi fark ettim çok büyük ihtiyaçmış. 🙂 Her ne kadar bitecek olmasına üzülsem de; böyle bir final sahnesiyle bitecekse bu diyaloglarımız, kapanışa asla hayır demem bilesin.

Venüs – :)))) İlahi Mars. Tabi ki öyle bitecek. Elif odadaki havuz detayını Arşimet’in meşhur buluşuna bağlayacak değildi herhalde.

Mars – Valla o konuda hakkını yemeyeyim kızın. Elif ile hem fikir olduğum bir konu varsa şayet, o da Elif’in Türkan Şoray kanunları yerine fizik kanunlarına olan tutkusudur Venüs.

Venüs – :))))

Mars ve Venüs kalplerinden yayılan sıcacık bir gülümsemeyle birbirlerine (Mars ve Venüs Hikayeleri’ne) veda ederler.

Didem Elif

Not: Kalp ve akıl arasında bir köprü kurma niyetiyle başlayan Mars ve Venüs Hikayeleri “İhtiyaç” adını verdiğim bu bölümle sona eriyor.

Hep Sevgiyle Kalın…