Nereden Nereye?

Geçmişime baktığımda yıllar içindeki değişimim bana çok ilginç geliyor. Sadece ben değil, yaşadığım hayat koşulları da çok değişti. Ben ki öyle alan değiştirmeyi pek sevmem, yine de epeyce bir yol almış gibi hissediyorum kendimi. “Nereden nereye?” dediğim bir yerdeyim. Dokuz yıl sonra İstanbul’da başladığım “Yeni Hayat”; daha emekliyor seviyede olsa da ve bu seçimin sonucu ne olacak bilmesem de, benim için mutluluk ve heyecan verici geçiyor.

Geçen haftayı, son 9 yılımda yaz kış yaşadığım Kaş’ta geçirdim. Yaz kış yaşadığım diye belirtmek gerekiyor çünkü Kaş’ta yaşadığımı söylediğimde, Kaş’ı sadece yaz boyunca değerlendirenler olduğu için, Kaş’ta yaşayan insanlar bile “Yaz Kış mı?” diye sorardı. Doğrusu yaşarken bu güzel kasabadan kaçtığım bir mevsim varsa o da yazdı. Dolayısıyla son dokuz yıldır ilk kez Kaş dışında bir kış geçiriyorum. Bu kadar benimsedikten sonra ayrılma kararını vermek zordu ama beş ay sonra Kaş’a gidince hissettiğim duygulara bakınca Kaş’ı kafamda tamamen bitirdiğimi anladım. Bu sanırım 46 yaşında hayat rotasını tamamen değiştirmiş benim için iyi bir şey.

Sevdiğim ve özlediğim arkadaşlarımla aylar sonra birlikte olmanın mutluluğu yabana atılacak gibi değildi aslında ama öbür yandan Kaş’ın sokaklarında dolaşırken her şey bana çok uzak geldi. 9 sene boyunca oturduğum evde, eski eşimin bana ait olan ama hala İstanbul’a getiremediğim için geçici bir süre orada tuttuğum eşyalarımın yerlerini değiştirerek bambaşka bir şekilde kullanması bu yabancılaşmayı pekiştiren bir şey oldu.

Eskiden evin olduğunu düşündüğün bir yerde misafir olmak, sanki ölmüş bedeninin ardından ruhunun ortalıkta dolaşması gibi…

Gitmeden önce duygusal anlamda daha derin şeyler hissederim en çok da hüzünlenirim sanmıştım ama nasıl çekilen bir dişin sinirleri alındığı için artık o bölgede hiçbir şey hissetmezsin, öyle bir şey oldu bana da. Yalnız kalmayı sevdiğim yerlere gitmek bile anlamsız geldi.

Yaklaşık iki ay önce kendi kendime “artık dönmeyeceğim Kaş’a, rotam belli, neyi bekliyorsun?” diyerek motorumu bir anda satmaya karar vermiştim. Galiba sen kararında net olunca olaylar daha hızlı gelişiyor. Kaş’ta verdiğim ilan sonrası motora hemen alıcı çıktı çünkü. Vekalet vererek alıcıyı hiç bekletmeden satışı gerçekleştiriverdim ben de. O yüzden de bir hafta boyunca Kaş’ta hemen hemen her yere yürüyerek gittim. Bu durum da gittiğim yerleri tuhafsama duygumu perçinlemiş olabilir tabi.

Sanırım sürekli Kaş’ı ve babasını özlediğini söyleyen kızım için de durum benzer oldu. Orada geçirdiği bir hafta boyunca benim, okulunun, öğretmeninin, okuldaki arkadaşlarının resmini yapıp durdu. Tıpkı onun doğduğu ve çocukluğunun ilk yıllarının geçtiği yer olması gibi, benim de bambaşka bir şekilde yeniden doğduğum ve potansiyelimi büyüttüğüm yer oldu Kaş. Sırf bunun için bile her zaman anlamı başka olacak. Yine de, her ne kadar maddesel anlamda kendimi İstanbul’a tam anlamıyla getirememiş olsam da (ki bu seferki gidişimde yazlıklarımın hepsini getirdim, kalan eşyalarımı da en yakın zamanda getireceğim inşallah); ruhumu komple getirmiş olduğumu görmekten yana çok mutluyum.

Bütün bunları yazarken aklıma düşen Tolstoy’un “Efendi ile Uşağı” kitabında dediği gibi:

“Alışkın olduğumuz şeylerden vazgeçmek ne de zor görünür. Lakin yapacak bir şey kalmadıysa yenilerine de alışmak mümkün.”

Didem Elif

Not: Kapaktaki fotoğrafı Dalaman’a inerken uçaktan çektim.