Kader

Mars acil ihtiyacını giderir gidermez güverteye gelir. Venüs’ü göremeyince suya atladığını düşünerek denize bakar fakat Venüs ortalıkta yoktur.

Mars – Venüüüs???

Venüs – Geliiiyoooruum.

Venüs teknenin arka tarafından yüzerek öne doğru gelmektedir.

Mars – Ne yapıyorsun sen Venüs?

Venüs – Yüzüyordum.

Mars – Karşı kıyıya gitmek için bolca yüzeceğiz zaten, niye kendini yoruyorsun anlamadım.

Venüs – Seni beklerken suyun içinde hareket etmenin bana daha iyi geleceğini düşündüm.

Mars – Daha başlamadan yoruldun ama. Bari hedefimize doğru yüzseydin de yol alsaydın, ben sana yetişirdim. Sense teknenin etrafında dönmüşsün.

Venüs – Aklımdan karşı kıyıya doğru yüzmek geçmedi değil. Ama ya sen içindeyken zaten batmaya başlamış olan şu tekne hepten suya gömülürse. Böyle düşününce buradan uzaklaşamadım. Aklımı boşaltmak için de durmadım yerimde işte. Neyse hadi atla artık yanıma. Seni çok özledim.

Mars balıklama suya atlar. Dipten yüzerek Venüs’e sarılmış halde suyun yüzeyine çıkar. Sevdiği adamın nefes almasına fırsat verdikten hemen sonra Venüs onu dudaklarından öper.

Venüs – Hah şöyle. Bir an ya sana bir şey olur da yanıma gelemezsen diye çok korktum. Neyse ki geçti.

Mars – Niye korktun o kadar anlamadım. Sonuçta hikayenin sonrası belli. Karşı kıyıya geçeceğiz, başka karakterlerle tanışacağız ve bir sürü şey yaşayacağız. Pardon konuşacağız demek istedim. 🙂 Elif zaten o kısımları yazdı ya. Bence çok yersiz olmuş korkman. Kader denilen şey işte. Önden yazılmış. Bize de artık bunu yaşamak kalıyor.

Venüs – Canım o kısımları yeniden yazmakta ne var. Ya Elif kurguyu değiştirmeye karar verdiyse.

Mars – Niye yapsın ki öyle bir şey?

Venüs – Yapmaz değil mi? Ne bileyim ben korktum işte. Zaten o yüzden aklıma olumsuz şeyler gelmesin diye teknenin etrafında yüzerek vakit geçirdim ya.

Mars – Her an başımıza olumsuz şeyler gelebilir elbette ama benden kurtuluşun yok ben sana söyleyeyim. Ne yaparsan yap senden vazgeçmeye niyetim yok benim. Senin tüm uzun mesafe yüzme korkuna rağmen başaracağız biz bu işi. Demedi deme. 😉

Venüs – Madem kaderimizde var onca yolu yüzerek kendimizi yormayalım o zaman.

Mars – Nasıl yani? Yüzmezsek nasıl varacağız karşı kıyıya Venüs? Hiç olur mu öyle şey? Yüzeceğiz ki kaderimizi yaşayalım.

Venüs – Canım karakterler bu aşamada devreye girse ne olur sanki? Mesela Del4 Japonları tekne turuna çıkarmıştır ve denizde bizi görür kurtarır. Ya da Noel Hoca sandalla balık tutuyor olabilir. Birdenbire bize rastlar. Fena mı?

Mars – Çok alemsin Venüs. Oldu olacak hikayeyi sen yaz bari.

Venüs – Ne yani olamaz mı?

Mars – Olabilir. Tesadüf olarak hepsinin gerçekleşmesi mümkün tabii. Hatta bizi illa kurtarmak isterse yepyeni bir karakter bile çıkartabilir karşımıza Elif. Ama anladığım o ki, karşı kıyıya yüzerek varmamızı istiyor. Yoksa kader yerine tesadüf adını verdiği bir öykü kaleme alırdı. Ayrıca kaderimizde var nasılsa diyerek her şeyi Elif’in akışına bırakamayız ki Venüs. Biz sanki tüm o olanlar hiç yaşanmamış gibi unutup; bir yandan bulunduğumuz anın içinde yaşarken, kavuşmak için -karşı kıyıya ulaşmak için yani- elimizden geleni yapacağız.

Venüs – İyi peki tamam. Yüzmekten kaçış yok anladık. Hadi başlayalım o zaman.

Mars yaramaz bir ifadeyle gülümseyerek Venüs’e yaklaşır ve ona sarılır.

Mars – Başlamadan az önce yaptığın gibi beni tekrar öpsene Venüs. İkimize de enerji versin, güç versin. Resmen ömrümün orucu oldu bu yolculuk. Şikayet ettiğim Japonya’yı özledim valla. Uzun süre daha yalnız kalamayacağız gibi görünüyor.

Venüs – Oruç mu ne alaka?

Mars – Seni çok istediğim halde sürekli nefsime hakim oluyorum daha ne olsun. Yaradan bugüne kadar tutmadığım oruçlara bunu sayar mı bilmem tabi de büyük bir sınav veriyorum kendi içimde onu demek istedim. O yüzden bir öpücüğü çok görme bana. 😉

Venüs – Biliyor musun Mars, bazen yüzün çocuk gibi oluyor. Kaç yaşına gelirsen gel çocuksu ifaden hiç değişmiyor. Bayılıyorum bu haline. Birkaç saniyeye sığan böylesine küçük bir zaman dilimi, nasıl mucizevi bir şekilde insanın kalbini kocaman bir sevgiyle dolduruyor. Bakışların seninle Japonya’da pikniğe gittiğimiz güne götürdü beni şu an. Çimlere serdiğimiz çarşafın üzerinde baş başa oturarak yaptığımız piknik ne kadar da güzeldi. Japon pastanelerinde bulamayız diye sana pikniğimize özel olarak Türk simidi pişirmiştim. 😍

Mars – Aman Allah’ım offff, gerçekten çok güzel bir gündü.

Venüs – Afiyetle yemeğimizi yedikten sonra, sarılarak çimlere uzanmıştık. 😇 Lastik bile atlamıştık. Pardon ip atlamıştık demek istedim.

Mars – O detayı söylemeseydin iyiydi. Zaten Elif bana erkeksi bir anı yazsa şaşardım Venüs. Bir an romantik bir şey yazacak diye umutlanmıştım.

Venüs – 😍🙈😂

Mars – Ben senin gülüşünü yerim. Tatlı şey. Yalnız hala öpücüğümü vermedin. Sabırla seni bekliyorum.

Venüs – Göz göze olduğumuz şu anın doya doya tadını çıkartayım dedim. ❤️🤗

Venüs gözlerini kapatır ve Mars’ı uzun uzun öper. Sevgi dolu bu öpüşmenin ardından Karşı Kıyı’ya doğru yüzmeye başlarlar.

Didem Elif