Sus Yoksa Ağzına Biber Sürerim

Polis 17 Aralık 2009 günü, Abdi İpekçi Parkı’nda üç gündür eylem yapan Tekel işçilerine ve onlara destek vermeye çalışan milletvekilleriyle öğrencilere; biber gazı, gaz bombası ve su ile müdahale etti. Eylemi bu şekilde dağıttı. Doğrusu manzara içler acısıydı. İşçilerin Ak Parti Genel Merkezi’ne ilerlemeye kalkışmasıyla başladı her şey. Tazyikli sudan etkilenen işçilerin bir kısmı parkta baygınlık geçirdi, bir kısmı polisten kaçmak için bu soğukta parkın havuzuna girdi. İşçilere destek vermek için eylemcilerin yanında bulunan milletvekilleri de bu uygulamadan nasibini aldı. İnsanların gözlerine sıkılan biber gazı, eylemi dağıtmada etkili bir araç oldu şüphesiz.

Tekel işçilerinin esas derdi nedir? Ne olabilir? Aş, iş. Haklarını korumak için eylem yapanlara müdahale edenler ne diyor? Eylemleri yasal değilmiş. Provokasyona alet edilmişler. Böyle bir müdahale yapmazlarsa daha sıkıntılı günler bizi bekliyormuş.

Sorunlarımız böyle biber gazlarıyla korkutularak çözülecekse, kesinlikle bizi daha sıkıntılı günler bekliyor. Ama merak etmeyelim. Sıcak evlerimizde otururken, gözümüz alışır nasılsa yakında bu manzaraya da. Çekirdek çıtlatarak izlemeye bile başlayabiliriz haberleri. Ha bir de yanına mısır patlağı iyi gider doğrusu. Aksiyon filmi izler gibi seyrederiz.

Çocuklar istenmeyen şeyler söylediğinde, ebeveynleri tarafından korkutulmak için “Ağzına biber sürerim senin!” sözü kullanılır. Korkutarak insan susturmak bizim alışık olduğumuz bir sistem yani. Oysa bilinçli davranış konuşmayı gerektirir. Çocuklarıyla konuşarak onlara yol göstermeyi seçen anne baba, çağdaş bir insan kazandırıyor topluma.

Çıplak Kral masalı herkes tarafından bilinir. Giyim kuşamına pek düşkün kral, terzinin oyununa gelir. Tezi diktiği elbiseyi sadece aptalların görebileceğini söyleyerek, gerçekte olmayan bir giysi giydirir krala. Aptal yerine konmamak için, kralı çıplak gören halk sessiz kalır. Ta ki bir çocuk “Kral çıplak!” diye haykırana kadar, kimse cesaret edip krala gerçeği söyleyememiş. Aptal olmaktan korkan kral ve halk daha da çok aptal durumuna düşer. Nihayetinde kral, çocuktan alır haberi! Bu bir masal elbette. Ama gördükleri ve duydukları hakkında bu kadar açık ve dürüst bir çocuğun diline biber sürüp susturan olsaydı, gerçeği kimse belki de itiraf etmeyecekti.

Acı biberlerle mi susturulmalı çocuklar? Biber gazlarıyla mı dağıtılmalı hak arayan meydanlar? Sorunlarla karşılaştığımızda bulabildiğimiz çözüm yolu bu mu? Duymak istemediklerimizi duymaktan kaçtıkça, sorunlarımız daha çok büyüyor. Geçici çözümler bu yöntemler. Bunu değiştiremediğimiz sürece; toplum olarak geride kalmaktan kurtulamayacağız gibi gözüküyor.

Bizim Avrupa / 18 Aralık 2009

Facebook
Twitter
Instagram